Kelimelerim var ağır zırhları parçalayıp saplanıverir düşmanın göğsüne /apansız. Tarih öncesi kahramanlar timsali tek vuruşta koparıverir kellesini düşmanımın. Kaburgaları inlete,inlete ilerleyip, ciğerleri susuzluktan paramparça eden. / kargı / kargış / kargaşa / karlanguş / kara sevda / peş peşe gelir dayanır kapıma. O zaman kanlı bir savaşın ortasında bulurum kendimi. Kaybolmak da vardı.
Kelimelerim var hurilere benzer al fistanlar içinde raks eder şiir diye. Avare yolcuların gönlünü çalmaya namzet / baştan çıkarıcı. / şebnem / şehbal / şehla / şehrengiz / şeyda /şıvga / şivekar / şukufe / . Şeytanla göz göze gelir şehvetle diz dize bulurum kendimi. Bildim de buldum mu?. Buldum da bildim mi ?
Kelimelerim var bedeli defalarca ödenmiş. Boşa geçmiş bir ömrün mezar taşları. Her ölümüm ard ısıra bir sır gibi dikilivermiş. Başı dik buluta dikmiş gözlerini ayakları çamura saplı. / aşk / şevk / ateş / güneş / . Hani bir masal var ya uzak diyarlara ait; kaybolmamak için yollara ekmek serpen Hansel’leGratel’in masalı. İşte o masaldaki çocuklar gibi kaybolmamak için, kelimeleri bırakıyorum ardım sıra.
Bazı kelimeler var bir vird gibi bellediğim, kimseciklerin işitmediği. Bu benim kelimelerim diye tapu tahsis belgesi çıkarttırasım gelir. Ancak boynuma takacağım bir madalyon olur en fazla, çünkü kelimeler mülkiyet kabul etmez. En çok kelimelerin bu madalyon hali hoşuma gider/ismin de hali gibi. Çünkü dikkati üzerine çekiverir ışıltılı bir madalyon. Kimi zaman kelimeler o kadar ışıldar ki ben görülmez olurum. Burada böyle sayıp döksem kırık güvercin kanatlarından postmodern bir anıt dikmeye yetecek kadar tüylü kelime düşer nasibime. Övünmek neye yarar. Kıvanç duymak boşuna; köstek / kukla / kof / koçan/ köprü/ kodes. Beni nereye götürür, nereye kondurur kelimeler. Uçmakla mümkün, sürünmek alın yazısı.
Sert kayaları delip geçen, derinlere ulaşan çelik tığ sanırdım kelimeleri. En derine inmemi sağlayan, gizli olanları aşikar eden, gizli hazineleri bulduran. Oysa bulduklarım başkalarının aramadığı itibar etmediği şeyler imiş. Benim hazinelerim başkalarının kıymetsizi, başkalarının kıymetsizi benim definem.
Unutuversem ne kalır geriye benden. O nu anlatır dediğim harfler ne kadar manasız. Manalar harfsiz. Benim binlerce kelime ile ifade ettiğimi harfsiz anlatıveren, kelimesiz anlatılanları idrak eden birisini gördüğümde üzerime bir şövalye zırhı gibi giyindiğim kelimelerim utanç pelerinine dönüşüverir. Çıkarıp sereyim pelerinimi yolluk diye yolunuza; yol verin bana.
Nedir beni diğerlerinden ayıran. Beni öteki yapan, ötekini benden gayrılaştıran. Birine göre şey, ötekine göre başka bir şey, bana göre hiçbir şey. Üstümdeki giysiler, evimdeki eşyalar, kullandığım araba hiç biri beni farklılaştırmıyor. Yalnızca kelimeler.
Kelimelerim var hurilere benzer al fistanlar içinde raks eder şiir diye. Avare yolcuların gönlünü çalmaya namzet / baştan çıkarıcı. / şebnem / şehbal / şehla / şehrengiz / şeyda /şıvga / şivekar / şukufe / . Şeytanla göz göze gelir şehvetle diz dize bulurum kendimi. Bildim de buldum mu?. Buldum da bildim mi ?
Kelimelerim var bedeli defalarca ödenmiş. Boşa geçmiş bir ömrün mezar taşları. Her ölümüm ard ısıra bir sır gibi dikilivermiş. Başı dik buluta dikmiş gözlerini ayakları çamura saplı. / aşk / şevk / ateş / güneş / . Hani bir masal var ya uzak diyarlara ait; kaybolmamak için yollara ekmek serpen Hansel’leGratel’in masalı. İşte o masaldaki çocuklar gibi kaybolmamak için, kelimeleri bırakıyorum ardım sıra.
Bazı kelimeler var bir vird gibi bellediğim, kimseciklerin işitmediği. Bu benim kelimelerim diye tapu tahsis belgesi çıkarttırasım gelir. Ancak boynuma takacağım bir madalyon olur en fazla, çünkü kelimeler mülkiyet kabul etmez. En çok kelimelerin bu madalyon hali hoşuma gider/ismin de hali gibi. Çünkü dikkati üzerine çekiverir ışıltılı bir madalyon. Kimi zaman kelimeler o kadar ışıldar ki ben görülmez olurum. Burada böyle sayıp döksem kırık güvercin kanatlarından postmodern bir anıt dikmeye yetecek kadar tüylü kelime düşer nasibime. Övünmek neye yarar. Kıvanç duymak boşuna; köstek / kukla / kof / koçan/ köprü/ kodes. Beni nereye götürür, nereye kondurur kelimeler. Uçmakla mümkün, sürünmek alın yazısı.
Sert kayaları delip geçen, derinlere ulaşan çelik tığ sanırdım kelimeleri. En derine inmemi sağlayan, gizli olanları aşikar eden, gizli hazineleri bulduran. Oysa bulduklarım başkalarının aramadığı itibar etmediği şeyler imiş. Benim hazinelerim başkalarının kıymetsizi, başkalarının kıymetsizi benim definem.
Unutuversem ne kalır geriye benden. O nu anlatır dediğim harfler ne kadar manasız. Manalar harfsiz. Benim binlerce kelime ile ifade ettiğimi harfsiz anlatıveren, kelimesiz anlatılanları idrak eden birisini gördüğümde üzerime bir şövalye zırhı gibi giyindiğim kelimelerim utanç pelerinine dönüşüverir. Çıkarıp sereyim pelerinimi yolluk diye yolunuza; yol verin bana.
Nedir beni diğerlerinden ayıran. Beni öteki yapan, ötekini benden gayrılaştıran. Birine göre şey, ötekine göre başka bir şey, bana göre hiçbir şey. Üstümdeki giysiler, evimdeki eşyalar, kullandığım araba hiç biri beni farklılaştırmıyor. Yalnızca kelimeler.
Sıradanlığa övgü
Reviewed by Habersizim
on
10:36:00
Rating:

Hiç yorum yok: