Dünyayı kadınlar üzerinden okumak

Kısa bir mesafe için taksiye bindik. Büyük kızım Zeynep ile birlikte. Taksiye binip de siyaset konuşmamak olmaz. Şoför – toprağı bol olsun – 80 yıllık parantez döneminin karanlık adamlarından Ecevit’e dürüst demek gafletinde bulundu. İnerken kızım bana “yaşlanıyorsun galiba ya da formunda değilsin, ağzından müptezelden başka kötü laf çıkmadı.” dedi.“Sen olduğun için” deyip kendimi savundum.

Özgecan Arslan’ın katili hapishanedeki ilk gecesinde bir hoş geldin dayağı yedi ve şişlendi. Hem kamuoyu, hem de hapishane yönetimi bunu bekliyor ve onaylıyordu, çünkü işlediği suç bunu gerektiriyordu. Damın altına girdiklerinde siyasi mahkûmlar itibar görür, el üstünde tutulurlar, çoğu kafası çalışan insanlardır. Oysa hırsız ve dolandırıcılar aşağılanırlar, hele de garibanı, çulsuzu ve ihtiyaç sahibini dolandıranlar.

İşte karanlık suratlı, karamele şairi Ecevit bu nitelikte bir dolandırıcıdır. Marmara depreminde yurt dışından gönlü gani insanlarca, iyi niyetle depremzedelere yardım amacıyla gönderilen paraları suiistimal etmiş ve bu paraları maaş ödemelerinde kullanmıştır. Bundan daha büyük bir müptezellik ve daha nitelikli bir dolandırıcılık herhalde zordur.

Birçok kişi olayları erkekler üzerinden okur, ben ise bu iş için kadınları tercih ederim. Elbette, en büyük erdemi pazardan aldığı basma ve pazen ile giyinmek olan bir hanımınız varsa, ufkunuz bu kadar dar olur. Vizyon geliştiremezsiniz. IMF 5 milyar vermek için bir memurunu size naip atar. Çocuk doğurmaktansa seçim çalışması yapmayı tercih eden bu hanımın eşi için sağdan ve soldan 5000 gencin hayatını yitirmesi sıradan bir istatistiktir, çünkü evlat sevgisini tanımayan evlat acısını hiç bilemez.

Haydi gelin olaya bir de tersinden bakalım. Sene 2001, Ülkem, karabasan Ecevit’in hışmına uğramış. Herkes yurt dışına çıkmak için fırsat kolluyor. Arkadaşımın evindebalkonda annesi ile oturuyoruz. Dört tane pırıl pırıl oğul yetiştirmiş bir hatun. Boşnak gelini, başka söze gerek var mı? “Teyze, siz cennetliksiniz” diyorum. Hem hoşuna, hem de merakına gidiyor. Açıklıyorum, “dört tane altını pisletmekten ve ağlamaktan başka becerisi olmayan insan yavrusundan dört tane adam gibi adam yontmuşsunuz” diyorum. Bir çok kadının hoşuna gidecek bir iltifat. Gene de yontma lafına bozuluyor. Ne yapayım bu da benim asla vazgeçemediğim dangalaklığım. Aradan 15 sene geçmesine rağmen bunu unutmamış, o yüzden ismini vermem yasak.

Ha bu arada, eşi de tam bir Boşnak beyefendisi, o adam da bu hatunun eseri. Baktığınızda Aliya’nın vakarını ve nezaketini görürsünüz. Bilge Kral’ımız için çok şey söylenebilir. Benim en önem verdiğim yanı, bize savaşırken insan kalabilmeyi öğretmiş olması. Tabii iki de kamunun yakından tanıdığı gelini var. Hani her kayınvalidenin kadınlar gününde “gelinim” diye takdim ederken gurur duyacağı nitelikte. Diğer iki gelininin günahını almayayım, onları tanımıyorum. Daha önce de yazmıştım. Sare Hanım’ın annesi ve benim annem aynı güneşte çamaşır kurutmuşlar. Sare Hanım’ın ablası Hatice Hanım’ı yakından tanırım, Yazıevi’nde bizim gibi haytalara az emeği geçmemiştir. Gerçekten Hatice isminin müsemması, eşanlamlısıdır.

Gelin gene kadınlar üzerinden olayları yorumlayalım. Hatice Hanım’ı yetiştiren anne ve baba herhalde küçük kızlarınıuygun olmayan bir adama emanet edecek değillerdir. Üstelik,Sare Hanım çok nitelikli bir kadın. Dört çocuk annesi. Evlat sevgisini yakinen bilen bir insan. Kadın doğum uzmanı. Tabii yandaş medyada yazdığımız için de bize bir telefon kadar yakın. İmaj bu, gerçek ise, hakkında çıkan, çıkarılan bir şehir efsanesini yazmak istiyorum, ama doğrulatmadan yazamam.
Kendisine ulaşmayı bir türlü beceremiyorum.

Demek ki, yandaş medyada yazmak o kadar da siyasilere yakınlık sağlamıyor. Sizi bilmem ama ben bir dünya vatandaşı sıfatıylayıllarca expat olarak yurt dışında yaşamış olan Sare Hanım’ın eşine güvenirim, gözümü kırpmadan da oyumu veririm. Neydi adı, Ahmet galiba, baksanıza adaşmışız.
Dünyayı kadınlar üzerinden okumak Dünyayı kadınlar üzerinden okumak Reviewed by Habersizim on 09:16:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: