Cuvlani’nin kararı - Hakan Albayrak

Muhammed Cuvlani şöyle bir durdu, düşündü ve “Niye olmasın ki?” dedi.
Hemen cipine atlayıp, bu işi halletmeden vurulmamayı Allah Azze ve Celle’den niyaz ederek yola koyuldu.
Bir saat sonra Yeni Suriye’yi İnşa Merkezi’ndeydi.
Merkez başkanına müjdeyi verdi.
“Nasıl oldu bu?” diye sordu merkez başkanı.
“Üç günlük dünya için dört günlük tedbir almış bir adam gibi hissettiğim kendimden utandım. Öyle oldu.” dedi Cuvlani.
İki gün evvel şöyle konuşmalar geçmişti aralarında:
- Canım kardeşim Cuvlani, Eymen Zevahiri’ye bey’atını dünya aleme ilan etmeseydin olmaz mıydı? Zaten niye bey’at ettin ki ona? New York’taki İkiz Kuleler’de binlerce masum sivili katletmeyi savunarak savaş fıkhının canına okuyan Kaide’nin tarzı değil ki senin tarzın. Sen ki sadece cephede savaşan bir adamsın. Düşman ordularının askerlerinden başka kimseyi öldürmezsin ve öldürtmezsin.
-Kaide de aslında öyledir, bakma sen.
-Bakması var mı kardeş, o katliamı sahiplenerek cihadın izzetine gölge düşürdü ve Zerkavi’ye, Bağdadi’ye toslamamızı kaçınılmaz kılan bir yol açtı Kaide. Savaşımızı yozlaştırdı.
-Anlıyorum, fakat yaptığımı yapmaya mecburdum. Bağdadi, Irak-Şam İslam Devleti’ni kurduğunu ve Nusret Cephesi’ne el koyduğunu ilan ettiğinde, emrimdeki askerlerin ona tabi olmasını engellemek için başka ne yapabilirdim ki? Onların delikanlılık damarına oynadım, “Bizim bir bey’atımız var. Onu çiğneyecek miyiz? Sözümüzden dönecek miyiz? Emîrimize ihanet mi edeceğiz?” demeye getirdim. O bey’attan başka hiçbir enstrüman yoktu elimde.
-Gene de adamlarının çoğu öbür tarafa geçti.
-Doğru; ama iyice azalan adamlarımın da cephede tayin edici bir rol oynayarak cihada büyük hizmette bulunduklarını takdir edersin.
-Ben bunu takdir ediyorum etmesine de, sen, o bey’at ilanınla, diğer grupların seni resmen sahiplenmelerini zorlaştırdığını, Fetih Ordusu gibi oluşumlarda bunu yaptıklarında da üzerlerine düşen Kaide gölgesi yüzünden Suriye dışındaki kuvvetli dostlarının mevcut ve potansiyel desteklerini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalabildiklerini kabul ediyor musun?
-Kabul ediyorum.
-Ve Kaide’ye bağlılığını bildirmekle, “Suriye’de bütün gruplar bir araya gelip her konuda mutabakata varsalar, biz o mutabakata uyup uymamayı Eymen Zevahiri’ye sorarız, o ‘Olmaz’ derse fitne çıkarırız” demeye getirdiğini de kabul ediyor musun?
-Öyle bir şey yapmayacağımı bilirsin, ama dışarıdan bakıldığında böyle bir hükme varmanın tabii olacağını elbette kabul ediyorum. Bununla beraber, havayı yumuşatmak için elimden geleni yaptığımı, mesela devrimden sonra Suriye devletinin alacağı şekle karışmayacağımızı beyan ettiğimi hatırlatmak isterim.
-Bunu yapman bir işe yaradı mı?
-Yaramadı.
-E ne yapacağız?
-Vallahi bilmiyorum. Ne yapalım?
-Nusret Cephesi’ni dağıt. Askerlerini mutedil cihad gruplarına yönlendir. 300 asker şuraya, 500 asker buraya, paylaştır.
-Ya “Bey’at kalmadıysa istediğimizi yapmakta serbestiz, öyleyse Bağdadi’ye bağlanıyoruz” derlerse ne yapacağız? Hepsi öyle demese de hatırı sayılır bir kısmı diyebilir.
- Bu riski göze alabiliriz. Bağdadi’ye her gün her yerden bir sürü adam zaten katılıyor. Varsın senin adamlarının bir kısmı da katılsın. Üzerimizden Kaide yükünün kalkmasına değer.
- Ben bu maslahat-mesfedet hesabına katılmıyorum.
- Keşke katılsan.
-Yapamam. Beni mazur görün.
Öylece ayrılmışlardı.
Öylece kalırdı da; zaten almış olduğu risklerden daha büyük olmamasına ve tünelin ucunda ışık vadeden tek riskin o olmasına rağmen devrimcilere Stinger verme riskini Türkiye’nin niçin bir türlü alamadığı, atması gereken bu adımı atıp Allah’a tevekkül etme basiretini niçin bir türlü gösteremediği üzerinde kafa patlatırken kendi kendine “Ya ben? Ben çok mu cesur ve mütevekkilim?” diye sorarken yakalamasaydı kendini Cuvlani.
Merkez başkanı gülümsedi.
Cuvlani gülümsedi.
Şeytan, “Bacağım da bacağım!” diye inleyerek, zıplaya zıplaya kaçtı o sahneden. Ümmetin maslahatı için istişareyle ve bedeli neyse ödenmek üzere güç bela alınan bir kararın alınış sonrası ne büyük ferahlıktır.
Yeni Suriye’yi İnşa Merkezi’nden ayrılmak üzere cipine binerken kendini tüy gibi hafif hissediyordu Cuvlani.
Motoru çalıştırırken, en korkunç Rus füzesiyle göz göze geldiklerini ve ona “Geç kaldın kuzum. Yapacağımı yaptım.” dediğini hayal etti.
Güzel bir gün.
Cuvlani’nin kararı - Hakan Albayrak Cuvlani’nin kararı - Hakan Albayrak Reviewed by Habersizim on 10:14:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: