Anayasa Mahkemesi, Can Dündar ve Erdem Gül'ü salıvermesinin gerekçesini yayımladı.
Yani, casusluğu anayasal güvence altına aldığını, yayımladığı bu karman çorman metinle resmileştirdi.
Karman çorman ve çok kötü bir Türkçe’yle malul rezalet bir metin...
Minareye kılıf uydurmak için hayli zorlanmışlar anlaşılan. "Esasa girmedik" derken aslında neden "esasa girdiklerini" kırk dereden su getirerek izaha çalışmışlar.
Yayımladıkları bu gerekçenin bal gibi de "emsal" olacağını bildikleri için uzatmışlar da uzatmışlar...
Bu vesile ile bağlamdan kopup metindeki çelişkilerin tartışılmasını amaçladılar besbelli.
Herkes bu hususa odaklanacak, "oldu mu, olmadı mı" derken asıl mesele kaynayıp gidecek.
Dayandıklar "fikir özgürlüğü" yahut "habercilik" argümanı, niyetlerini ele vermek için yeter de artar bir mahiyete sahip. Zira konu, haber yahut fikir açıklama değil, devleti alenen hedef alan ve maşeri vicdanda da makes bulan casusluk hadisesidir.
Bilerek, gözeterek, kollayarak, kasten, hukuki tabiriyle taammüden teşebbüs edilmiş bir casusluk faaliyeti hem de...
Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararın tercümesi şu: Artık bu memlekette, Allah'ın hiçbir kulu, casusluk yaptığı gerekçesiyle yahut iddiasıyla tutuklanamaz!
Geçmiş olsun. Kim ne derse desin, daha önce kaleme aldığım "Casusluğa 'Can' simidi" başlıklı yazımda da altını çizdiğim gibi asıl mesele, Cumhurbaşkanını açığa düşürmek.
Evet, ne yazık ki, Anayasa Mahkemesi bu işi üzerine vazife edinmiş.
Tayyip Erdoğan düşmanlarından müteşekkil konsorsiyuma, altın tepsi içerisinde ve nur topu gibi bir argüman ikram etmiştir bu mahkeme.
Şimdi, hep birlikte oradan vuracaklar!
Cumhurbaşkanı, kendisine yönelik bu açığa düşürme operasyonunun farkında olduğunu belirtmek maksadıyla, "saygı duymuyorum!" diyerek çekilen resti gördüğünü beyan etti!
Herkes, "ne diyecek" diye Başbakana kulak kesilmişken Davutoğlu'ndan açıklama gecikmedi ve o da; "İşin esasına gidildiğinde Türkiye Cumhuriyeti devletine, hükümetine ve halkına yönelik açık bir casusluk faaliyeti söz konusudur.
Olayların gerçeğini saptırma faaliyeti söz konusudur" diyerek Cumhurbaşkanıyla aynı noktada durduğunu deklare etti. Bu açıklamalar üzerine yukarıda bahsini ettiğim, "Tayyip Erdoğan düşmanları konsorsiyumu" hemen, duymaktan artık gına getirdiğimiz o pespaye "antidemokratik-otoriter" söyleme sarılıverdiler. Bazıları, Cumhurbaşkanının Anayasa Mahkemesi’ne aldığı
tavrı desteklediği için Davutoğlu'nun yani bir anlamda AK Parti’nin, "antidemokratik" bir karara yönlenmemesi gerektiğini bile savundu.
Neymiş, AK Parti’nin yönlenebileceği antidemokratik tavır?
AYM'nin kapatılması gerektiği yönünde ileri sürülen kimi görüş ve kanaatler...
Komik bile değil!
Demek, o meşum 60 darbesinin ürettiği ilkel ve adeta "Demokles’in kılıcı" işlevi gören bu kurumun kapatılmasını savunmak, "antidemokratik" bir yaklaşım ha!
Sevsinler e mi! Böyle zavallı ve komik bir iddia üzerinden mevzi kazanma çabasından vazgeçip Tayyip Erdoğan düşmanlığınıza başka bir gerekçe bulsanız ya!
AYM'nin kapatılmasını savunmak, bu milletin ve memleketin selametini düşünen herkes için bir vecibedir oysa.
Sahi, değil AYM, bizzat anayasanın kendisi olmasa ne olur?
Bakın, anayasası yok diye İngiltere'ye hiçbir şey olmuyor!
Yani, casusluğu anayasal güvence altına aldığını, yayımladığı bu karman çorman metinle resmileştirdi.
Karman çorman ve çok kötü bir Türkçe’yle malul rezalet bir metin...
Minareye kılıf uydurmak için hayli zorlanmışlar anlaşılan. "Esasa girmedik" derken aslında neden "esasa girdiklerini" kırk dereden su getirerek izaha çalışmışlar.
Yayımladıkları bu gerekçenin bal gibi de "emsal" olacağını bildikleri için uzatmışlar da uzatmışlar...
Bu vesile ile bağlamdan kopup metindeki çelişkilerin tartışılmasını amaçladılar besbelli.
Herkes bu hususa odaklanacak, "oldu mu, olmadı mı" derken asıl mesele kaynayıp gidecek.
Dayandıklar "fikir özgürlüğü" yahut "habercilik" argümanı, niyetlerini ele vermek için yeter de artar bir mahiyete sahip. Zira konu, haber yahut fikir açıklama değil, devleti alenen hedef alan ve maşeri vicdanda da makes bulan casusluk hadisesidir.
Bilerek, gözeterek, kollayarak, kasten, hukuki tabiriyle taammüden teşebbüs edilmiş bir casusluk faaliyeti hem de...
Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararın tercümesi şu: Artık bu memlekette, Allah'ın hiçbir kulu, casusluk yaptığı gerekçesiyle yahut iddiasıyla tutuklanamaz!
Geçmiş olsun. Kim ne derse desin, daha önce kaleme aldığım "Casusluğa 'Can' simidi" başlıklı yazımda da altını çizdiğim gibi asıl mesele, Cumhurbaşkanını açığa düşürmek.
Evet, ne yazık ki, Anayasa Mahkemesi bu işi üzerine vazife edinmiş.
Tayyip Erdoğan düşmanlarından müteşekkil konsorsiyuma, altın tepsi içerisinde ve nur topu gibi bir argüman ikram etmiştir bu mahkeme.
Şimdi, hep birlikte oradan vuracaklar!
Cumhurbaşkanı, kendisine yönelik bu açığa düşürme operasyonunun farkında olduğunu belirtmek maksadıyla, "saygı duymuyorum!" diyerek çekilen resti gördüğünü beyan etti!
Herkes, "ne diyecek" diye Başbakana kulak kesilmişken Davutoğlu'ndan açıklama gecikmedi ve o da; "İşin esasına gidildiğinde Türkiye Cumhuriyeti devletine, hükümetine ve halkına yönelik açık bir casusluk faaliyeti söz konusudur.
Olayların gerçeğini saptırma faaliyeti söz konusudur" diyerek Cumhurbaşkanıyla aynı noktada durduğunu deklare etti. Bu açıklamalar üzerine yukarıda bahsini ettiğim, "Tayyip Erdoğan düşmanları konsorsiyumu" hemen, duymaktan artık gına getirdiğimiz o pespaye "antidemokratik-otoriter" söyleme sarılıverdiler. Bazıları, Cumhurbaşkanının Anayasa Mahkemesi’ne aldığı
tavrı desteklediği için Davutoğlu'nun yani bir anlamda AK Parti’nin, "antidemokratik" bir karara yönlenmemesi gerektiğini bile savundu.
Neymiş, AK Parti’nin yönlenebileceği antidemokratik tavır?
AYM'nin kapatılması gerektiği yönünde ileri sürülen kimi görüş ve kanaatler...
Komik bile değil!
Demek, o meşum 60 darbesinin ürettiği ilkel ve adeta "Demokles’in kılıcı" işlevi gören bu kurumun kapatılmasını savunmak, "antidemokratik" bir yaklaşım ha!
Sevsinler e mi! Böyle zavallı ve komik bir iddia üzerinden mevzi kazanma çabasından vazgeçip Tayyip Erdoğan düşmanlığınıza başka bir gerekçe bulsanız ya!
AYM'nin kapatılmasını savunmak, bu milletin ve memleketin selametini düşünen herkes için bir vecibedir oysa.
Sahi, değil AYM, bizzat anayasanın kendisi olmasa ne olur?
Bakın, anayasası yok diye İngiltere'ye hiçbir şey olmuyor!
Casusluk artık anayasal güvence altında!.. - Nihat Nasır
Reviewed by Habersizim
on
10:47:00
Rating:

Hiç yorum yok: