Evvelki akşam bir TV programında Suriye Devrimi hakkında bir şeyler söyledim.
Her zamanki şeyler.
Rusya/İran ikilisi ile onların “hık” deyicisi olan ABD’nin Suriye’deki emelleri Türkiye’nin ve bütün İslam dünyasının fena hale aleyhindedir; mutedil devrimci gruplar hak ettikleri desteği aldıkları takdirde bu emellerin önüne geçebileceklerini ispat etmişlerdir; ne yaparsa yapsın ve de ne yapmazsa yapmasın her halükârda risk altında olan ve bedel ödeyen Türkiye’nin devrimcilere tam destek vererek Rusya ile İran’ın Suriye’deki oyununu bozması gerekmektedir vs, vs, vs…
Programdan sonra Twitter’e şöyle bir göz attım da, “kafa kesen teröristlere” devrimci dediğim için bana sövüp sayan PKK’cıların, Kemalistlerin, Amerikancıların, şunların bunların bini bir para; bana arka çıkan yahut programda savunduğum Ahrar-ı Şam, Cebhet-i Şamiye, Ceyş-ı İslam, Feylak-ı Şam, Sultan Murad Tugayı ve benzerlerini Bağdadi Grubu’yla aynı kefeye koyanlara itiraz edenlerin ise biri bin para.
“Belki,” dedim, “benim sevimsizliğimden kaynaklanıyordur bu ilgisizlik.”
Ama kandıramadım kendimi.
Sevimsiz olmasına sevimsizim de, Suriye Devrimi’nin asil çocuklarını savunan sevimli adamların bu nedenle maruz kaldığı hakaretler de pek kimsenin umurunda değil; demek ki aslında Suriye Devrimi’nin asil çocukları pek kimsenin umurunda değil. En azından, onlara reva görülen hakaretleri üzerlerine alacak kadar değil. Devrimi ve devrimcileri sahiplenme duygusu bu memlekette çok zayıf kalıyor maalesef.
Sağdan say, Furkan Azeri ve birkaç kişi daha. Soldan say, aynı.
Bazen kendimi küçük bir uzaylı grubunun mensubu gibi hissediyorum.
Neyse ki devletin en etkili yerlerinde de uzaylılar var.
Yaşasın uzaylıların değerli yalnızlığı!
Yaşasın Suriye Devrimi ve onun kahraman silahlı kuvvetleri!
Her zamanki şeyler.
Rusya/İran ikilisi ile onların “hık” deyicisi olan ABD’nin Suriye’deki emelleri Türkiye’nin ve bütün İslam dünyasının fena hale aleyhindedir; mutedil devrimci gruplar hak ettikleri desteği aldıkları takdirde bu emellerin önüne geçebileceklerini ispat etmişlerdir; ne yaparsa yapsın ve de ne yapmazsa yapmasın her halükârda risk altında olan ve bedel ödeyen Türkiye’nin devrimcilere tam destek vererek Rusya ile İran’ın Suriye’deki oyununu bozması gerekmektedir vs, vs, vs…
Programdan sonra Twitter’e şöyle bir göz attım da, “kafa kesen teröristlere” devrimci dediğim için bana sövüp sayan PKK’cıların, Kemalistlerin, Amerikancıların, şunların bunların bini bir para; bana arka çıkan yahut programda savunduğum Ahrar-ı Şam, Cebhet-i Şamiye, Ceyş-ı İslam, Feylak-ı Şam, Sultan Murad Tugayı ve benzerlerini Bağdadi Grubu’yla aynı kefeye koyanlara itiraz edenlerin ise biri bin para.
“Belki,” dedim, “benim sevimsizliğimden kaynaklanıyordur bu ilgisizlik.”
Ama kandıramadım kendimi.
Sevimsiz olmasına sevimsizim de, Suriye Devrimi’nin asil çocuklarını savunan sevimli adamların bu nedenle maruz kaldığı hakaretler de pek kimsenin umurunda değil; demek ki aslında Suriye Devrimi’nin asil çocukları pek kimsenin umurunda değil. En azından, onlara reva görülen hakaretleri üzerlerine alacak kadar değil. Devrimi ve devrimcileri sahiplenme duygusu bu memlekette çok zayıf kalıyor maalesef.
Sağdan say, Furkan Azeri ve birkaç kişi daha. Soldan say, aynı.
Bazen kendimi küçük bir uzaylı grubunun mensubu gibi hissediyorum.
Neyse ki devletin en etkili yerlerinde de uzaylılar var.
Yaşasın uzaylıların değerli yalnızlığı!
Yaşasın Suriye Devrimi ve onun kahraman silahlı kuvvetleri!
Ben bir uzaylı olarak…
Reviewed by Habersizim
on
12:19:00
Rating:

Hiç yorum yok: