Otobüste Katı bir muhabbet

Sevgili günlük,
Bugün elime bir dergi geçti. Etkilendim. Hayır ne kapağı çekti ilgimi ne mizaMpajı. Ömrümde ilk kez, evet belki de ilk kezdi, sadece içeriğine odaklandım, estetiği es geçtim, beni atmosferinde kilitledi, anahtarını da sayfalarının arasına attı.

Çocukluğuma gittim. Yılları basa çıka gerilere. Ahmet Mithat okuduğum, “ben de, ben de roman yazarı olmak istiyorum” dediğim o ilk güne, yazmanın içime yeni yeni akmaya başladığı, şıpır şıpır.

Sular seller gibi ezberi vazife bildiğim ders kitaplarına ara verdiren “Hasan Fellah” ile dünyayı oturduğum yerde bana gezdiren, o demlere.

Kim demiş zamanda yolculuk yoktur, keşfedilmedi, diye, bir ikindi vaktine nasıl da ışınlandım. Annemin babamla 5 çayı keyiflerine, onlar koyu bir sohbete dalarken, ben kenarda koltuğa uzunca serilip elimde Hasan Fellah, bir elimde bisküvim, çaya batırıp batırıp yediğim, o fevkalade mutlu, ağzımda geçmişimden bana tatlı bir miras kalan çocukluğuma. Ortaokul yıllarıma.

Bir garip denizci, biraz coğrafya, bir miktar tarih, bir gıdım edebiyat ve tabii astronomi, okumaktan algılama seviyesine terfi ettiğim anlar.

Ne güzel şey çocukluk. Ruhum uçtu gitti. 98H otobüsünde ayakta düşmemek için verdiğim mücadele takdirler toplarken, elimde Katı dergisi, bir bedevinin suya açlığı gibi kana kana içiyorum, ne rahat akıyor cümleler, ne kolay anlıyorum, yormuyor beni.

Değerli gazeteci-yazar Kadir Metin Akbaş yönetiminde çıkan, hayat ıma bu satır araları, sular seller gibi, dondurmanın kayarken ağzıma bıraktığı lezzette, bir muştu.

Hele Halil Kökcü’ye ne demeli, kendini konuşarak ifade edenler ile yazarak ifade edenler kümesinden söz açıyor. “Yazmak bir konuşma biçimi” diyor, atılıyorum helecanımla birlikte: “Evet, evet!” Konuşmaya başlıyoruz sonra Kökcü beyle.

“Verilen eğitim değişmediği sürece”, diyor “beklentiye girmek de abesle iştigal”, hay hay, hakk-ı âliniz var beyefendi, diyorum. “Cümle kuramayan, herhangi bir konuda konuşamayan çocuklar yetiştirdiğimizden” bahis açıyor. Tehlikeyi fark ediyorum. Verdiği örnekler ufkumu açıyor, yazacaklarını daha şimdiden beklemeye koyuluyorum.

Yanıbaşımda oturan adama, ineceği sıra yol verirken bir bayan olarak, düşünme eylemimi sürdürüyorum, başka evrenlerdeyim ben.

Bazıları tane tane sever duymayı sözcükleri, bazıları bir çırpıda yalayıp yutar, harcar bitirir cümleleri, bence ondan, insanlar okusun diye yazmıyorum misal ben, yazmaya mecburum, yazmasaydım, içimdekileri dökmeseydim eğer, ölürdüm çünkü, ölürdüm, biliyorum.

Kendini anlatabilmek, kendini gerçeklemek, her nesil için her daim değerli olmuştur.

Bana düşündürdüklerinden sıyrılıp karşı evin kapısını çalıyorum, Yasin Çakırel açıyor kapıyı. Gel diyor gel, yaşayan OKUyanUS. Giriyorum içeri, anlatacaklarını bir bir dinliyorum, bir fersahta, çıtımı bile çıkarmadan, nasıl da güzel konuşuyor, Ümit Meriç diyor, Cemil Meriç diyor, referansları çok kuvvetli, bir çengel atıyor belleğime, bir sonraki sayıda deyip randevulaşarak çeviriyorum sayfalarını Katı’nın.

Bu dergi… Allah seni bin Katı yapsın, insanın kalbine akan şey, yumuşacık, üstelik ele avuca sığan boyutta, hiç zorlanmıyorum toplu taşımada, oh be :)

Kadir Metin kâğıda baskının internetle savaşındaki son durumunu, Ramazan Çelik medya okuryazarlığının ehemmiyetini, Sertaç Dalgalıdere matbu ve dijital arasında sıkışmış gençliği, Tacettin Turgay bazı yazım hatalarının bilimsel analizini, Şevki Işıklı etik ile ahlâk arasındaki 7 farkı buluşunu sıralıyorlar.

Ve diğer güzide kalemler…
Her biriyle tanışıp, hasbihal edip tam kaynaşıyordum ki, o da ne, dergi bitmiş, iyi mi, son sayfayı da bitirmişim, sanki izlediğim dizi en heyecanlı yerinde kesilmiş gibi serzenişleniyorum: Yaaa niye bitti şimdi bu 16 sayfa :)

Elinize, yüreğinize, emeğinize, fikirlerinize sağlık, bu dergiyi tuttum, hayatımızdaki ilkelerimizi, bizi biz yapan değerlerimizi, tavizlere, zaaflara kurban etmeden, buharlaşmalarına izin vermeyecek azimle sahiplenmek dileğiyle, bir gün herkes Katı okuyacak, o gün bugün olsun.

Bir sonraki sayı konusu da belli: “Televizyon” denen kutu, üstelik eli kalem tutan herkesten yazı da kabul ediyorlar, boş duranı Allah (CC) sevmez, haydi bayilerden ısrarla istemeye!
Otobüste Katı bir muhabbet Otobüste Katı bir muhabbet Reviewed by Habersizim on 09:16:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: