Allende ve Pinoşe’nin memleketi Şili’de komünist de bol, faşist de. Bugün iktidarda faşist cunta döneminin mağdurları olan solcular var, fakat 1973-81 senelerini kapsayan o dönemde işlenen korkunç suçların (ki cunta lideri Pinoşe’nin bu suçları işlerken / işletirken, perde arkasındaki patronu olan Nobel Barış Ödülü sahibi cani Henry Kissinger’e zaman zaman “Bu kadarı da fazla” dediği rivayet edilir) üstüne gidemiyorlar, çünkü demokrasiye geçiş sürecinde cuntacılara bu hususta kanuni teminat verilmişti.
Allende hükümetine yapılan askeri darbeye, Allende ve binlerce yoldaşının katline, binlerce solcunun da işkenceden geçirilmesine dair yazılar okurken veya belgeseller seyrederken vicdanımızda kendimizi o mazlumların yanında konumlandıran adamlar olduğumuz için bize ‘irite edici’ gelebilir, fakat Şili’nin eski tüfek solcuları ve onların izinden giden yeni tüfekler tabii ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şili ziyaretini hoş karşılamıyorlar. Niye “tabii ki”? Zira komünistlik, dünyanın her yerinde, en sempatik olduğu Güney Amerika’da bile, Batılı emperyalist manipülasyon ajanslarının (AP, AFP, Reuters vs, vs, vs) antikomünist propaganda haricindeki bütün algı operasyonlarına yenik düşmüştür ve üstelik Bolşevik/Sovyet kazığı Rus hegemonyasını da üzerinden atamamaktadır. Umumiyetle PKK’cıdırlar, “Türk devleti Kürt halkını eziyor, Marksist-Leninist PKK’lı gerilla yoldaşlarımız faşist rejimin zulmüne direniyor” filan derler, Suriye gibi meselelerde Rusya’nın aldığı pozisyona uyarlar ve mesela uçak krizinde “Konu tam olarak neydi?” diye sorma gereğini duymadan direkt Rusya’nın haklılığından, Türkiye’nin emperyalizm uşaklığından dem vururlar.
Ha, “IŞİD’çi Erdoğan” filan da derler tabii. Sosyal medyada Erdoğan’a “Şili’ye hoş gelmiyorsun, sefa getirmiyorsun” meyanında mesajlar yazmaya başlamışlar. Neyse ki sesleri fazla çıkmıyor. İktidardaki eski yoldaşları da hiç oralı olmuyor. Onlar, Şili’nin kalkınması yolunda beraber yürüyebilecekleri iyi bir partner olarak görüyorlar Erdoğan’ı. Nitekim, Şili’nin Ankara’daki sefîri Fernando Varela Palma, Türkiye Cumhuriyeti’ni ilk tanıyan devletlerden biri olduğunu gururla belirttiği Şili’nin Erdoğan’ı ağırlamaktan duyacağı memnuniyeti anlatırken, Türkiye ve Erdoğan’a iltifatı “Bu her bakımdan tarihî bir ziyaret” diyecek kadar ileriye götürüyor. Arap ülkeleri dışında en kalabalık Filistinli nüfusunun (450 bin) Şili’de bulunduğunu ve Erdoğan’ın ziyaretinin onları da sevindireceğini belirtmeden geçmeyelim. Şili’deki Filistinlilerin tamamına yakını Hıristiyan olmakla beraber hepsi de İsrail aleyhtarı ve dolayısıyla Davos’ta İsrail’e “One minute” diyen Erdoğan’a sempatiyle bakıyor.
Şili Müslümanlarına da değinelim: Şili’de Müslümanların yakın tarihi, 1850’li yıllarda iki “Türk”ün, muhtemelen Arjantin üzerinden, bu ülkeye gelip yerleşmesiyle başlar . “Türk” diyoruz / diyorlar, ama o iki Müslüman’ın etnik kimliği meçhul; kesin olan, ülkeye Osmanlı pasaportuyla girmiş oldukları. Muhtemelen Lübnan’daki kargaşadan kaçtılar (Arjantin’in “Los Turcos” yani “Türkler” diye anılan kalabalık Müslüman azınlığının nüvesini, aynı dönemde Lübnan ve genel olarak Bilad-ı Şam’dan gelen göçmenler oluşturmuştu). O iki kişiyle başlayan Müslüman nüfusu bugün 3 ila 4 bine ulaşmış bulunuyor; rivayetler muhtelif.
Allende hükümetine yapılan askeri darbeye, Allende ve binlerce yoldaşının katline, binlerce solcunun da işkenceden geçirilmesine dair yazılar okurken veya belgeseller seyrederken vicdanımızda kendimizi o mazlumların yanında konumlandıran adamlar olduğumuz için bize ‘irite edici’ gelebilir, fakat Şili’nin eski tüfek solcuları ve onların izinden giden yeni tüfekler tabii ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şili ziyaretini hoş karşılamıyorlar. Niye “tabii ki”? Zira komünistlik, dünyanın her yerinde, en sempatik olduğu Güney Amerika’da bile, Batılı emperyalist manipülasyon ajanslarının (AP, AFP, Reuters vs, vs, vs) antikomünist propaganda haricindeki bütün algı operasyonlarına yenik düşmüştür ve üstelik Bolşevik/Sovyet kazığı Rus hegemonyasını da üzerinden atamamaktadır. Umumiyetle PKK’cıdırlar, “Türk devleti Kürt halkını eziyor, Marksist-Leninist PKK’lı gerilla yoldaşlarımız faşist rejimin zulmüne direniyor” filan derler, Suriye gibi meselelerde Rusya’nın aldığı pozisyona uyarlar ve mesela uçak krizinde “Konu tam olarak neydi?” diye sorma gereğini duymadan direkt Rusya’nın haklılığından, Türkiye’nin emperyalizm uşaklığından dem vururlar.
Ha, “IŞİD’çi Erdoğan” filan da derler tabii. Sosyal medyada Erdoğan’a “Şili’ye hoş gelmiyorsun, sefa getirmiyorsun” meyanında mesajlar yazmaya başlamışlar. Neyse ki sesleri fazla çıkmıyor. İktidardaki eski yoldaşları da hiç oralı olmuyor. Onlar, Şili’nin kalkınması yolunda beraber yürüyebilecekleri iyi bir partner olarak görüyorlar Erdoğan’ı. Nitekim, Şili’nin Ankara’daki sefîri Fernando Varela Palma, Türkiye Cumhuriyeti’ni ilk tanıyan devletlerden biri olduğunu gururla belirttiği Şili’nin Erdoğan’ı ağırlamaktan duyacağı memnuniyeti anlatırken, Türkiye ve Erdoğan’a iltifatı “Bu her bakımdan tarihî bir ziyaret” diyecek kadar ileriye götürüyor. Arap ülkeleri dışında en kalabalık Filistinli nüfusunun (450 bin) Şili’de bulunduğunu ve Erdoğan’ın ziyaretinin onları da sevindireceğini belirtmeden geçmeyelim. Şili’deki Filistinlilerin tamamına yakını Hıristiyan olmakla beraber hepsi de İsrail aleyhtarı ve dolayısıyla Davos’ta İsrail’e “One minute” diyen Erdoğan’a sempatiyle bakıyor.
Şili Müslümanlarına da değinelim: Şili’de Müslümanların yakın tarihi, 1850’li yıllarda iki “Türk”ün, muhtemelen Arjantin üzerinden, bu ülkeye gelip yerleşmesiyle başlar . “Türk” diyoruz / diyorlar, ama o iki Müslüman’ın etnik kimliği meçhul; kesin olan, ülkeye Osmanlı pasaportuyla girmiş oldukları. Muhtemelen Lübnan’daki kargaşadan kaçtılar (Arjantin’in “Los Turcos” yani “Türkler” diye anılan kalabalık Müslüman azınlığının nüvesini, aynı dönemde Lübnan ve genel olarak Bilad-ı Şam’dan gelen göçmenler oluşturmuştu). O iki kişiyle başlayan Müslüman nüfusu bugün 3 ila 4 bine ulaşmış bulunuyor; rivayetler muhtelif.
Şili’de “One minute”ın itibarı yüksek
Reviewed by Habersizim
on
19:13:00
Rating:

Hiç yorum yok: