İngiliz devleti AB üyeliğini önemsiyormuş gibi, AB de İngiltere’yi kaybetmek istemiyormuş gibi yapıyor. Rol kesiyorlar. Düpedüz tiyatro bu. Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, tiyatrodan sıkıldı artık. Yandaki haberde yer alan beyanatında söylemeye çalışıp da diplomatik nezaket icabı söyleyemediği ama öfkesini bastırmakta yeterince başarılı olamadığı için gene de söylemiş gibi olduğu şey şu: “Bıktık usandık bu İngiliz küstahlığından! ‘Yok şunu isterim, yok bunu istemem, dediğimiz yapmazsanız giderim, ama yapsanız da kalmayabilirim...’ Yeter ulan! Def olup gitsinler, ne haltları varsa görsünler!” Avrupa Birliği’nin temeli 1951 Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Lüksemburg ve Hollanda’nın teşkil ettiği Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ile atıldı.
İngiltere yoktu orada. 1957’de aynı devletler tarafından Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET). İngiltere gene yok. 1961’de İngiltere, AET’ye üyelik müracaatında bulundu. Fransa, “İngiltere kıta Avrupa’sında yer almıyor. Atlantik memleketi. ABD’ye bağımlı” diyerek karşı çıktı ve İngiltere’nin müracaatı reddedildi. Bunun üzerine İngiltere, ABD bayrağında yeni bir yıldız olmak için Washington’a müracaatta bulundu, fakat oradan da red cevabı aldı. 1967’de tekrar AET’ye başvurdu ve aynı gerekçeyle geri çevrildi. 1973’e kadar alınmadı AET’ye. Köprülerin altından çok sular aktı, AET aşamasından AB aşamasına geçildi, sınırların kaldırılmasını öngören Schengen Anlaşması imzalandı, ortak para birimi avroya geçildi, Yunanistan’ı kurtarma paketleri hazırlandı vs, vs, vs... Geçmişte ‘Ne olur beni de aranıza alın’diye yalvaran İngiltere bütün bu süreçlerde müşkülat çıkararak AB’nin insicamını bozdu.
Schengen’i imzalamadı, avroya geçmedi, Yunanistan meselesine el almadı, mültecilerle ilgili düzenlemelere muhalefet etti ve şimdi de “Haziranda Avrupa Birliği’nden ayrılabilirim” diyor. Fransa Cumhurbaşkanı’nı öyle konuşmaya sevk eden müthiş bir birikim var yani. Peki, ne olacak bu İngiltere’nin hali? Cameron’ın “İngiltere hiçbir zaman Avrupa süper devletinin bir parçası olmamıştır” ifadesi, hiç şüphesiz, Birleşik Avrupa’dan müstakil ve hatta onunla rekabet halinde bir İngiltere tasavvuruna dayanıyor; Avrupa Birliği’nden alacağını alan, artık alacağı bir şeyin kalmadığına inanan ve onun yükünü paylaşmak istemeyen İngiltere’nin amiyane tabirle kafasına göre takılma arzusunu yansıtıyor; peki, küreselleşmesiyle meşhur olan günümüz dünyasında kendi başına ayakta kalabilir mi İngiltere?
Londra’nın Brüksel’e koyduğu mesafeden rahatsız olan bazı İngilizler “Böyle giderse biz ayrılmasak bile onlar bizi AB’den kovarlar ve kendimizi yeniden ABD kapılarında ‘Ne olur bizi bünyenize alın’ diye yalvarırken buluruz” diyorlar. Bundan 60 sene evvel “Yıkılması Mukadder Olan Bir İmparatorluk: Büyük Britanya” makalesini yazan Fethi Gemuhluoğlu merhumun oğlu Selman Gemuhluoğlu ise, 1995 senesinde Yeni Şafak’a verdiği mülakatta, Asya ve Afrika’daki sömürgelerini kaybeden İngiltere’nin uzun vadede Kuzey İrlanda, Galler ve İskoçya’yı da kaybedip, balıkçılıkla geçinen önemsiz bir ülke haline geleceğini söylemişti. Amin.
İngiltere yoktu orada. 1957’de aynı devletler tarafından Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET). İngiltere gene yok. 1961’de İngiltere, AET’ye üyelik müracaatında bulundu. Fransa, “İngiltere kıta Avrupa’sında yer almıyor. Atlantik memleketi. ABD’ye bağımlı” diyerek karşı çıktı ve İngiltere’nin müracaatı reddedildi. Bunun üzerine İngiltere, ABD bayrağında yeni bir yıldız olmak için Washington’a müracaatta bulundu, fakat oradan da red cevabı aldı. 1967’de tekrar AET’ye başvurdu ve aynı gerekçeyle geri çevrildi. 1973’e kadar alınmadı AET’ye. Köprülerin altından çok sular aktı, AET aşamasından AB aşamasına geçildi, sınırların kaldırılmasını öngören Schengen Anlaşması imzalandı, ortak para birimi avroya geçildi, Yunanistan’ı kurtarma paketleri hazırlandı vs, vs, vs... Geçmişte ‘Ne olur beni de aranıza alın’diye yalvaran İngiltere bütün bu süreçlerde müşkülat çıkararak AB’nin insicamını bozdu.
Schengen’i imzalamadı, avroya geçmedi, Yunanistan meselesine el almadı, mültecilerle ilgili düzenlemelere muhalefet etti ve şimdi de “Haziranda Avrupa Birliği’nden ayrılabilirim” diyor. Fransa Cumhurbaşkanı’nı öyle konuşmaya sevk eden müthiş bir birikim var yani. Peki, ne olacak bu İngiltere’nin hali? Cameron’ın “İngiltere hiçbir zaman Avrupa süper devletinin bir parçası olmamıştır” ifadesi, hiç şüphesiz, Birleşik Avrupa’dan müstakil ve hatta onunla rekabet halinde bir İngiltere tasavvuruna dayanıyor; Avrupa Birliği’nden alacağını alan, artık alacağı bir şeyin kalmadığına inanan ve onun yükünü paylaşmak istemeyen İngiltere’nin amiyane tabirle kafasına göre takılma arzusunu yansıtıyor; peki, küreselleşmesiyle meşhur olan günümüz dünyasında kendi başına ayakta kalabilir mi İngiltere?
Londra’nın Brüksel’e koyduğu mesafeden rahatsız olan bazı İngilizler “Böyle giderse biz ayrılmasak bile onlar bizi AB’den kovarlar ve kendimizi yeniden ABD kapılarında ‘Ne olur bizi bünyenize alın’ diye yalvarırken buluruz” diyorlar. Bundan 60 sene evvel “Yıkılması Mukadder Olan Bir İmparatorluk: Büyük Britanya” makalesini yazan Fethi Gemuhluoğlu merhumun oğlu Selman Gemuhluoğlu ise, 1995 senesinde Yeni Şafak’a verdiği mülakatta, Asya ve Afrika’daki sömürgelerini kaybeden İngiltere’nin uzun vadede Kuzey İrlanda, Galler ve İskoçya’yı da kaybedip, balıkçılıkla geçinen önemsiz bir ülke haline geleceğini söylemişti. Amin.
“İngiltere küçük bir balıkçı teknesi olacak”
Reviewed by Habersizim
on
11:15:00
Rating:

Hiç yorum yok: