Erdoğan’ın daha neyi beklediğini anlamş değiliz

Suriye konusunda esmeye, gürlemeye, sağa sola meydan okumaya devam ediyoruz, ama Suriyeliler ve genel olarak Arap dünyası bunu zerre kadar ciddiye almıyor artık. Suriye Devrimi’ne düşman olanlar “Endişeye mahal yok”, Suriyeli devrimciler ve onlara dost olanlar da “Ümide mahal yok” deyip geçiyorlar.

Çoğu zaman pis pis veya acı acı gülerek. Cumhurbaşkanımız, Rusya’nın “Türkiye Suriye’de askerî operasyona hazırlanıyor” iddiası üzerine “Tehdit olursa gereğini yaparız” demiş. Daha hangi tehdidi beklediğini anlamak mümkün değil. Suriye’de kan gövdeyi götürürken, muhacirler on bin on bin kapımıza dayanırken, Rusya destekli Esed / Hamaney / PYD rejimi ve Bağdadi Grubu Suriye ile beraber Türkiye’yi de kana bularken, Suriye’nin Türkiye sınırı düşmanlarımızın kontrolüne geçerken, Rusya / İran / ABD üçlüsü gayet aleni bir şekilde Türkiye’nin canına okuma planını hayata geçirirken, biz daha neyi bekliyoruz “gereğini yapmak” için?

2012’de moral üstünlüğü tamamen ele geçiren devrimciler, Esed birliklerini karada darmadağın ederken, Şam’ın ortasındaki operasyonlarıyla rejimin ağa babalarını da cehennemin dibine yolluyorlardı. Nihai darbeyi vurmak için tek eksikleri, alçaktan uçan ve vurulması kolay olan savaş uçaklarının hakkından gelecek silahlardı. Yalvardılar, yakardılar, fakat Türkiye o silahları vermedi devrimcilere. Sonra İran’ın Lübnanlı milsileri Esed’in imdadına koştular. Öyle bir hışımla daldılar ki savaşa, devrimcileri Halep’e kadar geri püskürttüler. “Halep bugün yarın düşer” dedirttiler, fakat devrimciler Halep’in kuzeyini ellerinde tutmayı başardılar. Türkiye’den adam gibi bir silah yardımı gelseydi, o milisleri Lübnan’a kadar geri püskürtebilirlerdi. Gelmedi o silah yardımı.

Sonra İran ordusu bizzat arz-ı endam eyledi savaş meydanına. “Bu sefer devrimcilerin işi kesin bitti” dedirten muazzam bir şiddetle çöktüler devrimcilerin üstüne. Devrimciler sendeledi ama düşmedi. O fırtınayı da durdurdular. Türkiye gerekeni yapsaydı durdurmakla kalmayıp alayını mezara gömebilir yahut Tahran’a geri postalayabilirdi. Ama Türkiye ne yaptı? “ABD ile beraber güvenli bölge kuracağız. İslamcı arkadaşlar lütfen Halep’in kuzeyinden ve sınırımızın karşısındaki diğer mevzilerinden çekilsinler, oraları Hür Suriye Ordusu’na terk etsinler” diyerek, son günlerde yaşanan felaketin startını verdi. Türkiye’ye güvenen İslamcı gruplar kendilerinden isteneni yaptılar ve fakat güvenli bölge kurulmadı. Üstüne üstlük Rusya’nın hava kuvvetleri ve kara birlikleri de Suriye’ye avdet etti, durum iyice vahimleşti, hiç hesapta yokken Türkmendağı bile düştü. Bütün bunlardan sonra biz hâlâ “Tehdit olursa gereğini yaparız” diyoruz, öyle mi?

Üstelik, hâlâ 1 Mart tezkeresinin geçmemesinden şikayet eden Cumhurbaşkanımız söylüyor bunu! O gün ordumuzu Irak’a sokamadığı için hâlâ hayıflanan Erdoğan’ı Suriye’deki devrimcileri adamakıllı silahlandırmaktan alıkoyan ne? Dikkat buyurun; “Asker gönderelim” de demiyoruz, sadece silah gönderelim diyoruz. Kemiyet ve keyfiyet (nicelik ve nitelik) bakımından netice aldırıcı bir silah yardımından bahsediyoruz. 1 Mart tezkeresi, Türkiye’nin Irak’taki Amerikan işgaline katılmasını, askerlerimizi kesinlikle istenmedikleri bir yere göndermesini öngörüyordu. Suriye’de ise Türkiye’nin askeri varlığı işgale karşı bir varlık olacaktır ve üstelik “Suriye’nin meşru temsilcileri” olarak resmen tanıdığımız adamlar da “Gelin, bizi kurtarın” diye yalvarıyorlar. Tekrar: Oraya gitmemize gerek yok, ordu göndermemize gerek yok, devrim ordusu zaten bizim ordumuz, onların vurucu gücünü alabildiğine arttırmaktan başka yapmamız gereken bir şey yok. Niçin, niçin, niçin yapmıyoruz bunu? 13 senedir “Irak’a ordumuzu sokmamakla hata ettik” diyen başkomutanımız Erdoğan, o emri vermek için neyi bekliyor Allah aşkına? “ABD karar versin; biz miyiz müttefiki, yoksa terörist PKK/PYD mi?” diye soruyor Erdoğan. Çok güzel. Ama bu saatten sonra hiçbir mana ve ehemmiyeti yok ki bu sorunun. Bırakalım ABD ne haltı varsa görsün, biz kendi işimize bakalım. Kendi işimize kendimiz bakalım! ABD’nin uydusu olmaktan çıkmadık mı? Hareket etmek için onun ağzına baktığımız aşağılık günler geride kalmadı mı?

Suudi Arabistan, Suriye’ye asker göndermekten bahsediyor. Bizim daha ağzımızdan silah göndermek bile çıkmadı. Olmayan dengeleri gözete gözete Suriye’yi mahvediyoruz, Türkiye’nin de ayağına sıkıyoruz habire. Sanki yukarıda bir yerde gözüne girmemiz gereken bir jüri oturuyor da ondan eksi puan almamak için ayağımızı denk alıyoruz. Yok öyle bir jüri! Jüride oturduğunu varsayd ığımız kim varsa Suriye’de, cephede, devrimi bombalıyor!

Demek öyle. Demek ABD artık PYD konusunda karar vermeli. Demek 5 seneklik Suriye macerası bizim basiret ve feraset eksikliğimizde değil de bu ABD/PYD meselesinde düğümleniyor. Demek ABD’nin kararına bakıyor Suriye Devrimi. Demek hâlâ oralardayız. Vallahi yazık!
Erdoğan’ın daha neyi beklediğini anlamş değiliz Erdoğan’ın daha neyi beklediğini anlamş değiliz Reviewed by Habersizim on 12:09:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: