“Değerler Avrupası”nın çöküşü ve Türkiye'nin ehemmiyeti

İki gündür Almanya yollarında direksiyon sallıyorum; Alman radyolarını dinliyorum, benzin istasyonlarındaki molalarda Alman gazetelerine göz atıyorum.
Almanya gündeminin ilk üç maddesi: Suriyeli mülteciler meselesi, AfD’nin yükselişi meselesi, Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden talepleri meselesi.
Bu üç madde aslında aynı maddenin cüzleri.
Alman kamuoyu Suriyeli mülteci akınından muzdarip; yabancı düşmanlığının yeni partisi AfD (Alernative für Deutschland / Almanya İçin Alternatif) bu ızdırap üzerinde yükseliyor; AB-Türkiye müzakerelerinden bu ızdıraba bir çare umuluyor.
Dinlediğim yahut okuduğum sayısız yorum arasında insaniyetin sadrına şifa mahiyetinde bir tanecik bile yorum yok maalesef.
“Mültecilerin AB ülkelerine adil bir şekilde dağıtılmasına yanaşmamak, 500 milyon nüfuslu Avrupa’nin şerefiyle bağdaşmaz” diyen Almanya Başbakanı Angela Merkel’e uzaylı nazarıyla bakışın türlü çeşit versiyonlarıyla dolup taşıyor radyolar ve gazeteler.
Eskiden yabancılara tahammülsüzlük yadırganırdı ‘ana akım medya’da; şimdi onlara tahammül yadırganıyor.
Şöyle aslında: Eskiden yabancılara tahammülsüzlüğün açıkça ifade edilmesini yadırgamak veya hiç değilse yadırgarmış gibi gözükmek çağdaş demokratlığın gereği sayılırken, şimdi böyle bir ‘ihtiyat’ veya ‘edep’ fuzuli kabul ediliyor.
Pek liberal ve yabancı dostu bilinirken son senelerde yabancı düşmanlığının (bilhassa İslam/Müslüman düşmanlığının) en pervasızca ifade edilebildiği Avrupa ülkelerinden biri haline gelen Hollanda’nın bu metamorfozunu nasıl izah ettiğini sorduğum Hollandalı bir diplomat bana isminin gizli tutulması kaydıyla şu itirafta bulunmuştu:
“Metamorfoz değil aslında. Öteden beri var olan durumun aşikar edilmesi bu. Yabancıları hiçbir aman sevmedi ve benimsemedi Hollanda toplumu. Hoşgörü kültürü zannedilen şey, Nazi Almanlara benzetilmemek için takılan bir maskeydi sadece. Evlerimizde, kendi aramızdayken hep yabancıları çekiştirir, ama dışarıda öyle konuşmaya utanırdık. Zamanla bazı siyasetçilerimiz ve sanatçılarımız bunu alenen yapmaya başlayınca rahatladık ve toplum olarak da gerçek yüzümüzü yavaş yavaş göstermeye başladık. Siyasi ve entelektüel atmosfer bu yöne değiştikçe pervasızlığımız arttı ve pervasızlığımız arttıkça o atmosfer iyice değişti.”
Almanya da aynı süreçten geçti, geçiyor.
Diğer Avrupa ülkelerinin çoğunda da durum böyle.
İnsan haklarının sahte bayraktarlığından kendini azat ediyor Avrupa.
Bu gidişle “Değerler Avrupası”ndan geriye bir şey kalmayacak.
Yeni Türkiye’nin sadece bizim için değil bütün dünya için varoluşsal önem kazandığı bir döneme girmiş bulunuyoruz.
Kendimizi “insanlığın son adası” olarak kamilen gerçekleştirmek için, ileri!
“Değerler Avrupası”nın çöküşü ve Türkiye'nin ehemmiyeti “Değerler Avrupası”nın çöküşü ve Türkiye'nin ehemmiyeti Reviewed by Habersizim on 09:56:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: