Pişen armutun ağzıma düşmesini beklememenin ve ayılık suçlamasına karşın armutun en güzeline vurulmanın yeriydi benim için kütüphane. Balık verilen sınıfları terk ederek, su ve balıkla haşır-neşir olmanın ve suyu hayat, balığı da memat olarak yaratana şükrün merdivenleriydi benim için kütüphane. Öğrencilikten istifamı verip talebeliğin irfan yolculuğuna kapı aralamanın nefesiydi benim için kütüphane. Satırın üzerinden sunulan bilgilerin, satır aralarında kaybolmanın ve insanlar arasında kaybettiğim kendimi kelimeler arasında bulmanın tadıydı benim için kütüphane.Sokak sokak, cadde cadde aranılan adres gibi, hakikatin dikenli yollarında, hikmetin kıvılcımlarına kendimi bırakmanın tazelenen soluğuydu benim için kütüphane. Kelimelerini tüketemeyeceğiniz ve okumakla bitiremeyeceğiniz devasa bir kitaptı benim için kütüphane.
Bu yüzden kütüphaneler, hayatımın ve hayalimin merkezinde otağ kurmuşlardır her zaman. Ne zaman bir kütüphaneye gitsem, raflara dönüp benimle konuşur musunuz kitaplar diye haykırasım gelir. Ama haykıramam, çünkü orası bir kütüphanedir. Ve kütüphaneler dışardan bağırmanın değil, içerden konuşmanın mekanlarıdır. Sessiz ve derin çığlıkların mekanıdır kütüphaneler. Kitapların satır aralarında yapılan hakikat arayıcılığında gerçekleşen fetihlerin verdiği sevincin, çığlıklara tahavvül mekanıdır kütüphaneler. Kimse duymaz ya da kimse hissetmez sizin hangi fikrin ülkesini ya da hangi duygunun kalesini fethettiğinizi. Çünkü herkes kendi fethiyle meşguldür orada. Ve herkes ele geçireceği ya da kendisini kurban edeceği fikirlerin arefesinde soluksuz nefes almaktadır. Bu yüzden kapalıdır âleme, çünkü tümüyle açıktır gömüldüğü kitabın içindeki âlemlere.Namaz kılan bir mü’minin dünyadan kaçarak Allah’a (CC) açılması gibidir çünkü okumak. Kendini bir âleme kapatarak, 18 bin âleme açmanın adı ve tarifsiz tadıdır çünkü okumak. Bu yüzden kitapla baş başa kalmak, sevgiliyle mahrem bir dünyada baş başa kalmaktan farksızdır. Ve siz kitapla aranıza kimseyi almak istemezsiniz. Çünkü şirktir bu ortaklık. Çünkü kitabın bilgisini paylaşmak tevhitken, kitapla aranıza başkalarını almak şirktir. Ve yeryüzünün bütün şirkleri bir araya gelse tevhide duramayacağından kitapla aranıza almazsınız kimseyi. Kitap sizden bir parça, sizde kitaptan bir âlemsinizdir artık. Ve kitaptan alemlere, alemlerden kendinize bir seferin içinde nefersinizdir. Hiç bitmesini istemeyeceğiniz bir seferin neferi olarak, dıştaki bütün seslere kapalı, içteki bütün haykırışlara açıksınızdır artık.
İşbu kitap ve kütüphane aşkı neler yaptırmadı ki bana.Mesela, ünivesite hayatım boyunca okulun kütüphanesindeki kitaplara sıra sıra dokunurdum, dokunurduk. Özür diler gibi dokunurduk kitaplara. Sizi okuyamıyoruz ama size dokunuyoruz. Özür dileriz ama ancak bunu yapabiliyoruz. Bizi bu yüzden affedin ve içinizdekileri bizden esirgemeyin lütfen diyerek dokunurduk kitaplara. Kütüphanenin bir ucundan diğer ucuna yapardık bunu. En çok da Serkan yapardı. O da kitap ve kütüphane delisiydi çünkü. Kelimelerin peşinde bir cenk eriydi Serkan. Korkmadan savaşırdı bütün fikirlerle. Bütün fikirlerin açığı ama sadece hakikatin kaçığıydı Serkan. Onunla dokunurduk sıra sıra kitaplara. Sanki ellerimizle iletişim kurmaya çalışırdık kitapların içindeki fikirlerle. Bize kendinizi sunun derdik. Çünkü sevgiyle ve asla kanatmadan dokunmanın derdindeydik kitaplara. Kitaplara dokunarak kendimizi dokumanın derdindeydik. Ve biz bunu atalarımızdan miras almıştık. Çünkü atalarımız, kitabın da, kütüphanenin de manifestosunu yazmış insanlardı. Dünyanın, kitabın ne olduğunu bilmediği zamanlarda, İslam medeniyetinin ‘Oku’yan erleri yeryüzünün en muhteşem kütüphanelerine imza atmışlardı çünkü. 1000 yıl önce 1,5 milyon kitaplı kütüphaneler kurmuştu çünkü benim ecdadım. Onlarda Kur’an’dan miras almışlardı bunu. Çünkü Allah, yerleri ve gökleri kıskandıracak bir emri insana tevdi ediyor ve “Oku”yun diyordu. İlk 5 Âyet-i Kerime’de 2 kez tekrarlıyordu bunu. Sonrasında “yaz” diyordu.“Sana kalemle yazmayı öğreten O’dur” diyordu peygamberine. Ve okuyup yazıyordu ashap, okuyup yazıyordu ümmet. Bir sûre indiriyordu sonra ve kaleme yemin ediyordu Allah. Kaleme yaratıldığı günden beri en yüksek payesini veriyordu Allah. Ve kalem yazıyordu Allah’ın ayetlerini. Kalem kalem, kelam kelam yazılıyordu ayetler. Oluşuyordu kütüphaneler. Kütüphaneler bir şehre dönüşüyordu sonra. Şehirler birer ülkeye. Ülkelerden medeniyetler inşa ediliyordu. Çünkü İslam, ‘Oku’manın medeniyetiydi. İslam, bir kitap medeniyetiydi. İslam, kütüphaneler medeniyetiydi. Biz de İslam’dık elhamdülillah ve Allah’a teslim olmanın şifrelerini arıyorduk kütüphanelerde. Kitapların arasında, hiçbir araya sığmayacak hakikate dair, bilgi avına çıkıyorduk. Anlamak için kitap kitap dolaşıyorduk. Soluksuz arıyorduk hakikati. Gerçekle yetinmeyip hakikate kanatlanmak için peşinde koşuyorduk kitapların. İşte o gün bugündür kitaplara ve kütüphanelere sevdalıyımdır. Hiç bitmemesini istediğim bir sevdadır bu. Hatta her gün büyüttüğüm bir sevda. Bugün dünden daha çok seviyorum kitaplarımı. İyi ki varsın kitap. İyi ki varsınız kitaplar. İyi ki varsınız kütüphaneler.
Evet, hâlâ dünyaya dair en büyük hayalimdir bir kütüphanede yaşamak. Kitaplarla dolusu bir ev değil, bir kütüphanede yaşamak. Kitapların araz değil cevher olduğu bir dünyada yaşamak. Kitapların toprak kokan koridorlarında nefes almak. Ve yine kitapların gölgesinde geceye gözlerimi yummak. Kitapların sabahında güneşle seramoniye durmak. Kitapların reveransıyla merhaba demek dünyaya. Kitapların eşliğinde adım atmak dünyada ama ukbaya. Sıradan bütün günleri saraylara çevirmek. “iki günü eşit olan zarardadır” diyen Efendimiz’in (SAV) izinde kitaplarla meydan okumak monotonluğa. Her gün kazanılan yeni bilgilerin yaşayan elleri olarak meydanı doldurmak kitaplarla. Meydanı şeytan ve yardakçılarına bırakmamak için dolmak ve doldurmak kitaplarla. Zulmün gövdesinde patlayan bir bomba olmak için dolmak ve doldurmak kitaplarla. Putların alacakaranlığında kalmamak için dolmak ve doldurmak kitaplarla.
Dünyaya dair bu hayalimin gerçekleşen kısmının ise cennet olduğuna ve yaşayacağım kütüphaneden aralanan bir kapının beni cennete taşıyacağına inanmaktayım hâlâ, büyük bir saflıkla. Bir kapı aralanacak ve kulum “haydi gir cennetime” diyecek bir ses. Modern zamanların kurmaca insanlarının ev, araba, makam, mevki ve şöhret hayalleri yanında ne büyük bir saflık bu Allah’ım. Bu saflığı benden asla alma Allah’ım. Ve bu ummeti, saflığını koruyan ümmilerden saf saf bir ordu yap Allah’ım.
Bir kütüphanede yaşamak. İşte hepsi bu.
Bir kütüphanede yaşamak
Reviewed by Habersizim
on
14:43:00
Rating:

Hiç yorum yok: