Size bir şey söyleyeyim mi? Müstakil Gazete’nin arz-ı hali mahiyetindeki yazılarımda insanların acıma duygularını harekete geçiren ifadeler kullandığım için pişmanım. Sütten (“Sırtlarını falanca güç odağına dayadılar” gibi dedikodulardan yani) ağzım o kadar yanmıştı ki yoğurdu üfleyerek yedim, şeffaflığı abarttım. Ertuğrul Fındık bundan hep rahatsızdı ve rahatsızlığında yüzde yüz haklıydı.
Bu işi gittiği yere kadar başımız dik götürmeli, süreçte okurlarımızın canlarını sıkmamalıydık.
“Durum şöyle şöyle” demek -onu da fazla ayrıntıya girmeden demek- için, bu işin artık gitmez olduğu yere varmayı beklemeliydik.
Bu iş: Matbu gazete işi.
O yer: Bugün gelmiş olduğumuz yer.
Matbu gazeteye devam etmemize elverecek şartlar mevcut olmadığından, Müstakil Gazete’yi nasipse artık sadece PDF formatında çıkaracağız arkadaşlar; “ağlamadan, dillerimiz dolaşmadan, yumruğumuz çözülmeden gecenin karşısında, şafaktan utanmayıp utandırmadan aşkı, üzerimize yüreğimizden başka muska takmadan…” (Aramızdan kara kedi geçmiş olsa da İsmet Özel’in mısralarını ‘kullanmaya’ devam ediyorum. İyi ediyorum.)
Üzülenler üzülmesin, sevinenler sevinmesin. “Gene olmadı, ühü ühü”ye gerek yok. “Gene olmadı di mi lan Hakan efendi, ahaha” da yersiz. Gene oldu. Hep oldu. Yayına devam eden Yeni Şafak, Gerçek Hayat, Diriliş Postası değil sadece; yerinde yeller esen Sancaktar da oldu. Birçok gencimiz üzerinde müsbet tesirde bulundu zira. Yerinde esen yeller boş değil yani. Sancaktar tek sayı çıkıp kapansaydı bile “oldu” derdim. Genel geçer manada bir “istikrar” ve “kalıcılık” davam yok benim. İmkân bulur yaparım, imkân tükenir bırakırım. Pet şişe imalatçısı değilim. Bir yerde ‘ne pahasına olursa olsun’ kalacak kadar çaresiz de değilim, elhamdülillah. İcabında tebdil-i mekân da ederim, ne var? Ferahlık var.
Ama matbuat şubesi kapansa da Müstakil Gazete devam ediyor ve ben de hâlâ buradayım işte. “Müstail’den Karar’a mı geçiyorsun?” diye soranlar var. Olur mu öyle şey? Karar’ın yeri ayrı, Müstakil’in yeri apayrı. Bulmuşum Ertuğrul Fındık, Nihat Nasır, Ayşe Beyza Çiçek, İlhami Atmaca, Mehtap Güneş, Emrah Koca, Fatih Koca, Kadir Metin Akbaş, Hamit Akçay, İsmail Erdoğan gibi mümtaz bir ekip… Ve bulmuşum böyle mümtaz bir okur kitlesi… Bırakır mıyım? Anca da beraber kanca da beraber. Gittiği yere kadar!
Bugünümüz ve her günümüz için Allah Azze ve Celle’ye sonsuz şükürler olsun.
Ayşe Beyza Çiçek’in bugünkü yazısındaki melankoliye bakmayın siz, yeni dönemde daha canlı ve heyecanlı bir Müstakil Gazete’yle huzurlarınızda olacağız inşaallah. PDF’de buluşmak ümidiyle Allah’a ısmarladık.
Bu işi gittiği yere kadar başımız dik götürmeli, süreçte okurlarımızın canlarını sıkmamalıydık.
“Durum şöyle şöyle” demek -onu da fazla ayrıntıya girmeden demek- için, bu işin artık gitmez olduğu yere varmayı beklemeliydik.
Bu iş: Matbu gazete işi.
O yer: Bugün gelmiş olduğumuz yer.
Matbu gazeteye devam etmemize elverecek şartlar mevcut olmadığından, Müstakil Gazete’yi nasipse artık sadece PDF formatında çıkaracağız arkadaşlar; “ağlamadan, dillerimiz dolaşmadan, yumruğumuz çözülmeden gecenin karşısında, şafaktan utanmayıp utandırmadan aşkı, üzerimize yüreğimizden başka muska takmadan…” (Aramızdan kara kedi geçmiş olsa da İsmet Özel’in mısralarını ‘kullanmaya’ devam ediyorum. İyi ediyorum.)
Üzülenler üzülmesin, sevinenler sevinmesin. “Gene olmadı, ühü ühü”ye gerek yok. “Gene olmadı di mi lan Hakan efendi, ahaha” da yersiz. Gene oldu. Hep oldu. Yayına devam eden Yeni Şafak, Gerçek Hayat, Diriliş Postası değil sadece; yerinde yeller esen Sancaktar da oldu. Birçok gencimiz üzerinde müsbet tesirde bulundu zira. Yerinde esen yeller boş değil yani. Sancaktar tek sayı çıkıp kapansaydı bile “oldu” derdim. Genel geçer manada bir “istikrar” ve “kalıcılık” davam yok benim. İmkân bulur yaparım, imkân tükenir bırakırım. Pet şişe imalatçısı değilim. Bir yerde ‘ne pahasına olursa olsun’ kalacak kadar çaresiz de değilim, elhamdülillah. İcabında tebdil-i mekân da ederim, ne var? Ferahlık var.
Ama matbuat şubesi kapansa da Müstakil Gazete devam ediyor ve ben de hâlâ buradayım işte. “Müstail’den Karar’a mı geçiyorsun?” diye soranlar var. Olur mu öyle şey? Karar’ın yeri ayrı, Müstakil’in yeri apayrı. Bulmuşum Ertuğrul Fındık, Nihat Nasır, Ayşe Beyza Çiçek, İlhami Atmaca, Mehtap Güneş, Emrah Koca, Fatih Koca, Kadir Metin Akbaş, Hamit Akçay, İsmail Erdoğan gibi mümtaz bir ekip… Ve bulmuşum böyle mümtaz bir okur kitlesi… Bırakır mıyım? Anca da beraber kanca da beraber. Gittiği yere kadar!
Bugünümüz ve her günümüz için Allah Azze ve Celle’ye sonsuz şükürler olsun.
Ayşe Beyza Çiçek’in bugünkü yazısındaki melankoliye bakmayın siz, yeni dönemde daha canlı ve heyecanlı bir Müstakil Gazete’yle huzurlarınızda olacağız inşaallah. PDF’de buluşmak ümidiyle Allah’a ısmarladık.
Her şey yolunda - Hakan Albayrak
Reviewed by Habersizim
on
11:12:00
Rating:

Hiç yorum yok: