Bu toprakların yetiştirdiği hain de kahraman da müstesnadır.
Gavurlar, her daim, kahramanlarımızı da hainleri de gıptayla izlemişlerdir.
Kim bilir, ‘biz neden bu kadar yiğit’( yahut), ‘biz neden bu kadar aşağılık olamıyoruz’ diye kahrediyorlardır kendi kendilerine...
Kahramanı, gerçekten kahramandır.
Dini ve ülkesi için gözünü kırpmadan ölüme gider.
Her türlü fedakârlığı hiçbir karşılık beklemeden yapar, mukaddes değerler için canını ortaya koyar, bütün bunları yaparken, Bediüzzaman’ın deyimiyle; ‘küre-i arz bomba olup patlasa’, dönüp arkasına bile bakmaz.
Kahramanlara dair söylenecek çok şey var ve bunu belki daha sonra detaylı bir şekilde ele alırız.
Ben, açıkçası, bu yazıda daha çok ‘hain’lere dair bir şeyler söylemek istiyorum.
Haini de diğer hainlere benzemez!
Bunları, sağ-sol vs diye kategorize etmek mümkün değildir.
Her ne kadar bu türden bir kampın mensubu olsalar da hepsinin yediği kap aynıdır, aynı şer odağın bağlısıdırlar.
Mesela, başka bölgedeki bir hain, casusluk faaliyetini gizli yapar, deşifre olunca da bedelinin ödetilmesine sesini çıkarmaz.
Buradaki hain öyle mi?
İhaneti, casuslukla sınırlandırmaz...
Gizli yaptığı iş alenileştiğinde bu kez o aşağılık işi 10’la çarparak açıktan açığa yapar; “Sen hainsin” dendiğinde ise yavuz hırsız misali ortalığı yangın yerine çevirir, bedel ödemek bir yana, bedel ödetmeye çalışır.
Düşman diye bilinen cephenin göbeğinde yer almaktan imtina etmez, bununla da yetinmeyip karşı saldırıya geçer...
Kripto casusların gizliden gizliye yürüttüğü iç savaş provokasyonlarını bunlar, herkesin gözünün önünde, gayet aleni yapar ve fakat bu ihanet de kesmez ve “Arkadaş mesele ağaç değil, sen hâlâ anlamadın mı?” deyip ihanette gecikenleri açık bir dille uyarır.
Memleketin dış politikasını allak bullak edecek dinlemeler yapar ve bütün dünyanın bilgisi dâhiline girmesi için elinden ne gelirse ardına komaz!
Bir kısmı, bu toprakları vatan yapan değerlere açık bir biçimde saldırır, din, iman, mukaddesat namına ne varsa hepsini ‘irtica’ mahlasıyla hedef tahtasına yerleştirip akla ziyan tezviratlarda bulunmaktan çekinmez...
Bir diğer kısmı, dine, imana, mukaddesata, içeride duruyormuş gibi yaparak saldırır!
Peygambere iftira eder, dinin haram kıldıklarının helal olduğuna, farzlarını yapmamaya fetva vererek din düşmanlığı yapar.
Hiç utanmadan (hâşâ ve kella) Efendimizi (s.a.v) bir filmin aktörü yapar, kamyonete bindirir!
Kesmez; ‘Olimpiyata geldi, tweetleri ikiye katlayın dedi” diye en aşağılık bühtanlarda bulunmaktan hicap etmez!
Bütün bunları CIA/MOSSAD hesabına yaptığını da gizlemez!
Başka birileri, on binlerce insanın katili olmak yetmiyormuş gibi canlı bomba marifetiyle sivilleri bile hedef alır ama yine de masum numarası yapmaktan geri durmaz. İşin tuhafı, partnerleri olan diğer unsurlar da bunları aklamak için ellerinden ne geliyorsa yaparlar.
Yukarıda dedik ya, bunları sağı solu olmaz diye, işte son örnek...
Yaptığı casusluk faaliyetini gazetecilik kisvesiyle perdelemeye çalışan bir özneye, yukarıda anlattıklarımı teyit etmek istercesine, içeriden ve dışarıdan hatırı sayılır miktarda işbirlikçi, hiç sıkılmadan müdahil olabildi.
Dine, imana, İslâm’a düşman ne kadar kalemşor varsa (bunların dışında kalıp da Erdoğan’la ters düştüğü için intikam peşinde koşanları saymıyorum zira onları ciddiye almıyorum), tamamı soluğu mahkemede aldı.
İnanılır gibi değil ama başta İngiltere başkonsolosu olmak üzere Türkiye aleyhtarı bütün sefirler de bu casusa sahip çıkmak için mahkemedeydiler.
Her şey o kadar aleni ki, komplo teorileri üretmeye bile gerek kalmıyor.
Gavurlar, her daim, kahramanlarımızı da hainleri de gıptayla izlemişlerdir.
Kim bilir, ‘biz neden bu kadar yiğit’( yahut), ‘biz neden bu kadar aşağılık olamıyoruz’ diye kahrediyorlardır kendi kendilerine...
Kahramanı, gerçekten kahramandır.
Dini ve ülkesi için gözünü kırpmadan ölüme gider.
Her türlü fedakârlığı hiçbir karşılık beklemeden yapar, mukaddes değerler için canını ortaya koyar, bütün bunları yaparken, Bediüzzaman’ın deyimiyle; ‘küre-i arz bomba olup patlasa’, dönüp arkasına bile bakmaz.
Kahramanlara dair söylenecek çok şey var ve bunu belki daha sonra detaylı bir şekilde ele alırız.
Ben, açıkçası, bu yazıda daha çok ‘hain’lere dair bir şeyler söylemek istiyorum.
Haini de diğer hainlere benzemez!
Bunları, sağ-sol vs diye kategorize etmek mümkün değildir.
Her ne kadar bu türden bir kampın mensubu olsalar da hepsinin yediği kap aynıdır, aynı şer odağın bağlısıdırlar.
Mesela, başka bölgedeki bir hain, casusluk faaliyetini gizli yapar, deşifre olunca da bedelinin ödetilmesine sesini çıkarmaz.
Buradaki hain öyle mi?
İhaneti, casuslukla sınırlandırmaz...
Gizli yaptığı iş alenileştiğinde bu kez o aşağılık işi 10’la çarparak açıktan açığa yapar; “Sen hainsin” dendiğinde ise yavuz hırsız misali ortalığı yangın yerine çevirir, bedel ödemek bir yana, bedel ödetmeye çalışır.
Düşman diye bilinen cephenin göbeğinde yer almaktan imtina etmez, bununla da yetinmeyip karşı saldırıya geçer...
Kripto casusların gizliden gizliye yürüttüğü iç savaş provokasyonlarını bunlar, herkesin gözünün önünde, gayet aleni yapar ve fakat bu ihanet de kesmez ve “Arkadaş mesele ağaç değil, sen hâlâ anlamadın mı?” deyip ihanette gecikenleri açık bir dille uyarır.
Memleketin dış politikasını allak bullak edecek dinlemeler yapar ve bütün dünyanın bilgisi dâhiline girmesi için elinden ne gelirse ardına komaz!
Bir kısmı, bu toprakları vatan yapan değerlere açık bir biçimde saldırır, din, iman, mukaddesat namına ne varsa hepsini ‘irtica’ mahlasıyla hedef tahtasına yerleştirip akla ziyan tezviratlarda bulunmaktan çekinmez...
Bir diğer kısmı, dine, imana, mukaddesata, içeride duruyormuş gibi yaparak saldırır!
Peygambere iftira eder, dinin haram kıldıklarının helal olduğuna, farzlarını yapmamaya fetva vererek din düşmanlığı yapar.
Hiç utanmadan (hâşâ ve kella) Efendimizi (s.a.v) bir filmin aktörü yapar, kamyonete bindirir!
Kesmez; ‘Olimpiyata geldi, tweetleri ikiye katlayın dedi” diye en aşağılık bühtanlarda bulunmaktan hicap etmez!
Bütün bunları CIA/MOSSAD hesabına yaptığını da gizlemez!
Başka birileri, on binlerce insanın katili olmak yetmiyormuş gibi canlı bomba marifetiyle sivilleri bile hedef alır ama yine de masum numarası yapmaktan geri durmaz. İşin tuhafı, partnerleri olan diğer unsurlar da bunları aklamak için ellerinden ne geliyorsa yaparlar.
Yukarıda dedik ya, bunları sağı solu olmaz diye, işte son örnek...
Yaptığı casusluk faaliyetini gazetecilik kisvesiyle perdelemeye çalışan bir özneye, yukarıda anlattıklarımı teyit etmek istercesine, içeriden ve dışarıdan hatırı sayılır miktarda işbirlikçi, hiç sıkılmadan müdahil olabildi.
Dine, imana, İslâm’a düşman ne kadar kalemşor varsa (bunların dışında kalıp da Erdoğan’la ters düştüğü için intikam peşinde koşanları saymıyorum zira onları ciddiye almıyorum), tamamı soluğu mahkemede aldı.
İnanılır gibi değil ama başta İngiltere başkonsolosu olmak üzere Türkiye aleyhtarı bütün sefirler de bu casusa sahip çıkmak için mahkemedeydiler.
Her şey o kadar aleni ki, komplo teorileri üretmeye bile gerek kalmıyor.
Dünyanın gözü ihanet görsün
Reviewed by Habersizim
on
14:08:00
Rating:

Hiç yorum yok: