Çok üzerime geliyorlar. Yaklaşık dört tane menşın aldım bu konuyla ilgili. O derece çok. “Alıp beni götürsün üç beş inanmış adam” ekolünden geldiğimiz için dört kişinin menşın yapması benim için büyük olay. Diyorlar ki dergilerin çok üstüne geliyorsun. Bırak gençler dergi çıkarsın sen niye dalga geçiyorsun bu konuyla. Yok efendim kapağa Aliya koyuyormuşuz, vay efendim Sezai Karakoç’tan bahsediyormuşuz. Yalan mı? Bak dün mesela Malcolm X manşetiyle çıktı Müstakil. Küçük Prens. Biraz Nabi Avcı derken dedim Malcolm X nerede. Hah. Şimdi o da geldi ekip tamamlandı. Üstüme gelmeyin. İnsanın gözü bir Adele, bir Kim Kardaşyan arıyor. İlla kripto İslamcı haber sitelerinin galerilerini mi gezeceğiz bunları görmek için.
Bitti mi? Bitmedi.
Kimse benim yazılarımı okumuyor. Asıl esprilerimi yazılarımın girişinde ve sonuç bölümünde yaptığıma dair bir şayia dolaşıyor. Dolayısıyla araları kimse okumuyor. Bunu fark ettim. Oysa ben neredeyse bütün iyi esprilerimi üçüncü ya da dördüncü paragrafta yapıyorum. Yaptığım tüm esprileri de sağdan soldan araklıyorum. Ben buyum. Yapacak bir şey yok. Üzerime geliyorlar evet. Nabi Avcı’ya çok yükleniyormuşum. Atanamayan öğretmen miyim ben ki Nabi Avcı’ya yükleneyim. Boş gezenin boş kalfası kontenjan ından yaşıyorum hayatı, benimle neden uğraşıyorsunuz anlamakta güçlük çekiyorum. Üç beş kuruş kazanalım diye Müstakil’de yazayım yolumu bulayım dedim, gazetenin İstanbul ofisine her gidişimde bayat çay içirip bir odada panda ile baş başa bırakıp kaçıp gidiyorlar. Muhaberat yok, adıma gelen mektupları tasnif etmek yok. Benim için gelen hayran telefonlarını not eden yok. Böyle olmaz.
Kitap okumuyorum, sırf kapaklarına bakıyorum diye ne kadar gofreli kitap varsa gazeteye göndermiş yayıncılar. Geçen gün bizim mahallenin marketinde peynirlerin yanında Orhan Pamuk kitabı gördüm. 12 liraydı. Kredi kartına taksit de yapıyorlardı ama yine de almadım. Ben okumayacağım kitabı bile seçerek alan bir insanım. Yalnız İzmir tulum baya indirimdeydi. 12 liralık aldım 2 hafta onu yiyeceğim. Orhan Pamuk’tan daha faydalı.
Futbola ilişkin yazdığım yazıları okuyan büyük futbol kulüpleri tek tek beni tesislerini görmeye davet ettiler. Samand ıra’ya hangi otobüs gidiyor bilmiyorum. Arabam yok. Fenerbahçeli olmam imkansız. Florya tesislerine de gidemem. Metrobüsten inince baya yürümem lazım. O iş de yaş. Beşiktaş’ın cep telefonu markası gibi bir stadı var, helal olsun adamlara, dur bi maça gideyim dedim, stada beni almadılar, baretli adamlar sopalarla kovaladı beni. Dolmabahçe Camii’ne kadar koşmak zorunda kaldım. Neyse ki imam beni içeri aldı da dayaktan kurtuldum. Açılmamış stad daha. Koskoca kulüpsün bir stadı yapmayı beceremedin dedim diye üzerime geldiler. Linç ettiler beni. Bir de bir seferinde Galatasaray Arena’da VIP’den maç izledim.
VIP’in açık büfesinde yemek yerken 3 golü kaçırdım. Üstelik birini Drogba atmıştı. Bizim de bi futbol geçmişimiz var yani, o kadar da değil. Futbolun 11’er kişiyle oynandığını bana ispat etmeye çalışan bir insanla Twitter’da kavga edecektim az kalsın. Bana Fatih Mutlu muamelesi yapılıyor, buna katlanamam. Çok üstüme geliniyor.
Son olarak IBAN numarası üzerinden duygu sömürüsü yaptığım söylendi, üzerime gelindi. Ağlayacaktım. Biri telefon açıp hesap numaramı istedi. Size ufak bir yardım yapacağız “Şahsi Fikir Bey” filan dedi. Diriliş Postası’ndaki yazılarınızı zevkle takip ediyoruz, dedi. Sensin Şahsi Fikir. Benim adım Şahsi Fikrim. Ayrıca Diriliş Postası’nda yazmayı bıraktım. Erem Şentürk’le anlaşamadım. Erem Şentürk benden daha fazla şey biliyor, buna katlanamadım, ayrılıp ıssız bir çölü andıran Müstakil’e geldim. Tek başıma gazetenin %10’una tekabül ediyorum, kendimi önemli hissediyorum dedim ve kapattım. Hesap numarasını vermeyi unuttum. Versem üç beş bir şey gelirdi. Yazık ettim. Ancak yine de üstüme çok geldi. Ağlamaklı oldum. Üstüme çok gelmeyin benim. Ağzınızı burnunuzu kırdırtmayın bana. Ağlatmayın beni.
Bitti mi? Bitmedi.
Kimse benim yazılarımı okumuyor. Asıl esprilerimi yazılarımın girişinde ve sonuç bölümünde yaptığıma dair bir şayia dolaşıyor. Dolayısıyla araları kimse okumuyor. Bunu fark ettim. Oysa ben neredeyse bütün iyi esprilerimi üçüncü ya da dördüncü paragrafta yapıyorum. Yaptığım tüm esprileri de sağdan soldan araklıyorum. Ben buyum. Yapacak bir şey yok. Üzerime geliyorlar evet. Nabi Avcı’ya çok yükleniyormuşum. Atanamayan öğretmen miyim ben ki Nabi Avcı’ya yükleneyim. Boş gezenin boş kalfası kontenjan ından yaşıyorum hayatı, benimle neden uğraşıyorsunuz anlamakta güçlük çekiyorum. Üç beş kuruş kazanalım diye Müstakil’de yazayım yolumu bulayım dedim, gazetenin İstanbul ofisine her gidişimde bayat çay içirip bir odada panda ile baş başa bırakıp kaçıp gidiyorlar. Muhaberat yok, adıma gelen mektupları tasnif etmek yok. Benim için gelen hayran telefonlarını not eden yok. Böyle olmaz.
Kitap okumuyorum, sırf kapaklarına bakıyorum diye ne kadar gofreli kitap varsa gazeteye göndermiş yayıncılar. Geçen gün bizim mahallenin marketinde peynirlerin yanında Orhan Pamuk kitabı gördüm. 12 liraydı. Kredi kartına taksit de yapıyorlardı ama yine de almadım. Ben okumayacağım kitabı bile seçerek alan bir insanım. Yalnız İzmir tulum baya indirimdeydi. 12 liralık aldım 2 hafta onu yiyeceğim. Orhan Pamuk’tan daha faydalı.
Futbola ilişkin yazdığım yazıları okuyan büyük futbol kulüpleri tek tek beni tesislerini görmeye davet ettiler. Samand ıra’ya hangi otobüs gidiyor bilmiyorum. Arabam yok. Fenerbahçeli olmam imkansız. Florya tesislerine de gidemem. Metrobüsten inince baya yürümem lazım. O iş de yaş. Beşiktaş’ın cep telefonu markası gibi bir stadı var, helal olsun adamlara, dur bi maça gideyim dedim, stada beni almadılar, baretli adamlar sopalarla kovaladı beni. Dolmabahçe Camii’ne kadar koşmak zorunda kaldım. Neyse ki imam beni içeri aldı da dayaktan kurtuldum. Açılmamış stad daha. Koskoca kulüpsün bir stadı yapmayı beceremedin dedim diye üzerime geldiler. Linç ettiler beni. Bir de bir seferinde Galatasaray Arena’da VIP’den maç izledim.
VIP’in açık büfesinde yemek yerken 3 golü kaçırdım. Üstelik birini Drogba atmıştı. Bizim de bi futbol geçmişimiz var yani, o kadar da değil. Futbolun 11’er kişiyle oynandığını bana ispat etmeye çalışan bir insanla Twitter’da kavga edecektim az kalsın. Bana Fatih Mutlu muamelesi yapılıyor, buna katlanamam. Çok üstüme geliniyor.
Son olarak IBAN numarası üzerinden duygu sömürüsü yaptığım söylendi, üzerime gelindi. Ağlayacaktım. Biri telefon açıp hesap numaramı istedi. Size ufak bir yardım yapacağız “Şahsi Fikir Bey” filan dedi. Diriliş Postası’ndaki yazılarınızı zevkle takip ediyoruz, dedi. Sensin Şahsi Fikir. Benim adım Şahsi Fikrim. Ayrıca Diriliş Postası’nda yazmayı bıraktım. Erem Şentürk’le anlaşamadım. Erem Şentürk benden daha fazla şey biliyor, buna katlanamadım, ayrılıp ıssız bir çölü andıran Müstakil’e geldim. Tek başıma gazetenin %10’una tekabül ediyorum, kendimi önemli hissediyorum dedim ve kapattım. Hesap numarasını vermeyi unuttum. Versem üç beş bir şey gelirdi. Yazık ettim. Ancak yine de üstüme çok geldi. Ağlamaklı oldum. Üstüme çok gelmeyin benim. Ağzınızı burnunuzu kırdırtmayın bana. Ağlatmayın beni.
Çok üstüme gelmeyin
Reviewed by Habersizim
on
09:23:00
Rating:

Hiç yorum yok: