“Kolayca hammadde elde edebileceğimiz ve aynı zamanda da sömürgelerdeki yerlileri ucuz köle olarak kullanabileceğimiz yeni topraklar bulmalıyız. Bu sömürgeler, fabrikalarımızda ürettiğimiz fazlalık mallar için de bir çöp boşalım alanı görevini üstlenecektir.”
Cecil Rhodes / Afrika’daki son dönem İngiliz yayılmacılığının arkasındaki kilit isim
İktisadi büyüme ve kalkınmanın ilk dönemlerde temel ihtiyacı olan ucuz hammadde ve insan gücünü (sömürülebilir emek) temin etmek için emperyalist politikaları sonucunda dünyanın dört bir yanında koloni ve sömürge yönetimleri kuran Batıdünyası; üretimde kendi içinde devam edebilen bir iktisadi düzen kurup teknolojinin yoğun kullanımına geçtikten sonra sürdürülebilir bir sömürü için kılık değiştirdi; demokrasi havariliği.Tocqueville, “Amerika’da Demokrasi” adlı son yüzyılın başları için en önemli siyaset kitaplarından biri olarak kabul gören eserinde; demokrasiler için iki tehlikeden bahseder. Birincisi; özgürlüklerin aşırı kullanımıyla ortaya çıkabilecek olan içtimai kargaşa ve anarşi. Ancak, bunu önleyebilecek mekanizmayı yine demokrasilerin kendisi tarafından üretilebileceğini ve kanunlarla bunun aşılabileceğini ifade eder. İkincisi ise; birinci tehlikeye bağlı olarak ortaya çıkan ve demokratik toplumların güvenlik endişeleri sebebiyle oluşan zaaflarının o toplumların yönetenleri tarafından istismar edilmesi suretiyle yönetimin tiranlaşması.
Bugün biz, bir karşıtlık olarak Batı dediğimizde Batıda yaşayan insanlardan değil, Batılı insanını da ezen ama Batıda var olan yönetim aklından bahsediyoruz. Bu akıl, dünya üzerinde zulmü tercih eden ve dünyanın helakini isteyen bir güç olarak Amazon Ormanlarının insanların yaşamadığı bölgelerine dahi nüfuz etmek istiyor. Yeryüzündeki bütün insan topluluklarının kendi gücüne tapınmasını ve efendileri olarak görülmeyi arzu ediyor.
Yeryüzü, önlenemeyen salgın hastalıklardan başka, en büyük iki felake son yüzyılda ‘Dünya Savaşları’ adıyla Batılı devletlerin zulüm politikaları yüzünden yaşadı. Bu iki dünya savaşı ve bu savaşta yer alan devletlerin bugün de sürdürdükleri savaş politikaları bütün açıklığı ile dile getirilmedir. Dünyayı bu iki savaşa sürükleyen devletlerin bugünkü yayılmacı politikaları anlaşılmadıkça dünyanın bugününü, işgalleri, terörü, özgürlük hareketlerini, küreselleşmeyi ve buna direnmeyi anlamak mümkün değildir. Dünyayı allak bullak eden bu iki savaştan sanki tarih öncesi çağlarda yaşanmışçasına uzakta olduğumuzu zannetmek ve savaşın üzerinden altmış yıl geç kten sonra ortaya çıkan hadiselerin, bu savaşın mantığından bağımsız gerçekleştiğini düşünmek topyekûn bir hafıza kaybından başka bir şey olamaz. Bu ha za kaybı, savaş sonrasında ortaya çıkan yeni sömürgeciliği, politik ve ekonomik işgalleri, halkların zihnine giydirilen emperyalist tahakkümü göremediğimiz anlamına gelir. Bu aynı zamanda Reform ve Rönesans hareketleriyle aydınlanma çağı yaşadığına inandığımız Batının, eş zamanlı olarak kendi dışındaki toplumlara efendilik etmek niyetiyle azgınlaşmasını umursamadığımız anlamına da gelir. Buna kendi topraklarımızın yağmalanması da dâhildir.
İşgallerin ve sömürgeciliğin maliyetinin artması üzerine yeryüzü yağmacılığının bölüşmeyle ilgili temel problemlerini iki Dünya Savaşıyla çözdüğünü zanneden Batı, küreselleşme yoluyla dolaşıma çıkardığı her türlü fesadın, terörün, zulmün de mimarı ve sorumlusudur. Çünkü yeni yayılmacılık hareketi başka topraklar, insanlar ve kültürler üzerinde kurduğu hâkimiyeti kendi laboratuvarlarında ürettikleri mikropların, insanlara ve toplumlara sirayet etmesine borçludur.
Kendi insanlarına baktığında birer pislik görüyormuşçasına iğrenen, işlerin en kötüsünün kendi ülkesinde yaşandığına inanan aşağılık fikir sahipleri aynı hususlarda öykündükleri Batılı devletlerin verileri ile karşılaştırma yapsalar ne görürler acaba? Mesela bir saatte işlenen suç oranları ( hırsızlık, öldürme tecavüz, şiddet, cinsel istismar) ve suçluluğun hangi yaş dilimlerinde başladığı (Alkol, uyuşturucu, sigara kullanımı, fuhuş vs). Evlerinin anahtarını cebinde bulamayınca panikleyenler, evlerini bırakıp başka bir ülkeye sığınan insanlara karşı nasıl şerefsizce laf söyleyebiliyorlar? İnsanı merhametli olmaktan mahrum bırakan kin nereden besleniyor?
Bu yaşlı dünya yaşlandıkça bilge bir kişiliğe bürünmek yerine bir haramzadenin savrukluğu ve kendini bilmezliği içinde dönüp duruyorsa bu daha çok kimin eseridir? Modern dünyanın burun kıvırarak baktığı Asya ve Afrikalı toplumlar hangi başka halklar üzerinde yüzyıllar süren bir tasallut kurdular? İmparatorluk çağında bile hükümran oldukları toplulukların dillerini, inançlarını ve yaşama biçimlerini değiştirmek cihetine gitmeyen Afrika/Asya devletleri zalim Batı siyaset aklının peşine nasıl takılabilir?
Bugün dünyanın politik açıdan en problemli bölgelerinde yaşanan zulümlerin, bölgeye Batı yanlısı siyaset elitleri eliyle getirildiğini nasıl görmeyiz? Seksen yıl önce ülkemizi işgal edenlerin bugün başka topraklar üzerindeki askerlerini niçin “barış kuvvetleri” olarak görelim? Değişen nedir? Dünyanın en saldırgan devletlerinin elindeki nükleer silahlara göz yumup nükleer araştırmalar yapan ülkeleri mercek altına alan Birleşmiş Milletler ile bir halkı işgal ettikleri topraklara hapsetmek için kilometrelerce duvar ören İsrail’e karşı bir politikayı gündemine bile almayan Batının demokratik devletleri, dünyanın geleceğine nasıl bir miras bırakacaktır acaba?
Yeryüzündeki ekilebilir tarım arazilerinin mayınlardan temizlenip kullanıma açılmasıyla açlığı bitirecek bir ürün bolluğuna kavuşulması sağlanacakken, hâlâ açlıktan ölenlerle beslenen savaş baronlarını nasıl göremeyiz?
Batılı devletler marifetiyle sömürülen ve iktisaden geri bırakılan halkların kendi içerisinden çıkıp hem kendisine hem de Batılı insana yönelen terörle mücadele etmek için, bu terörü besleyerek ve bu terörden beslenerek yayılma alanının genişletmek arzusuyla yanıp tutuşan emperyalistlerle yapacağı bir işbirliğine ihtiyacı yoktur. Batılı devletlerin tiranlaşan demokrasileri dünyamızın ihtiyacı olan huzuru veremez. Afrika ve Asya halkları bu yeni sömürgeci akımına karşı dünyayı herkes için yaşanabilir bir yer haline getirecek adaletten yana bir yönetim için emek vermelidir. Her birimiz, yaşadığımız zamanda olup bitenlerden sorumluyuz.
Vahşi Batı
Reviewed by Habersizim
on
11:16:00
Rating:

Hiç yorum yok: