Bosna ne alâka? Kel alâka! - HÜLASA

Boşnakların kurtuluş savaşını yahut Kosova’nın bağımsızlığını nasıl desteklediysem, PYD’nin Kuzey Suriye’de Kürt devleti kurmasını da öyle desteklemeliymişim. Hatta, PKK’nın Cizre yahut Sur’daki ayaklanmasını da desteklemeliymişim.
Elma + Armut = Ananas!
Birincisi: PKK/PYD’nin makbul saydığı Kürt’ün Müslüman Kürt kimliğiyle alakası yok. Tasavvur ettikleri devlet de Kürtlerin devleti değil, Kürtlerin kahir ekseriyetinin maneviyatını şiddet marifetiyle bastırmaya çalışan bir devlet. Kürt düşmanı bir devlet.
İkincisi: PKK/PYD’nin muhatabı yahut muarızı, soykırımcı Ortodoks Sırp faşistleri değil, Kürtlerle Türklerin İslam kardeşliğini adalet dairesi içinde ihya etme iradesini ortaya koymuş olan Yeni Türkiye idaresi ve Kürtlerle Arapların kardeşliğini adalet dairesi içinde ihya etme iradesini ortaya koymuş olan Suriye Devrimi. Yeni Türkiye’de Kürt’ün kendini Kürt olarak gerçekleştirmesine mani teşkil eden bir zulüm düzeni yok (kalmadı) ve Suriye Devrimi de öyle bir zulüm düzeni öngörmüyor, bilakis Kürtlerin emdiği sütü burnundan getiren Baas diktatörlüğü ile hesaplaşıyor.
Benim için esas olan, Müslüman halkların ve onların gayrimüslim hemşerilerinin esenliğidir. PYD yahut PKK devleti Müslüman haklara da onların gayrimüslim hemşerilerine de esenlik değil felaket vaat ediyor. 6-8 Ekim olaylarında önlerine çıkan her sakallı erkeği ve tesettürlü kadını “IŞİD” diye linç etmeye kalkışan PKK’lıların ve zapturapt altına aldıkları bölgelerde mütedeyyin Kürtleri sürgün-zindan-ölüm üçgenine mahkum eden, ayrıca Arap, Türkmen, Asuri ve Süryani topluluklara karşı “etnik temizlik” harekâtına girişen PYD’lilerin davası, Kemalist ve Esedist diktatörlükleri Kürtçeye tercüme etmekten ibarettir.
Şu veya bu yerde şu veya bu devletin kurulup kurulmaması, var olan bir zulüm düzeninin ortadan kalkıp kalkmamasıyla alakalı bir mesele değilse şayet, ben onu prensip meselesi olarak görmem. Kimsenin de öyle gördüğü yok zaten. Herkes kendi maslahat-mefsedet hesabına, kendi siyasi emellerine, kendi menfaatlerine, kendi meşrebine göre hareket ediyor. ABD ve İran’ın nazarında PKK/PYD devleti (hem Suriye hem Irak’ta), Türkiye ile İslam dünyasının arasına set çekerek İttihad-ı İslam’ın fizikî imkânlarını ortadan kaldırabilecek olması bakımından makbuldür ve onlar için bütün mesele bundan ibarettir. “Hürriyet, adalet, İttihad-ı İslam” diyen bir Müslüman olarak benim nazarımızda ise hem Türkiye’yi ve İttihad-ı İslam imkânlarını sabote edecek olması hem de idaresi altındaki Müslüman Kürtlere, Araplara, Türkmenlere ve onların gayrimüslim hemşerilerine zulmedecek olması bakımından gayri makbuldür böyle bir devlet.
Kimse “Ama Bosna, Kosova…” filan diyerek elmayla armudu toplamaya kalkmasın. “Kürt olmadığınız için böyle konuşabiliyorsunuz” da demesin. Bu satırların yazarı Kafkas kökenlidir ve bir miktar Abhaz kanı taşımaktadır, ama Abhazya’nın bağımsızlığını da prensip meselesi yapmadı; ‘Gürcistan sınırları dahilinde esenlik bulma imkânı doğarsa, Rusya’ya bağımlılık anlamına gelen bağımsızlıktan vazgeçilmeli’ gibi şeyler yazdı.
Meselesi üzüm yemek değil de bağcıyı dövmek (hem de “Buyurun, bu bağdaki üzüm hepimizin, afiyet olsun” diyen bağcıyı dövmek!) olan kimselerle anlaşamayacağımız çok açık, ama biz gene de meramımızı bir kere daha anlatmış olayım.
Bosna ne alâka? Kel alâka! - HÜLASA Bosna ne alâka? Kel alâka! - HÜLASA Reviewed by Habersizim on 10:16:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: