Tahrir’den Türkmen Dağı’na ahvalimiz

Arap halkları kıyama kalktığında heyecanımızdan ölüyorduk. Tunus’ta başlayıp tüm Arap coğrafyasına sirayet eden bu özgürlük ve demokrasi ateşinin sönmemesi için dualar ediyorduk. Raşid Gannuşi’nin, Hasan El Benna’nın, Said Havva’nın, Ömer Muhtar’ın talebelerinin ayağa kalkması karşısında, heyecandan un ufak oluyorduk. Zeynel Abidin Bin Ali protestolara dayanamayıp Tunus’u terk ederken, Mısır’da da Hüsnü Mübarek, yönetimden çekildiğini açıklıyordu. Libya diken üstünde, Suriye devrim hazırlığındaydı…

On yıllardır her türlü baskıya, aşağılanmaya, yok sayılmaya, ezilmeye alışmış olarak hatırladığımız bu kavruk yüzlü halklar, nihayet kendilerine yakışanı yapıyor ve kendi hakları için yepyeni bir devrime imza atıyorlardı.

Sonra rüzgâr tersine dönmeye başladı. Arap Baharı’nın getirilerinden ürkenler el ele verip, halkların analarının ak sütü gibi helâl devrimlerini boğdular. Bahar, kışa döndü. Başlarındaki zalimleri devirmeyi başaranlar, kendi içlerindeki zalimlerin oyununa geldi, devrimlerini kaybetti. Başlarındaki zalimleri devirmeye çok yaklaşanlar ise, komşu ülkelerin zalimlerinin işin içine dâhil olması neticesinde başarısız oldular. Tunus’ta patlayan bombalarla dengeleri değiştirmeye muvaffak olanlar, Gannuşi’nin ince zekâsı sayesinde devrimi bütün olarak çalamadılar; ama Mısır’da devrim göz göre göre çalındı. 25 Ocak’ta başlayan devrim günlerinde Tahrir, özgürlüğün türküsünü söylerken, 3 Temmuz’da darbecilerin ıslığına eşlik etmenin günahını yüklendi. Mısır halk ının özgür iradesi ile işbaşına geçenMursi ve arkadaşları zindanlara konurken, Mübarek sonrası hürriyetin ve demokrasinin tadını alan Mısır halkı, Sisi’nin ayak oyunları ile Mübarek dönemini arar pozisyona geldi. Kaddafi’yi el birliği ile deviren Ömer Muhtar’ın torunları, kendi aralarında anlaşmazlığa düşünce devrimin bereketi kaçtı, Libya tarumar oldu. Şimdilerde milli mutabakatı sağlamakla meşguller, inşallah onu başarırlar. Ah Suriye ah… Babasını sevmemiştik, oğlundan umutluyduk; ama o da zalimlikte babasını geçti. Vatanları için, ülkeleri için, izzet ve şerefleri için ayağa kalkan Suriye halkı devrime adım adım yaklaşırken, mezhep dayanışması ile dolup taşan İran ve Lübnan’daki Hizbullah milislerinin üşüşmesi ile devrimden her geçen gün biraz daha uzaklaştı. Yetmedi, devreye bu kez en ağır silahlarıyla emperyalist Rusya girdi… Esed zulmüne karşı tek başlarına direnen devrimciler, yedi düvele karşı mücadele etmek zorunda kaldı. IŞİD ve PYD gibi Esed’e koltuk değnekliği yapmaktan başka bir görevleri olmayan örgütlerin de muhasarası altında vatan savunması yapan devrimcilerin kazanacağı her zafer, dünya tarihinde eşi görülmemiş bir şer ittifakına karşı kazanılmış en muteber ve en hakiki zafer olarak tescillenecektir.

Suriye’deki en önemli direniş noktalarından biri olan Türkmen Dağı’ndan ne yazık ki iyi haberler gelmiyor… Devrim ateşinin yanmaya başladığı ilk günden itibaren, tercihlerini Esed karşıtı muhaliflerden yana yapan Türkmenler; Esed’in özel isteği ile İran ve Rusya’nın hedef tahtasına yerleştirildi. Özellikle Türkiye sınırına yakın olmaları da göz önüne alınınca, adeta Türkmenlere karşı girişilen her saldırı ve katliam, sanki Türkiye’ye karşı yapılmış bir saldırı olarak hesaplandı. Türkmen Dağı’nın hedef seçilmesinin nedeni, Türkiye’ye gözdağı vermek, Türkiye’nin elini kolunu bağlamak, Türkiye’yi terbiye etmektir. Esed, İran ve Rusya, bunun hesabını yaparak savaşıyor…

Rusya ve İran’ın haddi aşan zalimliklerine en klas ve en etkili cevabı şimdi veremezsek, yarın cevap vermek için çok geç olacaktır… Tahrir’de kaybettik; ama Türkmen Dağı’nda kazanmak zorundayız.
Tahrir’den Türkmen Dağı’na ahvalimiz Tahrir’den Türkmen Dağı’na ahvalimiz Reviewed by Habersizim on 03:59:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: