Trafikte yaşam belirtileri - Mehtap Güneş

Klaksonlar.
Taksiler.
Otomobiller.
Açılan, kapanan kapılar. Akıyor hayat.
İçeri girenler dışarı çıkanlar. Gelenler gidenler.
Kapıda kontroller çok sıkı, çok yaman.
Dönüş yok, kayırma yok.
Çetelesi tutuluyor, her bir yaşamın.
*
Ambulans.
Siren sesi. Acı acı ötüyor.
Bir hayat yanıp sönüyor.
*
İşaretler uçuşuyor havada.
Ses yok.
Görüntülü iletişim.
Bir şeyleri, öteden beriden başlıyor anlatmaya eller ve mimikler.
Tek bir dildir yaşayan.
İmlâsız, tashihsiz, kuralsız konuşuyor kelimeler, alıp başını gidiyor…
Anlatıyor, anlattıkça çoğalıyor, artıyor cümleler.
İşaretlerde arıyor buluyor kendini, bir hayat.
*
Pür dikkat trafik.
sarı, kırmızı, yeşil.
adımlar dikkatlice.
yarını görebilmek için.
*
Teneffüs.
Elimi uzatsam da gökten düşen her bir taneyi yakalasam, depolasam çıkrığıma, kar tanelerine dokunabilir mi insan, hayatın her bir zerresini.
Sanki tüm nefesler benim cebimde, dünyanın tüm nefeslerini ben toplamışım, vermem kimseye, kimselere, hepsi benim.
Soluğu kesilince anlıyor insan, yaşamak ne güzel şey.
Tam kayarken terazinin kefesi, öteye beriye sendelerken, virajı dönmek!
Allah’ım (CC) söylemiş miydim, yaşamak ne güzel şey!
*
Sokaklar.
Vicdanlar geziyor, irili ufaklı.
Yüzler görüyorum, asık suratlı, mutsuz, telaşlı, düşünceli, bezgin, bitkin…
Pimi çekilmiş bombalar dolaşıyor etrafta…
Dokunsam ağlayacaklar.
Sert ifadeler okuyorum.
Havaya suya taşa toprağa atılan. Bir su kırıntısıyla gönül bulur şu çiçek.
Her toprak ayrı lisan, her insan ayrı telden.
Hiç görmemiş gibi vur geç, değme, elleme, elletme.
Zamanı var her şeyin belli ki, zaman öğretecek.
*
Küpün içinde ne varsa o sızıyor.
Kıvamında yaşamak gerek, iş kıvamı tutturmakta.
Sınırları seviyorum ben.
Ne büyük erdemdir haddini bilmek.
Bir hayat, ağzının tadına eriyor. Bozulmasın, hiç bozmasınlar. Bitmesin bu rüya.
Saraylara köşklere, dünyalara yok gerek, bir hayat ağzının tadında mutluluğu buluyor.
*
Trafikte veriyor hayat, derslerini.
Trafikten okuyorum, yaşamın belirtilerini.
Trafikte hayat var…
Gerçekler trafiklerde saklı.
*
Adam. Gözlerinin içine sırıtarak baka baka, yaylana yaylana geçiyor sürücülerin önünden.
Aheste çekiyor kürekleri, bilerek, isteyerek. Eline geçen ilk fırsatta rövanş alacak.
Şimdi taşıtlar selama dursun, yollar onundur.
Bir yayanın taşıtlardan en büyük intikamı. Birkaç dakikayı, nasıl da dünyanın en büyük keyfine dönüştürüyor insan.
Bir şeye hak ettiğinden fazla değer biçmek. Gerçek.
*
iki köpek. biri karşıya ulaştı, beriki koşturuyor deli gibi, yetişecek ya ötekine. Atıyor kendini yola ve bir fren sesi.
Ezmemek için. Umurunda mı sürücünün paniği, geçip gidiyor.
Yine birlikte turluyorlar sokakları, eskisi gibi, hiç olmamış gibi. Ne bir teşekkür ne bir endişe. Gerçek.
*
Tekerlekli sandalyede bir çocuk, baba sesleniyor, “Yeter mi, bugünlük bu kadar gezinti”.
Çıt yok. “Tamam eve gidiyoruz”, karar kesildi. Akşam karanlığı basmış şehri. İstikamet ev. Marketin önünden geçiyorlar.
Sıcak, temmuz ağustosa devredecek görevi. Yakıyor, merhametli yine de hava, beri yandan estiriyor.
Envai çeşit meyveler, rengârenk, boy boy, taze, göz kırpıyor tezgâhlarda, tuzlu cipsler, buz gibi dondurmalar. Adam hiç bakmıyor, bakmıyor, bakmıyor işte, yokmuş gibi, orada değillermiş sanki, tam yol ileri! Düz, dümdüz.
İzliyorum, rahatsız edercesine, gözlerimi dikip. Başını bi kez bile bu yana doğru çevirmiyor adam, vurup geçiyor yanından. Sürüyor, tekerlekli sandalyeyi. Elimdeki poşetleri saklıyorum. Gerçek.
*
Mursi’yi asacaklar.
Yok yere.
Suçsuz bir insan ipe gidecek ve bakakalacağız biz yine, olduğumuz yerde. Gerçek.
Bu çaresizliğin adı ‘Müslümanlar’ olabilir mi?
Seni darağacından alamayan kalpler güruhu…
Anne bana masal anlat.
Şimdi yalanları dinlemeye ne çok ihtiyacım var.
*
Gitme, yağmurlar seni de ıslatsın muhammed.
Gitme, güneş seni de ısıtsın.
Annen böyle mi seslenirdi sana:
muhammed!
Gitme! Şimdi değil. Daha değil.
Yok mudur bir hal çaresi?
*
Yaşamalısın sen.
Bu hayat çok değerli, “senin” olan hayat.
Adınla kal, sade kal, sadece kal, ama kal şu hayatta muhammed yeni başlangıçlıklar için…
yeni günler geceler, haftalar aylar için…
dünyada yıllanmak için.
Bu bedel çok ağır.
Gitme muhammed!
Biz hangi ara “kılını bile kıpırdatmayan gönüllere” döndük Ölüyorum ben!
Bu devrimler kimin için, kimin içindi muhammed?
*
Anne bana masal anlat.
Ambulans acı acı ötmedi İşitme engelli gençler hiç olmadılar Köpeği ezmemek için araç frene basmadı Adam ve tekerlekli sandalyeyi hiç görmedim ki Mursi diye biri de yoktu, hiç olmadı ki zaten Menderes de asılmadı Irak bölünmedi Suriye kaynamadı Filistin hiç ağlamadı ki Ve Kudüs hiç üç parça…
Rachel Corrie ezilmedi bir başına, “elin Müslümanı” için, tanklar altında Mavi Marmara o sulara açılmadı O, 10 “cesur yürek” hala yaşıyor anne!
Tunus’ta Buazizi yakmadı kendini “Dürüst insanlar” aç kalıp ülkelerinde Nereye gitsinlerdi ki…
Amerika diye bir şey keşfedilmedi, Ben gurion İsrail’i kurmadı,
Rusya o gün, Baltacı’yla yıkıldı gitti ve türevleri ve bağlaşıkları…
yoklardı
Ve insanlık
haksızlık karşısında hep bir ağızdan hiç haykırmadı.
en son nerede görüldü, yaşıyor muydu sahi
Bilinmiyor zaten.
Bu rahatlıklar, bu adam sendecilikler öldürüyor kardeşliği…
Anne bana “masal” anlat
Onlar daha zararsız,
aklıma daha yakın,
aklıma daha “gerçek”.
Kapıyı kapat anne,
Dünya buz gibi
Üşüyorum ben…
Trafikte yaşam belirtileri - Mehtap Güneş Trafikte yaşam belirtileri - Mehtap Güneş Reviewed by Habersizim on 09:43:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: