Babayiğit aranıyor

Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’de yerli otomobil üretecek bir babayiğit aradığını söylediğinde türlü çeşitli tepkiler gelmişti. Kimi, otomobil üretmenin artık demode olduğunu söyledi. Kimi, yüz yıllık markalarla yarışmanın zor olduğunu... Kimi de otomobil üretmenin sanıldığı kadar rantabl olmadığını. Dünya devi otomobil firmalarının sürekli zarar ettiği, bir ülkeyle özdeşleşen otomobil markalarının bile başka ülkelerin sermayedarlarınca satın alındığı belirtilmişti.
Tüm bunlara rağmen, otomotiv endüstrisinde gözle görülür bir üstünlüğü olan Türkiye’nin yıllardır kendine ait bir markayı üretememiş olması ayıplanıyor, yadırganıyor. Ve hükümet ısrarla bu işe soyunacak “babayiğitlere” devletin destek vereceğinden bahsediyor.
Yerli otomobil çalışmaları belli bir noktaya da geldi. Prototip üretildi.
Ne güzel.
Peki hükümet aynı motivasyonu neden teknoloji alanında yapmıyor?
Sözgelimi cumhurbaşkanı neden “Yerli işletim sistemi” yapacak bir babayiğit arıyorum demiyor? Ya da “yerli akıllı telefon markası” yapacak bir babayiğit aramıyor?
Bu konuyu rakamlarla izah etmeye gerek bile yok. Mesele ortada. Apple her bakımdan Ford markasından üstün. Microsoft Toyota’yı psikolojik algı olarak bile beşe altıya katlar. Ancak rakamlar da verelim isterseniz. Apple’ın piyasa değeri şu anda 500 milyar doların üzerinde. Amerikan otomotiv devi General Motors’un piyasa değeri 40 milyar dolar civarında. Microsoft’un piyasa değeri 220 milyar dolar ın üzerinde iken Toyota’nın piyasa değeri 130 milyar dolar seviyelerinde.
Uzaktan baktığınızda sadece bir “web sitesi” olan Facebook’un piyasa değeri 50 milyar dolar seviyesinde. Mercedes’in piyasa değeri ile hemen hemen aynı.
Üstelik mesele sadece piyasa değeri de değil. Bir kafeye oturup 3-5 arkadaş sohbet ederken masanın üzerinde Nokia, Apple, Samsung cihazlar oluyor ve bu cihazlardan Facebook’a, Twitter’a giriyoruz. O kafeye ise ya taksiye atlayıp gelmişizdir ya da metrobüsle.
Yani araba üretecek kadar babayiğit biri varsa, ki başbakan babayiğit derken parası olan, yatırım gücü olan adamdan bahsediyor, neden bu kişi yatırım maliyeti daha düşük olan bir cihaza ya da yazılıma harcamıyor parasını?
Churchill’e sormuşlar. “Birinden vazgeçmek gerekse Sheakspeare’den mi, yoksa İngiliz donanmasından mı vazgeçersin” diye. “Elbette donanmadan vazgeçerim” demiş. “Sheakspeare’iniz varsa on tane daha donanma kurarsınız”.
Şimdi şunu sormak lazım. Bir Amerikalı olsanız Apple’dan mı vazgeçersiniz yoksa General Motors’dan mı. Bu sorunun cevabını ben vermeyeceğim. Yukarıda anlattığım her şeyi olumsuzlayacak bir fikir var. O da şu. Mercedes yüz yıllık firma. Hala var ve hala çok güçlü. Apple ise balon. Bir çıkıyor bir iniyor. Yarın Apple olmaz ama Mercedes hep olur. Yazının başından beri söylemeye çalıştığım şey işte tam da bu yargıdaki müthiş yanılgıyla alakalı. Apple aslında bir şirket olarak yarın yok olabilir. Eski gücünü kaybeder belki hatta piyasadan silinir. Bu durumun örnekleri de var. Ama Apple’ın bir ülkeye kattığı katma değer yaşadığımız şu çağda, bir araba fabrikasının kattığı katma değerden kat kat fazla.
Ve bir teknoloji şirketinin ürettiği en büyük katma değer de yetiştirdiği kaliteli insan kaynağı esasında.
Büyük devlet olmak, sadece babayiğitlerin cesur adımlarıyla gerçekleşmiş olsaydı, 1930’lu yıllarda uçak üreten babayiğit Nuri Demirağ ile, bir lokomotif fabrikasında el yordamıyla araba üreten Devrim arabasıyla olurdu.
Bizde babayiğit çok. Keşke o babayiğitleri tutup ortaya çıkaracak bir psikolojik ortam olabilse. Keşke o babayiğitler doğru alana kanalize edilebilse.
Babayiğit aranıyor Babayiğit aranıyor Reviewed by Habersizim on 08:37:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: