Önceki gece, Türkiye’nin daha önce açık ve net bir biçimde deklere ettiği angajman kuralları gereği, Fırat’ın batısına geçen PYD’yi vurmasının yankılarını izliyordum. Hiç şüphesiz ki, PYD, boyunu aşan bu işe, ABD’nin kontrolünde ve Rusya ve İran’ın fiilen verdikleri destek nedeniyle kalkışmıştı.
Azez’deki Minnağ hava üssünü ele geçiren PYD, Türkiye’nin Halep’le bağlantısını kopararak, Suriye’deki muhalif güçlerin savaşı resmen kaybetmelerini sağlayacak stratejik bir hamle yapmıştı. Türkiye’nin buna göz yumması, neredeyse 5. yılını doldurmakta olan Suriye iç savaşında, şimdiye kadar yaptıklarını çöpe atması anlamına gelecekti. İş sadece bununla kalmayacak, uzun bir zamandan beridir PKK’nın yaptığı eylemler, artık sınırımızda ve doğrudan doğruya ABD, Rusya, İran ittifakının PYD üzerinden gerçekleştireceği destekle bambaşka bir görünüm kazanacaktı.
Amaç, başından beri bu...
Yani adlı adınca Türkiye’yi kuşatmak! Diğer bir deyişle, Gezi’de ve 17-25 Aralık süreçlerinde, başarılamayan iç darbeyi, defakto bir savaş vesilesiyle hitama erdirmek...
İşte böylesine kritik bir müdahalenin ardından, Türkiye’deki gelişmeleri izlemeye koyuldum. Açık söylemek gerekirse, gördüklerime inanamıyordum.
Gezi’nin tüm bileşenleri ve bunlara ek olarak Paralel Çete müntesipleri ile HDP/PKK destekçileri, adeta mevzide kendileri varmış gibi bir pozisyon almışlardı.
Daha önce yaptıkları nedeniyle, her ne kadar bunların böyle bir tavır alacaklarını öngörüyor olsak da, böylesine somut bir Türkiye karşıtlığı, inanılır gibi değildi. Başlangıçta, bu kararı alan iradeye yönelik tepki göstermekle yetindiler. Sonrasında, çok ciddi bir biçimde rahatsızlık duymuş olacaklar ki, Türkiye’nin ABD’nin uyarılarını ve Rusya’nın tehditlerini umursamadan operasyona devam etmesinin husule getirdiği müspet neticeleri, manipüle etme gayretine giriştiler.
Sözgelimi, sosyal medyadaki sahte bir hesap üzerinden Suriye’nin Türkiye’ye saldırdığına dair yalan bir habere dört elle sarılıp bunu hızla yayma teşebbüsleri vardı ki, görülmeye değerdi doğrusu. Haydi, HDP/PKK’nın artık aleniyete dökülmüş Türkiye düşmanlığı herkesçe biliniyor, onların yaptıkları anlaşılır bir şey, diyelim. Sırf hükümete düşmanlıkları nedeniyle muhalif (?) cephede konuşlanmış diğerlerine ne oluyordu ki?
Bu kadar mı gözlerini kararttılar! Bir felakete sevinecek hatta sevincin ötesinde zil takıp oynayacak kadar, bu memlekete ve bu millete düşmanlığı nerede biriktirdiler, Allah aşkına!
Dünyanın başka bir yerinde, görüntülü ve yazılı medyanın tüm imkânlarına sahip bu kitleye benzer bir topluluk var mıdır dersiniz? Bunu, gerçekten merak ettiğim için soruyorum. Kendi ülkesinin batması için dua edenlere, olumsuz gelişmeleri sevinçle karşılayanlara, başka ülkelerde hain demiyorlar mı?
Ben bu satırları yazarken operasyonun sonuçları henüz net olarak belli değildi. İnşallah, hayırlı ve uzun vadede Türkiye’yi ciddi sıkıntıların beklemediği bir netice hâsıl olmuştur/olur.
Yalnız, mezkûr bedhahları utanç listesine bir daha asla silinmemek üzere kaydetmek gerekir.
Kendileri belki utanmayacaktır ama eminim ki, torunları, Türkiye düşmanı dedeleri ve nineleri olduğu için onlar adına hicap duyacaklardır.
Azez’deki Minnağ hava üssünü ele geçiren PYD, Türkiye’nin Halep’le bağlantısını kopararak, Suriye’deki muhalif güçlerin savaşı resmen kaybetmelerini sağlayacak stratejik bir hamle yapmıştı. Türkiye’nin buna göz yumması, neredeyse 5. yılını doldurmakta olan Suriye iç savaşında, şimdiye kadar yaptıklarını çöpe atması anlamına gelecekti. İş sadece bununla kalmayacak, uzun bir zamandan beridir PKK’nın yaptığı eylemler, artık sınırımızda ve doğrudan doğruya ABD, Rusya, İran ittifakının PYD üzerinden gerçekleştireceği destekle bambaşka bir görünüm kazanacaktı.
Amaç, başından beri bu...
Yani adlı adınca Türkiye’yi kuşatmak! Diğer bir deyişle, Gezi’de ve 17-25 Aralık süreçlerinde, başarılamayan iç darbeyi, defakto bir savaş vesilesiyle hitama erdirmek...
İşte böylesine kritik bir müdahalenin ardından, Türkiye’deki gelişmeleri izlemeye koyuldum. Açık söylemek gerekirse, gördüklerime inanamıyordum.
Gezi’nin tüm bileşenleri ve bunlara ek olarak Paralel Çete müntesipleri ile HDP/PKK destekçileri, adeta mevzide kendileri varmış gibi bir pozisyon almışlardı.
Daha önce yaptıkları nedeniyle, her ne kadar bunların böyle bir tavır alacaklarını öngörüyor olsak da, böylesine somut bir Türkiye karşıtlığı, inanılır gibi değildi. Başlangıçta, bu kararı alan iradeye yönelik tepki göstermekle yetindiler. Sonrasında, çok ciddi bir biçimde rahatsızlık duymuş olacaklar ki, Türkiye’nin ABD’nin uyarılarını ve Rusya’nın tehditlerini umursamadan operasyona devam etmesinin husule getirdiği müspet neticeleri, manipüle etme gayretine giriştiler.
Sözgelimi, sosyal medyadaki sahte bir hesap üzerinden Suriye’nin Türkiye’ye saldırdığına dair yalan bir habere dört elle sarılıp bunu hızla yayma teşebbüsleri vardı ki, görülmeye değerdi doğrusu. Haydi, HDP/PKK’nın artık aleniyete dökülmüş Türkiye düşmanlığı herkesçe biliniyor, onların yaptıkları anlaşılır bir şey, diyelim. Sırf hükümete düşmanlıkları nedeniyle muhalif (?) cephede konuşlanmış diğerlerine ne oluyordu ki?
Bu kadar mı gözlerini kararttılar! Bir felakete sevinecek hatta sevincin ötesinde zil takıp oynayacak kadar, bu memlekete ve bu millete düşmanlığı nerede biriktirdiler, Allah aşkına!
Dünyanın başka bir yerinde, görüntülü ve yazılı medyanın tüm imkânlarına sahip bu kitleye benzer bir topluluk var mıdır dersiniz? Bunu, gerçekten merak ettiğim için soruyorum. Kendi ülkesinin batması için dua edenlere, olumsuz gelişmeleri sevinçle karşılayanlara, başka ülkelerde hain demiyorlar mı?
Ben bu satırları yazarken operasyonun sonuçları henüz net olarak belli değildi. İnşallah, hayırlı ve uzun vadede Türkiye’yi ciddi sıkıntıların beklemediği bir netice hâsıl olmuştur/olur.
Yalnız, mezkûr bedhahları utanç listesine bir daha asla silinmemek üzere kaydetmek gerekir.
Kendileri belki utanmayacaktır ama eminim ki, torunları, Türkiye düşmanı dedeleri ve nineleri olduğu için onlar adına hicap duyacaklardır.
Türkiye PYD'ye vurdu, ses içeriden geldi!
Reviewed by Habersizim
on
10:32:00
Rating:

Hiç yorum yok: