Türkiye’ye ne demek istiyorlar?

Türkiye’nin varlığı gâvurların kabusudur. 100 yıllık kabus. Gâvurlar koalisyonunun üzerine çullanmasıyla zar zor Misak-ı Milli sınırlarına sıkıştırılan bir potansiyelin, yeniden harekete geçmesi ise bu kâbusun pik yaptığı noktadır. Bu potansiyel harekete geçerse, dünyanın tüm mazlumlarına bir umut ışığı doğar. Bu umut ışığı da gâvurların kabusunun bir parçasıdır. Eğer bu potansiyel harekete geçerse, sınırlar anlamsızlaşır, planlar çöker. Bu da onların kabusunun bir parçasıdır. Sürekli tedirginlik olmalı, yönetilemez olmalı, zayıf olmalıdır Türkiye. Bu kabusun ilacı budur.
Ankara’da son beş ay içindeki üçüncü büyük patlama. Hangi siyasi görüşe sahip olursak olalım biraz düşünelim. Bir bomba bir ülkenin merkezinde neden patlar? Sözde ‘özgürlük’ mücadelesi verenler de düşünsün. Bir bombalı araç şehrin ortasında durakta otobüs bekleyen insanların dibinde neden patlar? Bir bomba hangi mevziyi kazandırır ‘özgürlük savaşçılarına’? Diyarbakır Sur’da her sokağa barikat kurup, bombalı tuzaklar kuran teröristleri aklamak için gece gündüz uğraşan medya da cevaplasın bu soruyu. Şehrin göbeğinde patlayan hangi bomba ‘hak mücadelesi’nin bir cüzü olabilmiştir?
İstihbarat zaafiyeti mi dediniz? Önlemlerin yetersizliği, Kahrolsun AKP, “Hükümet istifa” mı diyorsunuz? Ne derseniz deyin bombanın amacına hizmet edeceksiniz.
Taşeron örgütler eliyle bu bombayı şehrin göbeğine koyan her kimse, Türkiye’ye savaş açmıştır. Bu savaşın bir ucu Türkiye potansiyelinin gücünü söndürmeyi amaçlar, bir ucu ise gâvurları yüz yıldır diken üstünde tutan kabusu bitirmeyi.
Türkiye gâvurların kabusudur. Gıcık olurlar Türkiye’ye. Korkarlar. Hiç üşenmeden dünya haritasını açın. Dünyada mazlumların umudu olabilecek Türkiye’den başka tek bir ülke daha gösterin. Sadece tek bir ülke daha. Gösteremezsiniz. Türkiye’nin masada gâvurların karşısına oturup elindeki kozları masaya koymasından fena halde tiksinmektedirler. 14 yıl sonra hala bir siyasi hareketin halkın büyük çoğunluğunun teveccühünü kazanmasından da nefret etmektedirler. Tayyip Erdoğan’dan nefret eder gâvurlar. Siyasi isitikrardan, yerli milli sanayiden, kalkınma göstergelerinden, refah seviyesinden, bu ülkenin teklifsiz misafirperverliğinden, onlarca şehit vererek yürütülen terör operasyonların karşısında bile halkın müthiş vakarından da nefret ederler.
İşte o yüzden “düğmeye basmışlardır”
Suriye olmasa başka bir sebeple, PKK olmasa başka bir taşeronla, Ankara olmasa başka bir şehirde muhakkak bomba patlatacaklardır. Kudurmuş, delirmiş, kontrolünü kaybetmiş bir şekilde bu gâvurlar, en kestirme yoldan bu ülkenin ‘potansiyel’ini çökertmek ve ülkeyi Misak-ı Milli sınırlarına dönmek zorunda bırakmak için vahşice dalmaktadırlar kalbine bu ülkenin. İstihbarat savaşlarıyla şanslarını denediler, olmadı. Püskürtüldüler. Şehir kalkışmalarını kışkırttılar, olmadı. Milim milim emek emek kurguladıkları taşeron hainleri devreye sokup devleti içeriden çökertmek istediler. Olmadı. Açıktan tahrik ettiler, ırk üzerinden alenen milletin sinir uçlarını yokladılar, büyük sokak olayları hayal ettiler, olmadı. Öz yönetim, özerklik gibi süslü kelimelerle belli bir bölgeyi koparıp almak istediler, o da tutmadı. Onların çizdiği hiçbir ‘stratejik plan’ bu ülkenin ‘potansiyelini’ söndüremedi. Ne yaptılarsa bu ülkeye diz çöktüremediler. Yapamadılar. Artık uzun boylu plan yapamayacak kadar yoruldular. ‘İnce iş’ göremeyecek kadar çuvalladılar. Uzun vadeyi bekleyemeyecek kadar sabırsız hale geldiler. Kabusları gerçek oluyordu. En kaba saba metodları piyasaya sürüyorlar şimdi. Bomba patlatarak Türkiye’ye, Türkiye derken tüm İslam coğrafyasına, hatta gözünü ‘bir ihtimal’ olarak Türkiye’ye dikmiş tüm mazlumlara gözdağı vermek istiyorlar. Kim bunlar? İsimleri önemli değil. 100 yıl önce Osmanlı’nın tepesine binip, vahşice şehirleri, petrol kuyularını, enerji merkezlerini, büsbütün coğrafyayı paylaşanlar kimse onlar. Son kale. Türkiye. Düşerse gâvurların kabusları sona erecek. Mazlumların rüyası da sona erecek öbür taraftan. ‘Bir ihtimal olarak Türkiye hayali’ mazlumların gözlerinde parlayan bir ışık. “Dünya beşten büyüktür” sloganı parlıyor gözlerde. Tüm mazlumların elindeki hepi topu bu slogan. Bu sloganı cesurca dillendiren bir ülke.
Vahşi emperyalistler, kendilerinden başkasına layık görmedikleri refah, para, pul, zengin madenler, müreffeh bir yaşam, kalkınmış şehirler, toprak, zenginlik, iktidar, güç ne varsa hepsinin karşısında mazlumların gözlerindeki ufacık bir umut ışığına bile tahammül edemiyorlar.
Saldırdıkları işte bu. Bu umut ışığının kalbine koyuyorlar bombayı.
Onlar istiyorlar ki hep kendi kontrollerinde gelişen bir gerilim sürsün dünyada. Kendilerinin başlatıp bitirdiği savaşlar arzuluyorlar, kendi evlerinden uzakta yaşansın tüm ölümler. Onlar istiyor ki paçavraya dönmüş fakir halkların amaçsızca, çaresizce birbirlerini öldürdükleri şey olsun savaş. Masaya gelmesinler, masaya bulaşmasınlar. Kozları olmasın, pazarlık şansları olmasın. İplerini kendilerinin tuttuğu bir bunalım yaşasın kimin bunu yaşamasını istiyorlarsa onlar. Bunu istiyorlar. Enerjiyi alsınlar, silah satsınlar, eğlence satsınlar, neşe bahşetsinler, teknoloji transfer etsinler, hep onlar kazansın, bunu istiyorlar.
Türkiye onların büyük kabusudur.
Yıkamadılar. Kudurdular. Delirdiler.
Türkiye’ye ne demek istiyorlar? Türkiye’ye ne demek istiyorlar? Reviewed by Habersizim on 08:48:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: