Ensar Vakfı üzerinden İslâm’a ve Türkiye’ye saldırı...

Gayr-i meşru ilişki ahlaksızlık ve suçtur.
Bu, taciz suretinde olursa iki kere suçtur.
Mezkûr çirkin ve korkunç fiilin çocuğa yönelmiş olması, bu suçun ve ahlaksızlığın varabileceği en aşağılık noktaya ulaştığını gösterir.
Bu, en temel insani ve İslâmî hakikat muvacehesinde, faili ve mağduru kim olursa olsun vasfı asla değişmeyecek bir hükümden bahsediyoruz.
Sözü, Ensar Vakfı’nın merkezine konduğu ve bir haftadan beridir hak hukuk gözetilmeden zalimce tartışılan 10 çocuğa yönelik taciz skandalına getirmek için bu girişi yaptım. Zira karşımızda kendisini Müslümanlara hasım olarak gören ve insaftan, izandan, insanlıktan ve adalet duygusundan zerre kadar nasibi olmayan vahşi bir güruh var.
Hadise, bir kez de buraya nakletmeme engel olacak kadar dehşetli ve çirkin. Bu yüzden bilindiğini varsayıp sonrasındaki gelişmelere temas edeceğim.
Bu tüyler ürperten olay şuyu bulduğunda öteden beri İslâm’a düşmanlığıyla bilinen gruplar derhal bir karalama kampanyası başlattılar.
Fırsatı ganimet bilen Paralel Çete, saldırının sonuçta İslâm’a, Kur’an’a ve Efendimiz (sav)’e ulaşacağını bile bile (ki, buraya aktarmaktan hicap ettiğim, Allah’a ve peygambere edilen küfürlere vesile oldular), AK Partiye zarar verir ümidiyle özellikle sosyal medyada köpürtülmesi vazifesini üstlendiler.
Sözünü ettiğim oluşumlar, bu ahlaksızlık üzerinden önce Ensar Vakfını, sonra Türkiyeli Müslümanları ve akabinde bizzat Türkiye’yi suçlayan yayınlar yaptılar.
Tacize uğrayan mağdur ve masum çocuklar, aileleri ve bütün bir toplum, umurlarında bile değildi. Dertleri üzüm yemek değil bağcı dövmek olan gözü dönmüş bu güruh;
"Yahu, hadiseyle ilgisi olmayan kişi ve kuruluşlara zulmediyorsunuz" diyenleri de bu aşağılık çirkinliği savunmakla suçladılar.
Suçlananların konuya dair yaptıkları açıklamaları görmek bir tarafa, bu ifadeleri bile acımasızca saldırılarının vesilesi yaptılar.
Oysa ismi kirletilmek istenen Ensar Vakfı şu açıklamayı yapmıştı hadise sonrasında.
"Öncelikle bilinmelidir ki olayın faili olarak zikredilen kişinin vakfımızla üyelik dâhil hiçbir irtibatı bulunmamaktadır. Yalnızca 2013 yılında 5 aylık bir süre için gönüllü olarak vakfımız şube merkezinde etüt öğretmenliği görevinde bulunmuş ve o tarihten sonra Ensar Vakfı’nın hiçbir çalışmasında yer almamıştır. Şu aşamada üzerinde gizlilik kararı olan dosyada iddia edilen eylemlerle ilgili Vakfımızı irtibatlandıracak bir bilgiye sahip bulunmamaktayız"
Vakıf yöneticilerinin de ifade ettiği gibi mesele bu çirkin fiilin kınanması değil, Ensar Vakfı üzerinden inanan insanları itibarsızlaştırmak...
Bütün maksatları bu, bütün çabaları bu yönde...
Nitekim özellikle sosyal medyada açtıkları İngilizce başlıklar ile bu itibarsızlaştırma çabalarını tüm dünyaya ulaştırmak için ellerinden geleni yaptılar.
Bahse konu sapkın ve çirkin fiilin sanığı hakkında 600 yıla yakın hapis talebi var.
Dava ile ilgili gizlilik kararı söz konusu.
Ensar Vakfı, sanığın vakıfla alakasının bulunmadığını her vesile ile söylediği gibi konunun peşini bırakmayacağını açıklıyor ama bütün bunların hiçbirisi bu saldırgan güruhu gemlemeye yetmiyor. Bilakis yapılan açıklamaları tahrif ederek, ürettikleri yeni bir yalan üzerinden daha da kapsamlı bir saldırıya geçiyorlar.
Hayatları, tüm bu ahlaksızlıkların bileşkesi olan, pornografiden en iğrenç sapkınlığa varıncaya kadar tüm süfli fiilleri fütursuzca savunan bu vicdansız güruhun en zalim partneri, her fırsatı İslâm’a ve vatana ihanetin vesilesi yapan Paralel çete...
Ve bunlar arkalarında bunca rezillikler varken hiç sıkılmadan köküne kibrit suyu döktükleri ahlakın savunuculuğuna soyunuyorlar.
Kur’an’ın; "Bel hum adall" (Hayvandan da aşağı), dediği bunlar işte!
Ensar Vakfı üzerinden İslâm’a ve Türkiye’ye saldırı... Ensar Vakfı üzerinden İslâm’a ve Türkiye’ye saldırı... Reviewed by Habersizim on 11:29:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: