Yaklaşık bir ay önce kıymetli ablamın hastalığı ilerlediğinde, sizlerden dua istemiştim. Şimdi ise Fatihalar, Yasinler, yakarışlar ve niyazlar istiyorum. Çünkü kıymetli ablamı bir Cuma günü rahmet-i-Rahman’a yolcu ettik. Şimdi geride bana kalan, hüzün ve hazandır. İnsan yaşarken bir unvanları bir de sıfatları ile yaşar. Makbul unvanlar etrafımızı kalabalıklaştırırken, çoğu zaman o kalabalıklar aklımızı ve kalbimizi de karmaşıklaştırır. Makbul sıfatlar ise etrafımızı fazla kalabalıklaştırmaz, kalabalıklaştırsa da o kalabalıklar aklımızı da, kalbimizi de daha az karmaşıklaştırır. Makbul unvanlar bize başkaları tarafından verilir ve o unvanları almak için mücadele gerekir. Makbul sıfatları amel ve niyetlerimizin bir tecellisi olarak Allah Teala ihsan eder. Ablamın bürokrat, yazar, akademisyen, hoca gibi makbul sıfatları hiç olmadı,ama bol, bol makbul sıfatla sıfatlanmış idi. Sıdk ve iman ile yaşayan, iman ve irfanı yaşamında harmanlamış, dört kız annesi SALİHA bir hanımefendi idi.
İNSANOĞLU GAMDAN HALİ DEĞİLDİR, CAN’I TERK EDENLER DELİ DEĞİLDİR!
Kabir çukurunu görünce buraya sığmaz dedim. Oysa adamlar muhakkak metre ile, ölçü ile iş yapıyordur. Sığdı! Bir ömür, anılar, acılar, korkular, ümitler ve bir beden tastamam sığıverdi. Firdevs Nuriye hanımefendi, kıymetli ablam oraya sığıverdi. Ablamı kabre biraderimle birlikte indirirken,kefenin üzerinden soğuk bedenini hissettiğimde, kalbimde hiçbir duyguyu ayırt edemedim. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Yukardan verilen talimatlara uygun davrandım. Sonra ablamı o çukura terk ederek, bana uzatılan ellere tutunarak yukarıya çıktım. Ne hüzün, ne acı, ne hissiyat, ne pişmanlık. Kalbim mi öldü? Yoksa kabre konulan kalbim miydi? Bilemedim. Öyle idiyse 1 gün sonrasında başlayan ve içime çöreklenen bu hüzün bu hazan nedir ki? Onu da bilemedim. Daha bilemediğim çok şey var. Ölümün fani olandan, baki olana çağıran en esaslı ibret olduğunu elbet bilirim. Ama bu ibret aynı zamanda kaybetmeden kıymet bilmekmiş. Hayır!Ömrüm boyunca ablamla bir tartışmamız yahut bir kalp kırmamız vaki değildi. Ama işte, çilesinde, tasasında, dünya imtihanında daha fazla kol kanat germek de vardı. Şimdi o imkân yok.
BU ÜLKENİN KADINLARI
Bu ülkenin kadınları vefakâr, bu ülkenin kadınları cefakâr, bu ülkenin kadınları mazlum, bu ülkenin kadınları çilekeş, bu ülkenin kadınları maktul, bu ülkenin kadınları söylenmedik türkü, bu ülkenin kadınları yakılmamış ağıt… Böyle, salt böyle olmadığını elbet bilirim. Mesele cinsiyetle değil güç ve kudretle ilgilidir. Ama yine de işte böyle diyesim var. İster istatistikler, ister hissiyatlar bu ülkenin kadınlarına işaret ediyorsa, sebeplere değil, sonuçlara bakasım geliyor.
İNSANOĞLU GAMDAN HALİ DEĞİLDİR, CAN’I TERK EDENLER DELİ DEĞİLDİR!
Kabir çukurunu görünce buraya sığmaz dedim. Oysa adamlar muhakkak metre ile, ölçü ile iş yapıyordur. Sığdı! Bir ömür, anılar, acılar, korkular, ümitler ve bir beden tastamam sığıverdi. Firdevs Nuriye hanımefendi, kıymetli ablam oraya sığıverdi. Ablamı kabre biraderimle birlikte indirirken,kefenin üzerinden soğuk bedenini hissettiğimde, kalbimde hiçbir duyguyu ayırt edemedim. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Yukardan verilen talimatlara uygun davrandım. Sonra ablamı o çukura terk ederek, bana uzatılan ellere tutunarak yukarıya çıktım. Ne hüzün, ne acı, ne hissiyat, ne pişmanlık. Kalbim mi öldü? Yoksa kabre konulan kalbim miydi? Bilemedim. Öyle idiyse 1 gün sonrasında başlayan ve içime çöreklenen bu hüzün bu hazan nedir ki? Onu da bilemedim. Daha bilemediğim çok şey var. Ölümün fani olandan, baki olana çağıran en esaslı ibret olduğunu elbet bilirim. Ama bu ibret aynı zamanda kaybetmeden kıymet bilmekmiş. Hayır!Ömrüm boyunca ablamla bir tartışmamız yahut bir kalp kırmamız vaki değildi. Ama işte, çilesinde, tasasında, dünya imtihanında daha fazla kol kanat germek de vardı. Şimdi o imkân yok.
BU ÜLKENİN KADINLARI
Bu ülkenin kadınları vefakâr, bu ülkenin kadınları cefakâr, bu ülkenin kadınları mazlum, bu ülkenin kadınları çilekeş, bu ülkenin kadınları maktul, bu ülkenin kadınları söylenmedik türkü, bu ülkenin kadınları yakılmamış ağıt… Böyle, salt böyle olmadığını elbet bilirim. Mesele cinsiyetle değil güç ve kudretle ilgilidir. Ama yine de işte böyle diyesim var. İster istatistikler, ister hissiyatlar bu ülkenin kadınlarına işaret ediyorsa, sebeplere değil, sonuçlara bakasım geliyor.
Firdevs Nuriye Akçay
Reviewed by Habersizim
on
09:27:00
Rating:

Hiç yorum yok: