"Ya istiklal ya ölüm!" günleri...

Türkiye'de dahilde husule gelen her hadisenin hariçteki gelişmelerle bir ilgisi var. Hatta doğrudan bu gelişmelerin izdüşümü bile diyebiliriz. Bu neredeyse tüm alanlarda böyle. Birbirini tetikleyen hadiseler zinciri adeta. Sözgelimi, Diyarbekir Sur'da cereyan eden olaylar, Rusya-İran-Esed ittifakıyla direkt irtibatlı. PKK, aslında bu güçler adına bir mücadele veriyor.

Tıpkı Paralel İhanet Çetesi gibi.

Çete liderinin, ana-baba bir öz kardeşi olan PKK'ya destek maksadıyla, Necip Fazıl'ın kemiklerini sızlatan "Sur'da bir gedik açtık!..." mısralarını zikrederek "Sur"a yaptığı menfur gönderme ve akademisyen diye anılan 1128 öznenin ihanet bildirisi de bu topyekun saldırının parçaları elbette. ABD başkan yardımcısı Joe Biden'in ziyaretinin, bu ittifaka lojistik destek maksadı taşımadığını kim söyleyebilir sahi?

Özenle seçildiği her halinden belli olan şahıslarla görüşmeler yapması da bu tarifeye dahil tabii... Devleti katil, adıyla sanıyla terör örgütü olan PKK'yı mağdur ve mazlum gösterme utanmazlığı sergileyenlerle yapılan görüşmeler,
bu tarifenin gereği...

Türkiye, özellikle de Suriye meselesinde geri adım atmaya zorlanıyor.

Bakmayın siz başta ABD olmak üzere batılı ülkelerin müttefik göründüğüne. Hepsi son tahlilde, Rusya-İran-Esed ittifakının ürettiği projeyi destekliyor. Cenevre toplantısı için "muhalif güçlerden" kırk dereden su getirmeleri istenirken PYD'nin, bir oldu bitti ile, toplantının partnerlerinden birisi olmasını sağlamak için çektikleri numaralar bu dolaylı desteğin açık bir kanıtı.

Türkiye'yi, bölgede oluşması muhtemel yeni durum için manivela olarak kullanmaktan maada bir maksatları yok. Her şey zahirde flu gibi görünüyor ama hakikatte çok net.

Birbiriyle çekiştiği sanılan güçler, perde gerisinde ortak çıkarları için çoktan ittifak ettiler bile. İran'a ambargonun kaldırılmasıyla eşzamanlı gelişen hadiseler tabii ki, tesadüfi değil. Rusya'nın, uçağının düşürülmesiyle sonuçlanan hava sahasını ısrarla ihlali de bilinçli bir tercihti.

Tıpkı, son birkaç gündür, kör parmağım gözüne ihlaller ile Türkiye'yi benzer bir duruma icbar için yapılan provokasyonlar gibi...

Uçak düşürülmesi hadisesi, Rusya'nın PKK'ya desteğini alenileştirmesi için vesile edilmişti malum. Şimdi de yeni birtakım hamleler için kaotik bir vasat üretilmeye çalışılıyor. Başta, "Türkiye'de dahilde husule gelen her hadisenin hariçteki gelişmelerle bir ilgisi var" demiştik. Diyarbekir'de çeşitli etnik unsurlara mensup PKK'lı teröristler (?) görmeyi kanıksamamız bu yüzden...

İşbirlikçi medyanın, Sırp keskin nişancılarının, polis ve asker şehit etmelerinde bir tuhaflık yokmuş gibi davranması ve hatta hiç görmemesi de bu yüzden...

Velhasıl Türkiye, bütün cephelerde savaşta ve bu kez, sadece yedi düvel değil, içeride de hatırı sayılır miktarda hasımla karşı karşıya.

"Ya istiklal, ya ölüm!" günlerinden geçiyoruz dersek, abartmış olur muyuz sahi?
"Ya istiklal ya ölüm!" günleri... "Ya istiklal ya ölüm!" günleri... Reviewed by Habersizim on 13:31:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: