Anma gecelerinde Sezai Karakoç şiiri okuyabilen adamların, 70 milyon ve ziyadesi insanın, pahalıya et yemesinin müsebbibi olmasını görmezden gelelim mi? Dava büyük diye, insanların yaptığı küçük işleri, küçük menfaatlerle soslanmış büyük tezgâhları yok sayalım mı? Bir adamın ardına siper alıp, etrafa yaylım ateşi atanları hakkın mücahitleri olarak sineye çekelim mi? Reise
bağlılığımız tam diye reisi kendine siper edinen kifayetsiz ve muhterisleri görmezden gelelim mi?
Herhalde dünyanın en pahalı et yiyen milletiyiz. 1 kg sığır eti Amerika’da -ortalama- 3.10$ (9.2TL), Kanada’da 3.07$ (9.08 TL), Almanya’da 4.93$ (14,59 TL), Avustralya’da 5.75$ (17 TL), Belçika’da 6.06$ (17,95 TL), Londra’da 9.03$ (26.27 TL), Paris’te 11.20$ (33.15 TL)[1] Türkiye’de 1 kg kıyma fiyatını market indirimlerinde en iyi ihtimalle 35 TL civarında görebiliyoruz. Dünyanın en çok et tüketen milleti biz miyiz? Hayır. Dünyanın en zengin ülkelerinden birisi miyiz? Hayır. Ülkemiz tarıma çok mu elverişsiz? Üretici mi çok kazanıyor? Hayır. Market, kasap mı işi abartıyor? Hayır. Bu kadar hayırdan bir HAYR çıkıyor mu? Hayır. Türkiye yaklaşık 7 yıldır bir pahalı et krizinin içinde yüzüyor. Benzeri yapısal bozulma aynı yıllarda süt piyasasında da oluşmuş ve alınan tedbirler sayesinde fiyatlar normalleşmişti. Şimdi süt fiyatımız dünya ortalamasının bir miktar da altında seyrediyor. Bu sebeple 7 yıl önce et piyasasında görülen yapısal bozulmanın şimdiye kadar çoktan çözülmüş olması gerekirdi. Bırakınız devlet tarafından yapılan müdahaleleri, piyasa doğal yollarla bile bu sorunu aşabilirdi; ancak maalesef sorun bugüne kadar düzelmediği gibi daha da kronikleşti. Ve bunun sebebi 3-5 et spekülatörü ve icra makamını işgal eden yetkililerdir.
Türkiye’de et krizinin sebepleri bütünüyle spekülatiftir. 70 milyonun boğazındaki lokmaya çöken üç beş gruptur. Bunlardan bir tanesi Türkiye’nin en büyük et toptancısı olan işletmedir. Bu işletme et krizi yaşandığı tarihten itibaren, onlarca ham ve ileri işlenmiş et üretimi ve satışı yapan firmalarının battığı bir dönemde, Türkiye’nin en büyük et firmalarını satın almaktadır. Ne diyelim; bakanlarla görkemli açılışlar yapmayı değil, Allah helal yoldan kazanmayı nasip etsin. Bunun dışında birkaç büyük et üreticisi (her birinin 5 bin üzeri büyükbaş hayvan stoku bulunmaktadır) ve asıl işi beyaz et olan; ama son 7-8 yıldır büyük çapta kırmızı et işi yapan ünlü bir piliç markasıdır. Ve tabii bu yapıya müsaade eden bürokratlar, devletin sorun merkezleri. Bir taraftan Türkiye’ye getirilen kaçak etler üzerinden elde edilen servetler, diğer taraftan et piyasasının sürekli spekülasyonla oluşturulması ile elde edilen muazzam karlarla bunca yıl geçmiş durumda. Bu yüzden hükümetin konu ile ilgili verdiği milyarlarca liralık teşvik ancak doğu ve güneydoğuda siyaset baronlarının oluşmasından başka bir işe yaramadı. Mikroekonomi havzaları yok olurken, makro üreticiler fahiş kârlarla banka hesaplarını doldurmaya devam ettiler. Yazıktır günahtır, hem bu halka hem de bu ülke için ihlasla çalışmaya gayret eden kadrolara. Bizim yapabileceğimiz bunları dile getirmek ve istenirse ilgili makamlara ayrıntılı bilgi ve belgeleri sunmak olur. Tabii etliye sütlüye karışacak kudreti, kuvveti ve niyeti olan birileri çıkarsa.
[1] www.dailyfinance.com
bağlılığımız tam diye reisi kendine siper edinen kifayetsiz ve muhterisleri görmezden gelelim mi?
Herhalde dünyanın en pahalı et yiyen milletiyiz. 1 kg sığır eti Amerika’da -ortalama- 3.10$ (9.2TL), Kanada’da 3.07$ (9.08 TL), Almanya’da 4.93$ (14,59 TL), Avustralya’da 5.75$ (17 TL), Belçika’da 6.06$ (17,95 TL), Londra’da 9.03$ (26.27 TL), Paris’te 11.20$ (33.15 TL)[1] Türkiye’de 1 kg kıyma fiyatını market indirimlerinde en iyi ihtimalle 35 TL civarında görebiliyoruz. Dünyanın en çok et tüketen milleti biz miyiz? Hayır. Dünyanın en zengin ülkelerinden birisi miyiz? Hayır. Ülkemiz tarıma çok mu elverişsiz? Üretici mi çok kazanıyor? Hayır. Market, kasap mı işi abartıyor? Hayır. Bu kadar hayırdan bir HAYR çıkıyor mu? Hayır. Türkiye yaklaşık 7 yıldır bir pahalı et krizinin içinde yüzüyor. Benzeri yapısal bozulma aynı yıllarda süt piyasasında da oluşmuş ve alınan tedbirler sayesinde fiyatlar normalleşmişti. Şimdi süt fiyatımız dünya ortalamasının bir miktar da altında seyrediyor. Bu sebeple 7 yıl önce et piyasasında görülen yapısal bozulmanın şimdiye kadar çoktan çözülmüş olması gerekirdi. Bırakınız devlet tarafından yapılan müdahaleleri, piyasa doğal yollarla bile bu sorunu aşabilirdi; ancak maalesef sorun bugüne kadar düzelmediği gibi daha da kronikleşti. Ve bunun sebebi 3-5 et spekülatörü ve icra makamını işgal eden yetkililerdir.
Türkiye’de et krizinin sebepleri bütünüyle spekülatiftir. 70 milyonun boğazındaki lokmaya çöken üç beş gruptur. Bunlardan bir tanesi Türkiye’nin en büyük et toptancısı olan işletmedir. Bu işletme et krizi yaşandığı tarihten itibaren, onlarca ham ve ileri işlenmiş et üretimi ve satışı yapan firmalarının battığı bir dönemde, Türkiye’nin en büyük et firmalarını satın almaktadır. Ne diyelim; bakanlarla görkemli açılışlar yapmayı değil, Allah helal yoldan kazanmayı nasip etsin. Bunun dışında birkaç büyük et üreticisi (her birinin 5 bin üzeri büyükbaş hayvan stoku bulunmaktadır) ve asıl işi beyaz et olan; ama son 7-8 yıldır büyük çapta kırmızı et işi yapan ünlü bir piliç markasıdır. Ve tabii bu yapıya müsaade eden bürokratlar, devletin sorun merkezleri. Bir taraftan Türkiye’ye getirilen kaçak etler üzerinden elde edilen servetler, diğer taraftan et piyasasının sürekli spekülasyonla oluşturulması ile elde edilen muazzam karlarla bunca yıl geçmiş durumda. Bu yüzden hükümetin konu ile ilgili verdiği milyarlarca liralık teşvik ancak doğu ve güneydoğuda siyaset baronlarının oluşmasından başka bir işe yaramadı. Mikroekonomi havzaları yok olurken, makro üreticiler fahiş kârlarla banka hesaplarını doldurmaya devam ettiler. Yazıktır günahtır, hem bu halka hem de bu ülke için ihlasla çalışmaya gayret eden kadrolara. Bizim yapabileceğimiz bunları dile getirmek ve istenirse ilgili makamlara ayrıntılı bilgi ve belgeleri sunmak olur. Tabii etliye sütlüye karışacak kudreti, kuvveti ve niyeti olan birileri çıkarsa.
[1] www.dailyfinance.com
Etliye sütlüye karışalım mı?
Reviewed by Habersizim
on
20:44:00
Rating:

Hiç yorum yok: