Müstakil dün Arapça Gazete ilavesi verdi. Âdetimdir. Müstakil’i alır almaz önce kendi yazımı okuyorum. Sonra yazımı tekrar okuyorum. Her okuduğumda daha fazla seviyorum yazımı. Yanımda biri varsa ona da okuyorum. Yazdıklarıma iyice ikna olduktan sonra birinci sayfaya geçiyorum. Başyazının başlığına bakıyorum. Sonra diğer bütün yazıların başlıklarına bakıyorum. ‘Hülasa’ların fotoğraflarına bakıyorum. Altıncı sayfayı seviyorum. Boşluklu olduğu için. Başlıklar filan büyük. Ahmet Erdem’in ve Gavurca Türkçe sözlüğün ilk paragrafını okuyorum. Bitiyor. Sonra peynir, zeytin ve simit çıkarıp dolaptan gazetenin üstünde kahvaltımı yapıyorum. Bu arada da mümkün oldukça ilgimi çeken bir yazıyı kahvaltılıklarımın dekoru olarak okuyorum.
Arapça ilaveyi serip zeytin peynir yerken babaanneme yakalandım. Fırçayı bastı. Kur’an-ı Kerim ‘den parçalar olduğunu düşündüğü için mi yoksa Kur’an Arapça olduğu için Arapçanın bizzat kendisine hürmeten midir bilemiyorum. Kaldırıp katladı rafın en üstüne koydu. Okuyamadım da. Okuyamam zaten. Çünkü Arapça bilmiyorum. Arapçayı iyi derecede bilseydim, kesin Arapça gazetede de tonla tashih bulurdum. Tashih “düzelti” demek ama anlayın işte. Ben onu hem düzelti hem de bazen “hata” yerine kullanıyorum. Galat-ı meşhur babında. Bizim gazetede müsahhih yok. O yüzden tashih işini okurlara bırakıyoruz. Okurken düzeltsinler, bizi yormasınlar. Geçen gün Albayrak Efendi’nin başyazısının başlığı “Müdje” diye çıktı. Başlangıçta yazının tamamını okumadığım için “Müdje”nin Afrika’da bir kabile adı olduğunu ve Hakan Albayrak’ın da her zaman olduğu gibi bambaşka enteresan bir şeyi gündeme getirdiğini düşündüğüm için tashih olduğunu anlamadım bile. Her sabah kendisini arayıp o günkü gazetenin ne kadar mükemmel olduğunu ellerine sağlık filan olduğunu söylüyorum. Seviniyor. O gün de arayacağım ama dedim şu Google’a yazayım “Müdje” diye de; “sanki biliyormuş” gibi yapayım. Cümlemi de hazırladım hatta: “Abi, müdje’leri yazmışsın bugün. Ya benim de kaç zamandır aklımdaydı. Keşke Hakan abi şunu yazsa diyecektim. Ne güzel olmuş” diyecektim. Google’a “müdje” yazdım aradım. Habire “Şunu mu demek istediniz: Müjde” deyip duruyor. Ağzını burnunu kırdığımın Google’ı. Entellikten hiç anlamaz zaten.
Fakat yok. Müdje diye bir şey yok. Yok-yok-yok.
Bunca uğraştan sonra; çaresiz, Hakan Bey’in başyazısını okumak zorunda kaldım. Meğer müdje değilmiş. ‘Müjde’ymiş. Çok yazık. Hele bir ara Haydar Aliyev’in demecini yayınladık dış haberlerde. İleri görüşlü gazeteciliği herkes yapar. Biz geriye dönük gazetecilik yapıyoruz. Hiç şaşırmadan okudum haberin ilk paragrafını. Kesin bir istihza, kesin bir gönderme vardır. Haydar’dır o kesin. O demeci veren Haydar Aliyev’dir. Değilmiş işte. Yine mecburen bütün haberi okumak zorunda kaldım. İlham Aliyev’miş meğer demeci veren. Sırf bu tashih sebebiyle Azerbaycan politikasına vakıf oldum. Konu ile ilgili bir kaç analiz twiti bile attım. Azerbaycan şöyledir böyledir diye. İnsanı uzman yapar bu Müstakil’in tashihleri. Özetle geçen gün yayınladığımız 4 sayfalık Arapça gazetedeki tashihleri merak ediyorum. Dahi anlamındaki “ “yi kesin bitişik yazmışlardır. Anlayan biri şöyle detaylı bir şekilde bakıp bildirebilir mi lütfen?
Şimdi sırf bu iş için de İsmail Yaşa aranmaz netekim.
Arapça ilaveyi serip zeytin peynir yerken babaanneme yakalandım. Fırçayı bastı. Kur’an-ı Kerim ‘den parçalar olduğunu düşündüğü için mi yoksa Kur’an Arapça olduğu için Arapçanın bizzat kendisine hürmeten midir bilemiyorum. Kaldırıp katladı rafın en üstüne koydu. Okuyamadım da. Okuyamam zaten. Çünkü Arapça bilmiyorum. Arapçayı iyi derecede bilseydim, kesin Arapça gazetede de tonla tashih bulurdum. Tashih “düzelti” demek ama anlayın işte. Ben onu hem düzelti hem de bazen “hata” yerine kullanıyorum. Galat-ı meşhur babında. Bizim gazetede müsahhih yok. O yüzden tashih işini okurlara bırakıyoruz. Okurken düzeltsinler, bizi yormasınlar. Geçen gün Albayrak Efendi’nin başyazısının başlığı “Müdje” diye çıktı. Başlangıçta yazının tamamını okumadığım için “Müdje”nin Afrika’da bir kabile adı olduğunu ve Hakan Albayrak’ın da her zaman olduğu gibi bambaşka enteresan bir şeyi gündeme getirdiğini düşündüğüm için tashih olduğunu anlamadım bile. Her sabah kendisini arayıp o günkü gazetenin ne kadar mükemmel olduğunu ellerine sağlık filan olduğunu söylüyorum. Seviniyor. O gün de arayacağım ama dedim şu Google’a yazayım “Müdje” diye de; “sanki biliyormuş” gibi yapayım. Cümlemi de hazırladım hatta: “Abi, müdje’leri yazmışsın bugün. Ya benim de kaç zamandır aklımdaydı. Keşke Hakan abi şunu yazsa diyecektim. Ne güzel olmuş” diyecektim. Google’a “müdje” yazdım aradım. Habire “Şunu mu demek istediniz: Müjde” deyip duruyor. Ağzını burnunu kırdığımın Google’ı. Entellikten hiç anlamaz zaten.
Fakat yok. Müdje diye bir şey yok. Yok-yok-yok.
Bunca uğraştan sonra; çaresiz, Hakan Bey’in başyazısını okumak zorunda kaldım. Meğer müdje değilmiş. ‘Müjde’ymiş. Çok yazık. Hele bir ara Haydar Aliyev’in demecini yayınladık dış haberlerde. İleri görüşlü gazeteciliği herkes yapar. Biz geriye dönük gazetecilik yapıyoruz. Hiç şaşırmadan okudum haberin ilk paragrafını. Kesin bir istihza, kesin bir gönderme vardır. Haydar’dır o kesin. O demeci veren Haydar Aliyev’dir. Değilmiş işte. Yine mecburen bütün haberi okumak zorunda kaldım. İlham Aliyev’miş meğer demeci veren. Sırf bu tashih sebebiyle Azerbaycan politikasına vakıf oldum. Konu ile ilgili bir kaç analiz twiti bile attım. Azerbaycan şöyledir böyledir diye. İnsanı uzman yapar bu Müstakil’in tashihleri. Özetle geçen gün yayınladığımız 4 sayfalık Arapça gazetedeki tashihleri merak ediyorum. Dahi anlamındaki “ “yi kesin bitişik yazmışlardır. Anlayan biri şöyle detaylı bir şekilde bakıp bildirebilir mi lütfen?
Şimdi sırf bu iş için de İsmail Yaşa aranmaz netekim.
Adamı uzman yapar bu tashihler
Reviewed by Habersizim
on
09:26:00
Rating:

Hiç yorum yok: