Sadeleştirmek ya da sadeleştirmemek işte bütün mesele

Sadeleştirmek, sade hale getirmek, sadelik.
Bir de böyle derdimiz var.
Sadeleştirmeye lügat anlamıyla bakarsanız yandınız.
‘Yalın hale getirmek, yalınlaştırmak’ anlamlarıyla karşılaşırsınız.
Anlam maksadı anlamanıza yardımcı olmuyor.
Sadeleştirmek kavramı, çok değil 50, 60 yıl öncesinin metinlerini anlaşılır hale getirmek için kullanılıyor.
Yani esasında, edebi yahut değil herhangi bir yazılı eserde anlaşılmayan kelime ve kavramları anlaşılır şekilde yeniden düzenlemek, bir anlamda kısmi tercüme etmek çabasını ifade etmek yerine kullanılıyor.
Gördüğünüz gibi, ‘Sadeleştirmek’ kelimesinin kendisi bile sakil.
Anlayacağınız işimiz zor.
Nereden tutsak elimizde kalıyor.
Niçin bunları yapmak durumunda olduğumuzu konuşup duruyor olmamızın da bir faydası yok.
Bu beladan kurtulmanın elbette bir yolu var, o da büyük bir emek, ciddi bir tedrisat meselesi.
Üzerinden çok fazla zaman geçmedi hatırlarsınız. Osmanlıca derslerinin yardımcı bir ders olarak tedrisata konulması konuşulurken kerli ferli profesörcüklerin ettiği laflar, bir yaraya merhem olmak yerine, taşıdıkları ünvanları ağlatacak türdendi.
Fazlasıyla sevimli, itibar gören bir tarihçi bile ‘Ne yapacaklar dedelerinin mezar taşlarını mı okuyacaklar’ diye istihzada bulunmuştu.
Meseleyi sadece Kur’an alfabesiyle (Arap Alfabesi) okumaktan ibaret gören zihnin istihzasına gülemedim tabi olarak.
Çünkü, derinlerde daha ciddi bir meselemiz yatıyor.
Bugün sadeleştirme ameliyesinden ister hoşlanın, ister hoşlanmayın başka bir çareniz yok.
Elbette ‘anlaşılma’ gibi bir derdiniz varsa.
Ve maalesef böyle bir derdimiz var.
16. Yüzyıl şiiri okumaya kalkın ve keşfedin bu derdinizi.
Mecburen bir yöntem geliştirilmiş ve adına sadeleştirme denilmiş. Edebi metinler üzerinden konuşursam, ortaya tatsız tuzsuz, orijinalliğini yitirmiş, özgülüğü üzerine tek bir kelam edemeyeceğimiz lezzetsiz neticeler çıkıyor.
İş bu kadarla kalsa.
Dini metinler söz konusu olduğunda daha da çetrefil bir hal alıyor mesele.
Onlarca alimin, ulemanın, tefsir ettiği, irşat ve bilgilendirme maksadıyla yazdığı metinler, sevenleri, mirasçıları, cemaatlerinin gösterdiği duyarlılıkla daha da içinden çıkılmaz bir probleme dönüşüyor.
Bir çok meselede olduğu gibi ala canlı durumdayız.
Çaresizliğimize çareler üretmek, ürettiğimiz çare ve çözümlerin problematiğiyle de ayrıca yine biz uğraşmak durumunda kalıyoruz.
Şahsen, sadeleştirme denilen trajediye duçar olmak ister edebi, ister dini metinler olsun benim vicdanımı yaralıyor.
Bu tür bir çaresizlik karşısında, hiç olmasa, dini ve ilmi eserlerde bu taassubu doğru bulmuyorum.
İlimden maksat onun anlaşılmasıdır çünkü.
İlim ne bir cemaatin, ne bir klanın tapulu malıdır.
Bu tür çabalara karşı gösterilen tepkilerin, bir başka dil veya dillere çevrilmesi lüzumunda ne yapacaklarını merak ediyorum doğrusu.
Tek çözüm ve önerim bu meselede de ‘Durmak yok! Yola devam!’ düstur ve sürurundan gayrı.
En doğrusunu Allah bilir.

İlhami Atmaca
Sadeleştirmek ya da sadeleştirmemek işte bütün mesele Sadeleştirmek ya da sadeleştirmemek işte bütün mesele Reviewed by Habersizim on 09:55:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: