“Zafer mutlaka inananların olacaktır”

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin dünkü meclis grup toplantısında, barbar ordularına karşı “son kale” Türkiye’nin mücadelesini anlattı. Satır satır okunması gereken bir hürriyet, adalet ve medeniyet manifestosu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin Meclis grubunda yaptığı konuşmada, Ukrayna'dan Kırım Türkleri, Ahıska Türkleri ile Gagavuz Türklerinin selamlarını getirdiğini söyleyerek şöyle konuştu:
"Ukrayna komşu bir ülke. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı orayı ziyaret ediyor ve gönlü Türkiye ile çarpan üç tarihdaş toplulukla bir araya geliyoruz. Her birinin ilk ifadesi şu: 'İyi ki Türkiye var, elhamdülillah Türkiye var. Allah Türkiye'yi aziz eylesin, kudretli eylesin ki biz burada rahat edelim.' Bu dualar eşliğinde kendileriyle sohbet ettiğim zaman oradaki bir bilim adamımız bana Akkerman Kalesi ile ilgili bir kitap hediye etti. Orada ayrıca Özi Kalesi'nden bahsettik. Tam ben bu görüşmeleri yaparken, önüme Rus uçaklarının Halep'te hastaneleri ve okulları vurduğu, masum çocukların, kadınların, sivillerin şehit edildiğini gösteren haber geldi. Bir an gözümün önünde Özi Kalesi ve Sultan Abdülhamit canlandı. Özi Kalesi uzun bir direnişten sonra Rus ordusu tarafından işgal edildiğinde geride tek bir canlı bırakmayacak şekilde, hayvanlar da dahil, her şey katledilmişti.

Bu haber İstanbul'a ulaştığında, Sultan Abdülhamit haberi aldığında 'Ya Rab, ben nasıl bir sultanım ki tebamı ve mazlumları koruyamadım' diyerek göz yaşı döktü ve felç geçirerek kısa bir süre sonra Hakk'ın rahmetine kavuştu. Bir an aynı duayı Halep için hepiniz adına etmek geldi gönlümden. Ya Rab, bize öyle bir güç ver ki kudret ver ki Özi Kalesi'nin içindeki her bir ferdi yok eden bu zalimlere, barbarlara karşı bugün onların yönelttiği saldırılarkarşısında Halep'i, oradaki kardeşlerimizi koruyabilelim. Aynı zalimler aynı barbarlar bugün Halep'in önündeler. 1789'da Avrupada Fransız ihtilali yaşanırken, Özi Kalesi'nde, barbarlar, zalimler geride tek bir canlı bırakmayacasına büyük bir katliam yapmışlardı ve bunun acısıyla bir devlet adamı, duyduğu sorumluluk duygusuyla felç geçirip vefat etmişti. Devlet adamlarının sorumluluk duyguları ile ömürleri tükenmedikçe devletler yaşayamazlar.

Biz sadece Halep'in değil Somali'nin, Myanmar'ın, Türkiye'ye dönüp ellerini semaya yükselterek dua eden kim varsa bütün o mazlumların acısını, ızdırabını yüreğimizde hissediyoruz. Birileri diyor ki 'Neme lazım canım, ilgilenmeyiverin, dünya kulağını tıkamış, siz de kulağınızı tıkayıverin, dünya görmüyor siz de görmeyiverin...' Bu yüreksiz, vicdansız yaklaşım karşısında biz adaletin, merhametin, vicdanın sesi olmaya, son nefesimize kadar mazlumların hakkını, hukukunu korumaya devam edeceğiz." Davutoğlu, dünya Suriye'de yaşananları görmese, ses çıkarmadan bir kenara çekilerek izlese bile Türkiye'nin bir kenardan yaşananları sessizce izleyemeyeceğini, merhamet duygusuyla hareket edeceğini belirtti Mardin'de yaptığı konuşmada, Türkiye'den "son kale" diye söz ettiğini hatırlatan Davutoğlu, "Evet son kale. Mazlumların sığınabileceği son durak, mazlumların nefes alabileceği son menzil. İşte bu son durağı, kaleyi son nefesimize kadar savunacağız. Onun için AK Parti hareketi her şeye her engele rağmen hala bu ülkenin kaderinde en önemli etkiyi yapan aktör durumunda" diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, AK Parti davasının şahıs davası, şahısların şahsi davası olmadığını ve olmayacağını vurgulayarak, "Bu dava Türkiye'nin davasıdır, bu dava insanlık onuru davasıdır. Bu dava şu an dahi Türkiye'ye dönüp, Ankara'ya dönüp selam duran, dua eden Azezlilerin, Haleplilerin, Deralıların, Hamalıların, Humusluların davasıdır. Bu dava hak ve hakkaniyet davasıdır. Biz aziz milletimize, güzel ülkemize karşı sorumluyuz; biz insanlığa, yeryüzüne, bütün mahlukata karşı sorumluyuz" değerlendirmesinde bulundu. Suriye'deki gelişmelerin hem büyük bir insanlık trajedisine hem de Türkiye'nin ulusal güvenliğini doğrudan tehdit edecek bir hale dönüştüğüne dikkati çeken Davutoğlu, Rusya'nın Bağdadi Grubu (BG) ile mücadele kılıfı altında BG dışında kalan bütün muhalif gruplara, sivillere yoğun şekilde saldırdığını söyledi. Dün (Evvelki gün) gece saatlerinde Rus uçaklarının bombardımana tuttuğu Tel Rıfat ve Azez ilçelerinin fotoğraflarına baktığını ifade eden Davutoğlu, "Boş bir alan dahi yok ki bomba düşmemiş olsun. Evler, tarlalar, her yerde çukurlar... İHA'larla çekilmiş resimler. Bre insafsızlar ne istersiniz bu topraklardan, hangi kirli hesabın adına bunları yapıyorsunuz?" dedi.

Davutoğlu, Rus uçaklarının akıllı bomba kullanmadığını, uçakların bombalarla yüklendikten sonra ellerindeki bütün bombayı tükettiklerini, nereye bomba attıklarını hesap etmediklerini anlatarak, sadece dün küçük bir kasaba olan Azez'e Rus uçaklarının 200 sorti yaptığını kaydetti. Davutoğlu, "Niye atıyorlar biliyor musunuz? Çünkü ellerinde envanterdeki süresi dolmuş bombaları tüketmeye çalışıyorlar. Bu kadar alçakça plan içindeler. Mühimmat konusunda en önemli problemlerden biri, süresi geçmekte olan mühimmatın tüketilmesi. Bir taraftan sivilleri öldürüyorlar, bir taraftan muhalefeti zayıflatıyorlar, bir taraftan rejime destek veriyorlar, bir taraftan da ellerindeki mühimmatı bitirerek, bu mühimmatı kendi ülkelerinde tahrip ettiklerinde yol açılabilecek çevre zararlarını Suriye'ye taşımış oluyorlar. Bu kadar adice, bu kadar insanlık dışı plan içindeler" ifadelerini kullandı.

Rusya'nın, Türkiye-Suriye sınırının hemen yanı başında BG dışındaki bütün muhalif unsurları zayıflatmak için Türkmenlere, Araplara, Kürtlere yoğun bir saldırı gerçekleştirdiğini belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Son günlerde Rusya, Esad ve PYD işbirliği halinde, Türkiye ile Halep arasındaki son insani yardım koridorunu kapatmak üzere muhalif unsurları havadan ve karadan yoğun bombardımana tabi tutuyorlar. Kuşatma altına alınan yiğit Halep, şanlı Halep, gazi ve kahraman Halep'e yardım koridorunun kapanması ve Mare-Cerablus hattında muhaliflere yönelik saldırılarla on binlerce, yüz binlerce mülteciyi Türkiye'ye sığınmak üzere yollara dökmek istiyorlar. Rusya ve Esad, PYD'yi kullanarak Suriye'nin kuzeyinde etnik yapıyı değiştirmek ve Halep'i rejim yanlısı unsurların hakim olduğu bir demografiye kavuşturmak üzere binlerce insanı yerinden yurdundan koparıyor. DAEŞ (Bağdadi Grubu) ile mücadele bahanesiyle uluslararası toplumdan meşruiyet sağlayan Rusya ve PYD, DAEŞ'e tek bir saldırı gerçekleştirmeden sadece ve sadece Esad rejimine muhalif gruplara saldırarak Esad rejimini güçlendirme hedefi güdüyorlar."

Davutoğlu, bugünlerde Türkiye içindeki bir kısım çevrelerin Esed rejiminin ayakta kalmasını başarı olarak yansıttığına dikkati çekerek, hiçbir orduya, düzenli bir yapıya, silaha ve mühimmata sahip olmayan Suriye halkının 5 yıldır Esed rejiminin varil bombalarına, kimyasal saldırılarına direndiğini söyledi.Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Esed rejimi, 'ben yenemiyorum tek başıma siz de gelin' dedi; Hizbullah geldi, birlikte saldırdılar yine Halep'i düşüremediler, İdlip'i düşüremediler. Arkasından İran'ı çağırdılar, İran, generalleriyle, düzenli ordusunun unsurlarıyla Suriye'ye geldi. Şu ana kadar İran basınına göre 24 İranlı general Suriye'de öldü. O da yetmedi, arkasından bütün coğrafyadaki, birçok ülkedeki Şii milisleri getirdiler, onlarla da Halep'i düşüremediler. Tam bu yaz Halep'ten Hama'ya, Humus'a doğru muhalefet ilerlemeye başlayınca bu sefer büyük abilerine gittiler, tarih boyu Müslümanlara zulmetmiş büyük abilerine, Doğu Anadolu'da Türkleri, Kürtleri katletmiş büyük abilerine, Rusya'ya gittiler, 'sen gel, biz yapamıyoruz bu katliamı sen tamamla, sen daha iyi bilirsin, katliamı sen yap' dediler. 30 Eylül'den bu yana bu alçak, bu hain, barbar uçaklar sivil, asker ayrımı yapmadan, çocuk, yaşlı ayrımı yapmadan 8 bine yakın sorti yaptılar. Her bir sortide ne kadar canımızın şehit olduğunu siz hesap edin. Şimdi güya barışa doğru gideceğiz derken Münih görüşmesinde, aynı alçakça saldırıyı devam ettiriyorlar ki ateşkes sağlanmadan önce Türkiye'nin Halep'e olan koridoru kapansın ve Halep açlığa mahkum edilsin. Bilmedikleri, hesap etmedikleri şey, Halep'in o yiğit insanlarının her şeye direndikleri gibi açlığa da direnebilecekleri. Düşünün bu kadar saldırıya karşı direnebilen Halep mi muzafferdir, dünyanın en barbar ordularıyla oraya yüklenenler mi muzafferdir? Sonunda zafer mutlaka inananların olacaktır."

Başbakan Davutoğlu, PYD'nin, Rusya'nın hava desteğiyle Minniğ Havaalan ını ele geçirdikten sonra Türkiye sınırına çok yakın noktadaki Azez'e saldırı gerçekleştirdiğini hatırlatarak, "Bu çerçevede Türkiye'ye dönük yeni bir mülteci akınına mahal vermemek, mültecilerin güvenli şekilde bulundukları yerde kalmalarını temin etmek üzere cumartesi gününden itibaren Esad rejimi ve onun uşağı, onun piyonu, Rusya'nın piyonu olan PYD'ye yönelik hedeflere, angajman kuralları çerçevesinde mukabelede bulunuyoruz, mukabelede bulunmaya devam edeceğiz. PYD özellikle Rusya-Türkiye arasında yaşanan gerilimden sonra, Rusya'nın bölgesel planlarının lejyoneri, paralı askeri haline gelerek, Türkiye'ye zarar vermeyi öncelik haline getirmiş durumda. YPG, PYD kesinlikle Kürtlerin temsilcisi değil, Suriye'nin temsilcisi değil, Rusya'nın lejyonerleri, paralı askerleridir" dedi. "Buradan Suriye ötesine, Irak ötesine ve her yere sesleniyorum" diyen Başbakan Davutoğlu, "Kürtleri kimse istismar etmeye kalkmasın. Kürtlerin devleti de hamisi de koruyucusu da Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir" şeklinde konuştu.

Türk ordusunun angajman kuralları çerçevesinde yaptığı ilk topçu atışlarından sonra Azez'de insanların sevinç gösterileri yaparak Türkiye'ye teşekkür ettiğini ifade eden Davutoğlu, "Bizi engellemeye çalışacaklar, engellemeye gayret ediyorlar. Bunlara karşı da elimizden gelen bütün çabayı göstereceğiz. Bu son saldırıların Türkiye'yi hedef aldığı, Türkiye'nin sınır güvenliğini tehdit ettiği açıktır" diye konuştu. Yoğun bir mülteci akınına yol açan bu saldırıların Türkiye'nin yanı sıra Avrupa'yı da hedef aldığını, bu konuda Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Hollanda Başbakanı Mark Rutte ile yaptığı görüşmelerde bu konuda mutabık kaldıklarını dile getiren Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Hollanda Başbakanı ile yaptığımız görüşmede de mutabık kaldığımız husus, Rusya'nın ve onun arkasındaki güçlerin temel hedefinin, daha çok mülteciyi Türkiye'ye sürmek, etnik kıyım üzerinden demografiyi değiştirmek, mülteciler üzerinden Türkiye'yi ve Avrupa'yı baskı altına almak olduğu aşikar. Onun için Sayın Merkel, dün yıllarca söylediğimiz bir teklifin haklılığını teyit ederek artık Suriye'de uçuşa yasak bölge, güvenli bir bölge olması gerektiğini ifade etti. Eğer bu gerçeği 3 yıl önce fark etmiş olsaydı uluslararası toplum, şu anda katledilmiş olan on binlerce, yüz binlerce insan katledilmemiş, hayatta olacaktı. Dünya bizim dediğimiz yere geliyor ama bu arada nice canlar feda ediliyor. Türkiye kendi sınırlarını korumak, güvenliğine tehdit oluşturan etnik temizliği engellemek, yeni bir insani trajediye ve yoğun mülteci akınına izin vermemek, Suriye'nin tek gerçek umudu olan muhaliflerin zayıflamasını engellemek üzere gerekli gördüğü zaman, gerekli gördüğü yerde, gerekli gördüğü şekilde mukabele etmeye devam edecektir." AA
“Zafer mutlaka inananların olacaktır” “Zafer mutlaka inananların olacaktır” Reviewed by Habersizim on 10:30:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: