İhtirasat-ı ecnebiyyeye alet olmak veya olmamak

Batı ülkelerine sığınan Gülencilerin oralarda Türkiye’yi mümkün olan en feci şekilde kötülemek için nasıl yırtındıklarını, Türkiye’ye nasıl akıl almaz iftiralar attıklarını, PKK’nın propagandalarına bile nasıl alet olduklarını gördükçe, sürgündeki Osmanlı Hanedanı mensuplarına duyduğumuz saygı artıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nden gördükleri muazzam haksızlıklara ve gurbette çektikleri onca çileye rağmen Türkiye aleyhinde asla Frenklerin eline koz vermediler. Bundan daima ve ısrarla kaçındılar. 'Vatanımızdan sürüldük, perişan edildik, ama ne olursa olsun bağrımıza taş basmalıyız, memleketimize zarar vermek isteyen Frenklerin kullanabileceği bir malzeme olmamalıyız, başımıza gelenlerin esas sorumlusunun Frenkler olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız, onlara asla güvenmemeliyiz, bedenen iltica etmek mecburiyetinde kaldığımız Frenklere ruhen iltica etmemeliyiz’ diye düşündüler ve bu konuda hiç şeytana uymadılar.

Kemalist mecliste alınan hilafeti ilga kararını tanımadığını İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürü vasıtasıyla Ankara'ya bildiren Son Halife Abdülmecit Efendi, Sapanca'dan bindirildiği Avrupa treniyle sürgüne giderken, Türkiye hududu haricinde verdiği ilk beyanatta şöyle demişti:
"Söyleyeceğim sözler milletin kararı karşısında mutavat etmekten ve talih ve kaderin cilvelerine göğüs gereceğimi bildirmekten ibarettir. Millete daima duacıyım. Şimdilik İsviçre'ye gidiyoruz. Bilahare başka bir yerde ikamet etmek üzere karar vereceğim. İhtirasat-ı ecnebiyyeye alet olmayacağım. Esasen yerli ve yabancı gazetecilere bir şey söylememeye karar verdiğimden beni mazur görünüz. Bundan sonra sanayi-i nefiseye hasr-ı vücut edeceğim."

İşin püf noktası şu cümlede: "İhtirasat-ı ecnebiyyeye alet olmayacağım."
İhtirasat-ı ecnebiyyeye alet olmak veya olmamak İhtirasat-ı ecnebiyyeye alet olmak veya olmamak Reviewed by Habersizim on 09:55:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: