Allah, peygamber, kitap, hesap günü bilen Müslüman, Müslüman ın gözünü oymasına oyuyor da, dava, strateji, ideoloji bilen beş İslamcı bir araya geldiğinde hır gür çıkıyor da, etten kemikten, kanlı-canlı tanıdığımız insanlar dedikodudan, hasetten, kibirden uzak kalamıyor da; nasıl oluyor da Siyonistlerde, emperyalistlerde, küresel şer odaklarında, bilumum küffârda bu kötü hasletler olmuyor? Gerçekten de olmuyor mu? Keferenin arasında hır gür, kavga dövüş, çekişme dalaşma yahut en ufak bir çatlak olmuyor mu? Siyonistler, şer odakları, küresel güçler, Robokop mu? Yeryüzüne indirilmiş melekler mi?
Damarlarında kan dolaşan buzdan heykeller mi? Hiç mi kıskanmazlar, hiç mi haset duymazlar, hiç mi hırslarına yenik düşmezler? Bütün bu zayıflıklar sadece Müslümanlara mı aittir? Dindar, İslamcı yahut muhafazakâr kitleler, kadrolar olarak dünya siyasetini genellikle, bir kısmını tanıdığımız, bir kısmını tanımadığımız örgütler üzerinden okuyoruz. Bu bize rahmetli Erbakan Hoca’dan kalma bir alışkanlık. Elbette Erbakan Hoca gibi zeki biri, tüm dünyayı böyle açıklamanın doğru olmayacağını bilirdi. Bilmesine bilirdi ancak, bu izah biçiminin kitlesel motivasyon için çok kullanışlı olduğunu da bilirdi. Şimdi dünün siyasi okuma biçiminin kemikleşmesi, bugünlerimiz için görüş körlüğüne dönüşmüş durumda. Sosyolojiyi, tekil insanı, öngörülemez tevafukları, Rabbin takdirini yok sayan, hayatı okuma biçimi aleyhimize dönmüş durumda. Şimdi bu okuma biçiminden şarlatanlar, hayalciler, madrabazlar, psikolojik sorunlular türüyor ve maalesef bu kişiler geniş kitlelerce kabul görüyor.
Her hadiseyi Siyonist’e, her siyasal gelişmeyi Kraliçe’ye bağlayan saplantılı şovmenler el üstünde tutuluyor.
Evet, dünya üzerinde egemenlik kurmak isteyen manyakların bir araya geldiği örgütler elbette var. Bunların büyük kısmı aşikâr, dimdik ortada; ama bir kısmının gizli kapaklı olması da muhtemeldir. Ancak dünyayı gizli örgütlerin hamleleri üzerinden okuyanların vehmettiği gibi, hiçbir kişi ve örgütün tek başına dünyaya nizam verme şansı yok. Bilinen, bilinmeyen örgütlerin hiç birisinin 10 yılı, 50 yılı, 500 yılı istediği gibi, doğrusal yönetme imkân ı yok. Dahası muhakkak ki bu örgütlerin hepsi iç ve dış çelişkilere ve çatışmalara sahip. Çünkü örgütler insanlardan oluşur, onlar da insanlardan müteşekkil. Onların da zaafları, zayıflıkları mevcut. Onların da hırsları, kaygıları, korkuları var. Siyonist, emperyalist, kapitalist dediğimiz kişiler de etten kemikten insan.
Dünyanın işlerinde belirleyici faktörleri keferelerin gizli, gizemli örgütlerinde değil de toplumsal gelişmelerde, yönetim beceri ve kalitesinde, toplumsal ahlâkta, bireysel yetkinliklerde aramaya başlarsak, esiri olduğumuz ataletten, kolaycılıktan, İslam’ın öğretmediği tarz kadercilikten kurtulabiliriz. Nasipse elbet.
Damarlarında kan dolaşan buzdan heykeller mi? Hiç mi kıskanmazlar, hiç mi haset duymazlar, hiç mi hırslarına yenik düşmezler? Bütün bu zayıflıklar sadece Müslümanlara mı aittir? Dindar, İslamcı yahut muhafazakâr kitleler, kadrolar olarak dünya siyasetini genellikle, bir kısmını tanıdığımız, bir kısmını tanımadığımız örgütler üzerinden okuyoruz. Bu bize rahmetli Erbakan Hoca’dan kalma bir alışkanlık. Elbette Erbakan Hoca gibi zeki biri, tüm dünyayı böyle açıklamanın doğru olmayacağını bilirdi. Bilmesine bilirdi ancak, bu izah biçiminin kitlesel motivasyon için çok kullanışlı olduğunu da bilirdi. Şimdi dünün siyasi okuma biçiminin kemikleşmesi, bugünlerimiz için görüş körlüğüne dönüşmüş durumda. Sosyolojiyi, tekil insanı, öngörülemez tevafukları, Rabbin takdirini yok sayan, hayatı okuma biçimi aleyhimize dönmüş durumda. Şimdi bu okuma biçiminden şarlatanlar, hayalciler, madrabazlar, psikolojik sorunlular türüyor ve maalesef bu kişiler geniş kitlelerce kabul görüyor.
Her hadiseyi Siyonist’e, her siyasal gelişmeyi Kraliçe’ye bağlayan saplantılı şovmenler el üstünde tutuluyor.
Evet, dünya üzerinde egemenlik kurmak isteyen manyakların bir araya geldiği örgütler elbette var. Bunların büyük kısmı aşikâr, dimdik ortada; ama bir kısmının gizli kapaklı olması da muhtemeldir. Ancak dünyayı gizli örgütlerin hamleleri üzerinden okuyanların vehmettiği gibi, hiçbir kişi ve örgütün tek başına dünyaya nizam verme şansı yok. Bilinen, bilinmeyen örgütlerin hiç birisinin 10 yılı, 50 yılı, 500 yılı istediği gibi, doğrusal yönetme imkân ı yok. Dahası muhakkak ki bu örgütlerin hepsi iç ve dış çelişkilere ve çatışmalara sahip. Çünkü örgütler insanlardan oluşur, onlar da insanlardan müteşekkil. Onların da zaafları, zayıflıkları mevcut. Onların da hırsları, kaygıları, korkuları var. Siyonist, emperyalist, kapitalist dediğimiz kişiler de etten kemikten insan.
Dünyanın işlerinde belirleyici faktörleri keferelerin gizli, gizemli örgütlerinde değil de toplumsal gelişmelerde, yönetim beceri ve kalitesinde, toplumsal ahlâkta, bireysel yetkinliklerde aramaya başlarsak, esiri olduğumuz ataletten, kolaycılıktan, İslam’ın öğretmediği tarz kadercilikten kurtulabiliriz. Nasipse elbet.
Siyonistler ne kadar da muttaki be kardeşim!
Reviewed by Habersizim
on
10:37:00
Rating:

Hiç yorum yok: