Ankara’daki saldırıdan sonra Türkiye

Ankara’daki saldırı, teröre meyilli örgütlerin meşrulaştırılmaması gerektiğine dair Türkiye’nin neden diretmekte olduğunu gösterdi

Son birkaç yılda Türkiye kendini birçok küresel krizin merkezinde buldu. Asya ve Avrupa arasındaki bu coğrafya ve medeniyet köprüsü kendini, öncelikle komşu Suriye’deki masum vatandaşların sırtından sürdürülen bölgesel ve küresel çatışmanın ön cephe hattında buldu.
Bunun ötesinde, Türkiye, sözde İslam devleti ile sınırı olan tek NATO üyesi. O, göçmen krizinin en büyük yükünü de sırtladı. Batı’nın, daha doğrusu NATO’nun Rusya ile çatışmasının da ön cephesinde. Rusya’nın Suriye’deki müdahalesi ile Türk hava sahasında uçağının düşürülmesinin ardından da bu çatışmanın keskin ucu Ukrayna’dan kaydı (yön değiştirdi). Bu, Türkiye’yi anahtar küresel oyuncu yaptı, ama aynı zamanda hedef de. Böyle bir girdapta, onsuz ne ekonomik ne de başka türlü refah ın olabileceği istikrarı korumak güç. Ama “Türk yorganı” etrafında dönen tüm çatışmalardan, PKK ile olan ı Türkiye için en uzun süreni ve belki de en zoru. 17.02.2016 tarihinde Ankara’da meydana gelen son terör saldırısı da bunun kanıtı. Meclis ve Genelkurmay Başkanlığı binalarının çok yakınında gerçekleşen bombalı araç saldırısında en az 28 kişi öldü, onlarcası da yaralandı. Türk güvenlik yetkilileri bunun arkasında, AB ülkeleri, NATO, ABD, Türkiye ve çok sayıda başka devletin de terör (örgütü) olarak gördüğü Kürdistan İşçi Partisi’nden-PKK (Partiya Karkeren Kurdistan) Kürt aşırıcıların bulunduğuna dair ipuçlarının mevcut olduğunu belirtiyor.
Bu arada, Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu, saldırganların kimliğinin tespit edildiğini açıklayıp Suriye’den Halk Koruma Birlikleri’ni suçladı. Bu birlikler, PYD/YPG’nin veya Democratic Union Party’nin (Demokratik Birlik Partisi) silahlı kanadı. YPG kardeş parti, kimileri PKK’nın Suriye’deki kolu olduğunu söylemekte.

TERÖRİSTLERİN GÜÇLENMESİ
Ankara’daki saldırı Türkiye’nin, DEAŞ veya Beşar Esed rejimine karşı mücadele sebepli, kendilerinin de teröre daha az eğilimli olmayan örgütlerin güçlendirilmemesi ve meşrulaştırılmaması gerektiğine dair aslında neden direttiğini de gösterdi. Başta DEAŞ’a karşı mücadelede, PKK ile YPG kendilerini faydalı askeri-siyasi unsur olarak göstermiş olsa da, masum sivillerin öldüğü saldırılardan kaçınmayan ve siyasi mücadele yöntemi olarak terörden vazgeçmeyen terör örgütlerinin söz konusu olduğu gerçeği mevcut kalmakta.
Öyle görünüyor ki, Batılı müttefikler bu aşamada, bir terör örgütüne karşı savaşırken bir diğerini güçlendirdikleri gerçeğine karşın gözlerini kapatmaya hazır. Ruslar’dan hele hiç bahsetmeyelim. YPG’yi hem Rusların hem de Amerikalıların, daha doğrusu Batının - hepsi kendine göre sebeplerden ötürü - desteklediği yeterli bir absürd.
İlki (absürd) Şam’daki rejimi destekledikleri için, ikincisi kontrol ettikleri alanlarda DEAŞ’a karşı geldikleri için. Hükmünü adalet getirsin, ancak diğerleri de, örneğin El Nusra cephesinin bazı usnur ve kolları gibi terör örgütleriyle  bağlantılı olan Suriye muhalefetinin bazı unsurları söz konusuyken benzer ahlaksız uzlaşmalara hazırdı.
Tabi soru, böyle bir ilişkinin sadece ne kadar ahlaklı olduğu değil - tüm bu kaosun içerisinde ahlaktan bahsetmenin bir anlamı varsa - aynı zamanda ne kadar üretken olduğu da, yani sadece geleceğin bölgesi üzerinde değil dünya üzerinde de ne türde kötü sonuçlarının olacağı. Artık eskilerde kalmış Afgan Savaş’ında El Kaide’nin kurulmasıyla ilgili kimsenin ders çıkarmadığı açık. Düşmanımın düşmanı her zaman benim dostum mudur?
Devlet Başkanı Putin simasında yansıyan, neoliberal oligarşilerin koruyucusu kapitalist Batıcıların aşırı solcu pro-Marksist PKK ve YPG etrafında toplanmış Suriye kolunu desteklemeleri absürd. Absürdlerden bahsetmişken, kısa süre önce Amerikan basınında “DEAŞ’a karşı Haçlı Seferi yürütmek için” Irak’a giden, hayal kırıklığına uğramış Amerikan radikal sağı üyeleriyle ilgili bir hikaye sızdı.
Tabi, Batı medyası takibinden PKK’nın iyi çocuklar, tecrübesi oturmuş (pişmiş) gerillalar oldukları imaj ına sahip oldular ve birliklerine katılmaya karar verdiler. Şimdi herkes, “kızıllar” olduklarından dolayı oradan silkelenmiş gibi kaçtıklarından hayretle bahsediyor. Diyorlar ki, Batı kapitalizmi, onların DEAŞ’tan daha büyük düşmanı.

KÜRTLERE YÖNELİK SALDIRILAR
Türk hava kuvvetlerinin PKK’nın Irak’taki veya YPG’nin Suriye’deki mevkilerine yönelik saldırılarının “Kürtlere yönelik saldırılar” olarak adlandırıldığı basındaki haberlerin tesadüfi olduğu pek ihtimal değil. Bu, müttefiklerin DEAŞ mevkilerine yönelik saldrıları hakkında, Müslümanlar’a yönelik saldırılar şeklinde yayın yapmaya başlamak gibi bir şey. Hata daha küçük veya daha az yanlış yönlendirici değil. Türkiye’nin PKK ile çatışması da tüm Kürtlere yönelik bir çatışma değil, böyle gösterilmeye çalışılsa da.
PKK ve YPG’nin, dünyanın o bölgesinde Kürtler’in tek temsilcileri olmadığını da özellikle vurgulamak önemlidir. Irak, Suriye ve Türkiye’de bile bel bağlanılabilecek Kürtlerin diğer siyasi ve askeri oluşumları mevcut. Kürtler arasında terörü onaylamayan başka opsiyonlar da var. Türkiye, birden fazla kez Irak Kürdistanı’ndan Peşmerge ordusuyla ortak hareket etmeye hazır olduğunu gösterdi.
Ankara’daki saldırının arkasında YPG ve ana örgütü PKK’nın olduğu kesin olarak kanıtlanırsa bu, doğrudan hava müdahalesiyle sadece Rusya’nın değil Batı’nın da desteklediği örgütün saldırıyı gerçekleştirdiği anlamına gelir. Bu, bozulmuş uluslararsı ilişkilerini, çok sayıda açık soru hakkında küresel güç merkezlerinin minimum düzeyde uzlaşma sağlandığı günlerde, daha da karmaşık hale sokar.
Bu, Ankara’daki son kanlı terör saldırısının - geçtiğimiz yazdan bu yana altıncısı - sadece altı kaynayan dünyada değil, her şeyden önce insani felaketin daha da derinleştiği komşu Suriye’de de durumun yatışmasına katkı sağlamayacağı anlamına gelmekte.
Türkiye’deki ortamın kısa vadede istikrarsızlaşmasında çıkarı olanların listesi uzun, ancak uzun vadede, (Türkiye’nin) jeostratejik konumu itibariyle, bu kimseye fayda getirmeyecektir. Metin: El Cezire Balkanlar sayfasından alıntılanmış, Boşnakça aslından çevrilmiştir.

Yazının orijinali için: http://balkans.aljazeera.net/vijesti/turska-nakon-napada-u-ankari

M u h a m e d J u s i ć / E l C e z i r e
Ankara’daki saldırıdan sonra Türkiye Ankara’daki saldırıdan sonra Türkiye Reviewed by Habersizim on 13:25:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: