Zaman gazetesi 3 Kasım 1986’da İhsan Arslan, Necati Aktülün ve Alaaddin Kaya’nın patronajında yayına başladı. Başlangıçta yayın kurulu Fehmi Koru, Nabi Avcı, D. Mehmed Doğan, Adnan Tekşen ve Ali Bulaç’tan müteşekkildi. Bunlar aynı zamanda gazetenin önde gelen yazarlarıydı. Yazar kadrosunda Cahit Zarifoğlu (Vedat Can mahlasıyla), Fikret Ertan, Hüseyin Hatemi, Mehmet Cemal Çiftçigüzeli, Mustafa Şahin, Gökhan Özcan, Tamer Korkmaz, Yusuf Ziya Cömert, Erol Göka, Kemal Karabulut, Necip Tosun, Necati Polat (Azmi Yırcalı mahlasıyla), Kemal Sayar, Ali Sali, Halime Toros, Mehmet Hakan, Serhat Çıtak da vardı. Ben de Mart 1987’den itibaren Werner Hugo mahlasıyla köşe yazıları yazdım Zaman’da. Ahmed Kafkas imzasıyla da yazılarım çıktı. Mustafa Karaalioğlu başlarda arşiv görevlisiydi, sonra o da yazı yazmaya başladı ve meşhur “arka sayfa”nın editörü oldu.
Zaman’dan evvel İslamcılara hitap eden yegâne günlük gazete, Milli Gazete idi. O da sadece Refah Partisi camiasına hitap ediyor ve bu camia içindeki farklı eğilimlere itibar etmeyip sadece ‘karargâh’ın görüşlerini yansıtıyordu. Zaman, İslami cenahtaki farklı eğilimleri buluşturan bir platform olarak doğdu. Refahçılar da vardı bu gazetede, “radikaller” de, maslahat icabı Özal’ın ANAP’ına meyledenler de. Fikirler özgürce ifade edilip tartışılabiliyordu Zaman’da. Entelektüel seviye yüksekti. Mizanpaj ve içerikteki ciddiyet, dillere destandı. O zamanlar sol cenahta pek muteber olan Cumhuriyet gazetesinin ciddiyet ve entelektüellik tekelini kırmıştı Zaman. “Otobüste çarşaf gibi açıp göğsümüzü gere gere okuyabileceğimiz bir gazeteye nihayet kavuştuk” diye seviniyordu bizim insanlar.
Haziran 1987’deki 6-7 günlük fetret dönemini saymazsak (uzun ve önemsiz bir hikâye), Ekim 1987’ye kadar böyle devam etti. Derken, sermayedarlar arasında cereyan eden bazı hadiselerin neticesinde gazete üzerinde hakimiyet kurma imkânına kavuşan Fethullah Gülen cemaati, yayın yönetimini tümüyle değiştirip Zaman’ı kendi mecrasına soktu ve tedricen “cemaat gazetesi” haline getirdi.
1991’de, Fethullah Gülen’in İsrail’e iltifat ettiği meşhur İzmir vaazının tam metninin yayınlanmasıyla beraber, Zaman artık yepyeni ve bambaşka bir misyonun temsilcisi olarak tebarüz etti.
Şimdi o dönem de kapanıyor gibi. Zaman’a kayyım atama kararının hayırlara vesile olmasını dileriz.
#Zaman
Zaman’dan evvel İslamcılara hitap eden yegâne günlük gazete, Milli Gazete idi. O da sadece Refah Partisi camiasına hitap ediyor ve bu camia içindeki farklı eğilimlere itibar etmeyip sadece ‘karargâh’ın görüşlerini yansıtıyordu. Zaman, İslami cenahtaki farklı eğilimleri buluşturan bir platform olarak doğdu. Refahçılar da vardı bu gazetede, “radikaller” de, maslahat icabı Özal’ın ANAP’ına meyledenler de. Fikirler özgürce ifade edilip tartışılabiliyordu Zaman’da. Entelektüel seviye yüksekti. Mizanpaj ve içerikteki ciddiyet, dillere destandı. O zamanlar sol cenahta pek muteber olan Cumhuriyet gazetesinin ciddiyet ve entelektüellik tekelini kırmıştı Zaman. “Otobüste çarşaf gibi açıp göğsümüzü gere gere okuyabileceğimiz bir gazeteye nihayet kavuştuk” diye seviniyordu bizim insanlar.
Haziran 1987’deki 6-7 günlük fetret dönemini saymazsak (uzun ve önemsiz bir hikâye), Ekim 1987’ye kadar böyle devam etti. Derken, sermayedarlar arasında cereyan eden bazı hadiselerin neticesinde gazete üzerinde hakimiyet kurma imkânına kavuşan Fethullah Gülen cemaati, yayın yönetimini tümüyle değiştirip Zaman’ı kendi mecrasına soktu ve tedricen “cemaat gazetesi” haline getirdi.
1991’de, Fethullah Gülen’in İsrail’e iltifat ettiği meşhur İzmir vaazının tam metninin yayınlanmasıyla beraber, Zaman artık yepyeni ve bambaşka bir misyonun temsilcisi olarak tebarüz etti.
Şimdi o dönem de kapanıyor gibi. Zaman’a kayyım atama kararının hayırlara vesile olmasını dileriz.
#Zaman
Bir zamanlar Zaman
Reviewed by Habersizim
on
13:09:00
Rating:

Hiç yorum yok: