PYD'nin ABD ve Rusya nazarındaki mana ve ehemmiyeti gerçekten Bağdadi Grubu ile savaşıyla mı kaim? Türkiye'nin PYD aleyhindeki haklı tutumuna "Ama onlar Bağdadi Grubu'yla savaşıyor" ve hatta "Bağdadi Grubu'yla sadece onlar savaşıyor" diye itiraz eden bu devletlerin derdi gerçekten Bağdadi Grubu mu, yoksa ağızlarından çıkarmadıkları bir bakla mı var?
Tabii ki ikincisi.
PKK'nın Suriye kolu olan PYD, Suriye'de Bağdadi Grubu'yla savaşan tek unsur veya bu savaşın önde gideni olmak şöyle dursun, mezkûr grupla Kobani dışında bir yerde daha doğru dürüst karşı karşıya gelmiş bile değil. ABD ve Rusya nezdinde muteber olmanın şartı Bağdadi Grubu'yla savaşmak ise, Suriye'de bu şartı en iyi şekilde yerine getiren gruplar, devrimci Ahrar-ı Şam, Ceyş-ı İslam ve Cephet-i Şamiye'dir; PYD'yi değil bunları baş tacı etmeleri gerekir. Bağdadi Grubu'nun tuttuğu bütün cephelerde her gün, her saat, her an çatır çatır savaşıyorlar onunla. Üstelik, Uluslararası Af Örgütü'nün PYD'ye isnat ettiği sayısız savaş suçuyla kıyaslandığında bu gruplar ın insan hakları sicili Batılı standartlara göre bile pir-u pak sayılır. Hadi bakalım!
"İyi de, o saydığınız devrimci grupların hepsi İslamî, oysa PYD laik" mi dedi biri? A evet, "Suriye'ye İslamcılar vaziyet etmesin de isterse kan gölünde boğulsun Suriye" ve "Kuzey Suriye'ye İslamcılar yerine laik PYD hakim olsun da isterse o mıntıkanın bütün Arap ve Türkmenleri etnik temizlik kurbanı olsun" anlayışı da var tabii; fakat asıl hedef, İran'ın da gözettiği hedef, hatta İran'ın ABD ve Rusya'dan bile daha ihtiraslı bir şekilde gözettiği hedef, PYD rejimini güçlendirerek Akdeniz'!e kadar indirmek ve Erbil'de de yönetimi değiştirip Suriye ve Irak'ta Türkiye'nin önüne bir hat çekmek (İran sınırı zaten hat), bu hatla Türkiye ile İslam dünyasının fiziki bağını koparmaktır. İran'ın da severek konuştuğu gavurca lisanıyla söyleyelim: "Yeni Osmanlı'yı durdurmak." Kendi lisanımızla da söyleyelim: İttihadı İslam imkânını ve ihtimalini ortadan kaldırmak.
PYD projesi, Türkiye'yi Kars'la Edirne arasına hapsetme ve PKK vasıtasıyla o sahayı bile küçültüp Türkiye'nin gardını iyice düşürme projesidir. Şimdi bu projenin sahipleri Türkiye'ye hiç utanmadan "Gel şu PYD'nin de Suriye muhalefeti kapsamında Cenevre toplantısına katılmasına razı ol" diyorlar. Kendi ayağımıza sıkmamızı rica ediyorlar yani.
Esed/Hamaney rejiminin bekçiliğini yapan, hatta "Esed ordusuna asker verebiliriz" bile diyen PYD, rejim muhalifi Suriyeliler arasında sayılmalıymış! Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun bu arsızlığa verdiği cevap mükemmel: "PYD çok istiyorsa toplantıya rejim adına katılsın."
Cuma günü (29 Ocak) yapılacağı ilan edilen Cenevre toplantısından -PYD katılsın veya katılmasın- adalet namına hiçbir şey beklemediğimizi de bu vesile ile ifade edelim. "Muhalefetin hamisi" ABD ile "rejimin hamileri" Rusya ve İran'ın aynı safta yer aldığı bir "barış süreci"nde adalet aranamayacağına göre, o sürecin sahiden barışa hizmet etmesi de mümkün değil. Adalet yoksa barış da yok çünkü.
Türkiye mi? Suriye cephelerindeki varlığını güçlendirmedikçe savaşın sadece faturasını öder, tahsilata gelince avucunu yalar. Rusya destekli Esed/Hamaney rejiminin Cenevre öncesinde Türkmen Dağı'nda ne pahasına olursa olsun yeni mevziler kazanmak için varını yoğunu ortaya koyması nedendir sanıyorsunuz?
Tabii ki ikincisi.
PKK'nın Suriye kolu olan PYD, Suriye'de Bağdadi Grubu'yla savaşan tek unsur veya bu savaşın önde gideni olmak şöyle dursun, mezkûr grupla Kobani dışında bir yerde daha doğru dürüst karşı karşıya gelmiş bile değil. ABD ve Rusya nezdinde muteber olmanın şartı Bağdadi Grubu'yla savaşmak ise, Suriye'de bu şartı en iyi şekilde yerine getiren gruplar, devrimci Ahrar-ı Şam, Ceyş-ı İslam ve Cephet-i Şamiye'dir; PYD'yi değil bunları baş tacı etmeleri gerekir. Bağdadi Grubu'nun tuttuğu bütün cephelerde her gün, her saat, her an çatır çatır savaşıyorlar onunla. Üstelik, Uluslararası Af Örgütü'nün PYD'ye isnat ettiği sayısız savaş suçuyla kıyaslandığında bu gruplar ın insan hakları sicili Batılı standartlara göre bile pir-u pak sayılır. Hadi bakalım!
"İyi de, o saydığınız devrimci grupların hepsi İslamî, oysa PYD laik" mi dedi biri? A evet, "Suriye'ye İslamcılar vaziyet etmesin de isterse kan gölünde boğulsun Suriye" ve "Kuzey Suriye'ye İslamcılar yerine laik PYD hakim olsun da isterse o mıntıkanın bütün Arap ve Türkmenleri etnik temizlik kurbanı olsun" anlayışı da var tabii; fakat asıl hedef, İran'ın da gözettiği hedef, hatta İran'ın ABD ve Rusya'dan bile daha ihtiraslı bir şekilde gözettiği hedef, PYD rejimini güçlendirerek Akdeniz'!e kadar indirmek ve Erbil'de de yönetimi değiştirip Suriye ve Irak'ta Türkiye'nin önüne bir hat çekmek (İran sınırı zaten hat), bu hatla Türkiye ile İslam dünyasının fiziki bağını koparmaktır. İran'ın da severek konuştuğu gavurca lisanıyla söyleyelim: "Yeni Osmanlı'yı durdurmak." Kendi lisanımızla da söyleyelim: İttihadı İslam imkânını ve ihtimalini ortadan kaldırmak.
PYD projesi, Türkiye'yi Kars'la Edirne arasına hapsetme ve PKK vasıtasıyla o sahayı bile küçültüp Türkiye'nin gardını iyice düşürme projesidir. Şimdi bu projenin sahipleri Türkiye'ye hiç utanmadan "Gel şu PYD'nin de Suriye muhalefeti kapsamında Cenevre toplantısına katılmasına razı ol" diyorlar. Kendi ayağımıza sıkmamızı rica ediyorlar yani.
Esed/Hamaney rejiminin bekçiliğini yapan, hatta "Esed ordusuna asker verebiliriz" bile diyen PYD, rejim muhalifi Suriyeliler arasında sayılmalıymış! Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun bu arsızlığa verdiği cevap mükemmel: "PYD çok istiyorsa toplantıya rejim adına katılsın."
Cuma günü (29 Ocak) yapılacağı ilan edilen Cenevre toplantısından -PYD katılsın veya katılmasın- adalet namına hiçbir şey beklemediğimizi de bu vesile ile ifade edelim. "Muhalefetin hamisi" ABD ile "rejimin hamileri" Rusya ve İran'ın aynı safta yer aldığı bir "barış süreci"nde adalet aranamayacağına göre, o sürecin sahiden barışa hizmet etmesi de mümkün değil. Adalet yoksa barış da yok çünkü.
Türkiye mi? Suriye cephelerindeki varlığını güçlendirmedikçe savaşın sadece faturasını öder, tahsilata gelince avucunu yalar. Rusya destekli Esed/Hamaney rejiminin Cenevre öncesinde Türkmen Dağı'nda ne pahasına olursa olsun yeni mevziler kazanmak için varını yoğunu ortaya koyması nedendir sanıyorsunuz?
'Rica etsek, Türkiye kendi ayağına sıkabilir mi acaba?'
Reviewed by Habersizim
on
10:17:00
Rating:

Hiç yorum yok: