Musevi, Rahneverd, Kerrubi

“Ne yazık ki iş yapmak ve devrim değerlerini korumak yerine slogan attık. Halka değer vermek ve onu söz sahibi yapmak yerine halkın zeki ve aktif güçlerini hayal kırıklığına uğrattık, mücerretleştirdik. Bu yüzden şimdi öyle bir noktaya geldik ki, yönetimde kalabilmek için ilk sloganlarımızın ve değerlerimizin karşısında durmak zorunda kalıyoruz. İran hükümetinin ayakta kalması gerekçesiyle ahlaki ve İslami değerler ihlal edilemez. Sözkonusu değerler, uğrunda devrim yaptığımız ve halka sloganlarımızla vaad ettiğimiz değerlerdir. Devlet bir vasıtadır, gaye değil. Değerler gayedir.”

Bu sözler, merhum Muntazari’ye ait. Muntazari, 1989’un şubat ayında, İran devriminin 10’uncu sene-i devriyesi münasebetiyle bu açıklamayı yapıncaya kadar, Humeyni’nin halefiydi. “İran hükümetinin ayakta kalması gerekçesiyle ahlaki ve İslami değerler ihlal edilemez” demenin bedelini neredeyse canıyla ödeyecekti; neyse ki Rafsancani araya girip Humeyni’nin Muntazari aleyhinde kaleme aldığı provokatif açıklamanın yumuşatılarak yayınlanmasını sağladı da, adamcağız linç edilmekten kurtuldu, “rehber”in halefliğinden azledilmekle kaldı.

Aradan 20 sene geçti. 1981-89 senelerinde başbakanlık yapmış ve savaş dönemindeki başarılı kriz yönetimiyle iktisadi ve içtimai çöküşün önüne geçmiş olan tecrübeli siyasetçi Mir Hüseyin Musevi, 2009’daki seçimde cumhurbaşkanı adayı oldu. Kampanya boyunca, bozulan düzenin ıslahından ve devrimin dayandığı değerlerin ihyasından bahsetti. Muntazari’nin 1989’daki o çıkışını hatırlatan söylemiyle milyonların teveccühünü kazandı ve yaygın kanaate göre rakibi Mahmud Ahmedinejad’dan daha çok oy aldı. Ne var ki seçimlere hile karıştırıldığı yönündeki iddiaları ve tanıklıkları kaale almayan İçişleri Bakanlığı, alelacele Ahmedinejad’ın galibiyetini ilan etti. Etmeseydi, Mehdi aleyhisselama muhalefet etmiş sayılabilirdi; zira, Mehdi aleyhisselama vekalet eden (!) “rehber” Hamaney, Ahmedinejad’dan yana olduğunu resmen ilan etmişti.

Musevi, çalınan oyların iadesi için barışçıl nümayişler başlattı. “Besic” denilen kaba-saba statüko bekçileri bu nümayişlere şiddetle müdahale etti. Kan aktı. Ölenler oldu. Hastaneler yaralılarla doldu. Yüzlerce Musavi taraftarı nezarethanelere, hapishanelere tıkıldı. İşkencehaneler tam kapasite çalıştı. Eski cumhurbaşkanı Rafsancani’nin oğluna bile pervasıza işkence edildi. Pervasızca: Vücudunda yara izleri bırakacak şekilde. Herhalde “ibret-i alem” için!

Kum’da bir grup alim bu mezalime isyan etti; "Oylama hileleri ile ilgili çok kuvvetli deliller mevcut... Sakin başlayan yürüyüşler şiddetle müdahale edildi ... Düzinelerce İranlı öldürüldü ve yüzlercesi tutuklandı ... Seçim sonucu geçersizdir" diye beyanname neşretti. Ne var ki Hamaney ve adamları hiç oralı olmadılar. Zulüm iddialarının gereğini yapmak yerine, zulme uğrayan Musevi’yi, gençlik yıllarından itibaren Şah Rıza Pehlevi’ye karşı devrimci mücadele yer almış olan eşi Zehra Rahneverd’iyle beraber evine hapsettiler. 2009’daki seçimin diğer ıslahatçı cumhurbaşkanı adayı Mehdi Kerrubi’yi de.

Islah hareketine bağlı milletvekillerinden Mutahhari, ıslahatçıların kongresinde yaptığı konuşmada Musevi, Rehneverd ve Kerrubi’ye reva görülen ev hapsi zulmünün 5 senedir devam ettiğini hatırlattı. Devrimin değerlerine sadakati vazetmekten başka suçları (!) olmayan bu insanlar, şiddetin ş’sine dahî bulaşmadıkları halde 5 senedir ev hapsinde tutuluyorlar. 5 senedir. Dile kolay; 5 sene! Ve elbette biz dahî “İran’da siyasi tutuklulara hürriyet!” diyenlerdeniz.
Musevi, Rahneverd, Kerrubi Musevi, Rahneverd, Kerrubi Reviewed by Habersizim on 09:34:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: