Kitap isimleri oldum olası hep dikkatimi çekmiştir. İnsanoğlunun olduğu gibi kitaplara verilenisimlerinde bir kaderi olduğuna inanırım. Yüzlerce sayfada anlatılan bilgi, bazen bir kitabın iki satırlık isminde mündemiç olabiliyor. Mustafa Armağan’ın “Osmanlı: İnsanlığın Son Adası” kitabı da benim gözümde işte böyle özel bir isme sahip kitaplardandır. Osmanlı’nın, dönemi için ne anlam ifade ettiği, bu isimle çok net anlatılmıştır. Mustafa Armağan belki de bu ismi, Ahmet Cevdet Paşa’ya atfedilen şu sözden dolayı vermiştir: Şayet Avrupa bir ihtilalle alt üst olursa, namuslu insanların sığınacağı tek ada, Devlet-i Aliyye’dir…
Osmanlı, sadece Müslümanlar için yahut sadece kendi mezhebinden, kendi ırkından, kendi toprağından olanlar için değil, her ırktan, her dinden, her mezhepten, her yerden kopup gelen, can havliyle tutunacak bir dal arayan tüm mazlumlar için güvenli bir sığınak olarak var oldu hep. Başı dara düşen kim varsa, soluğu bu topraklarda aldı. Kendi ülkesinde can güvenliği kalmayan kim varsa Osmanlı’nın kanatları altına sığınmaktan çekinmedi. Mazlumlar, mağdurlar, mülteciler yüzlerce yıl bu topraklarda kendilerini emniyette ve güvende hissetti. İnsanlığın, azgın dalgalar karşısında sığınabileceği son adaydı Osmanlı. Yıkılana kadar da bu görevini yerine getirdi.
İnsanlığın son adası olma görevi bu kez Türkiye’nin ellerinde yükseliyor. Osmanlı’dan devraldığı bu kutlu görevi, her türlü olumsuzluğa rağmen yaşatmaya gayret eden Türkiye,insanlığın son adası olarak anılmayı fazlasıyla hak ediyor. Çevremizde, komşularımızda, uzak diyarlarda başı dara düşen mazlumların ilk baktığı yer,hep burası oluyor. Yollara düşüp ulaştıkları, kendilerini güvende hissettikleri toprak parçası burası oluyor. Eğer öyle olmasaydı iki milyondan fazla Suriyeli ve Iraklı muhacir bu topraklarda yaşamazdı. Ülkemizin imkânları daha müsait olsa da bize sığınan herkesi daha iyi koşullarda ağırlayabilsek. Bu konuda devleti yönetenlerin de benim gibi düşündüklerine eminim.
Türkiye’den daha iyi şartlarda yaşayacaklarını düşünerek Avrupa’ya doğru yola çıkan mültecilerin neler yaşadıkları hepimizin malumu. Sınırlarını kapatanlar bir yana… Göstermelik bir şekilde az sayıda mülteciye kapılarını açan ülkelerin de mültecilerin elinde avucunda ne varsa almak için yeni yasalar çıkardıklarını görüyoruz. Canını kurtarmanın derdindeki insanların cebine göz diken bu devletlerin hangisi insanlık namına bir iş yapmanın garantisini, güvenini, huzurunu veriyor? Hiç biri… Farkında mısınız, Avrupa’nın farklı ülkelerindeki mülteci kamplarındaki muameleye katlanamayan mülteciler, birer birer intihar ediyor. Bu vebal hepimize yeter…
“İnsanlığın son adası: Türkiye” tezimi, Sultanahmet Meydanı’nda 10 Alman turistin hayatını kaybettiği canlı bomba saldırısından sonra Filistinli karikatür sanatçısı Ala El Lakata’nın çizdiği karikatür ile birlikte düşünmenizi istiyorum. Mazlumlara el açan Türkiye… Ve o eli, sırtında silahıyla canhıraş bir şekilde ısırmaya çalışan bir IŞİD militanı. Sayfalar dolusu edilecek söze gerek bırakmadan meramımızı çok net bir şekilde anlatmış El Lakata. Tüm mazlumlara elini, kapısını, yüreğini açan Türkiye, taşeron terör örgütlerince kıskaca alınmak isteniyor. IŞİD, sansasyonel canlı bomba eylemleri ile PKK ise şehir merkezlerini, mahalleleri terörize ederek amacına ulaşacağını düşünüyor. İkisinin de hedefi, Türkiye’yi güçsüz düşürmek ve kendi derdi ile meşgul olmasını sağlayarak mazlumlara olan ilgisini/ alakasını kaybettirmek. Ancak, onlar ne yaparsa yapsın; Türkiye, halkıyla ve devletiyle insanlığın son adası olmayı sürdürecek...
Osmanlı, sadece Müslümanlar için yahut sadece kendi mezhebinden, kendi ırkından, kendi toprağından olanlar için değil, her ırktan, her dinden, her mezhepten, her yerden kopup gelen, can havliyle tutunacak bir dal arayan tüm mazlumlar için güvenli bir sığınak olarak var oldu hep. Başı dara düşen kim varsa, soluğu bu topraklarda aldı. Kendi ülkesinde can güvenliği kalmayan kim varsa Osmanlı’nın kanatları altına sığınmaktan çekinmedi. Mazlumlar, mağdurlar, mülteciler yüzlerce yıl bu topraklarda kendilerini emniyette ve güvende hissetti. İnsanlığın, azgın dalgalar karşısında sığınabileceği son adaydı Osmanlı. Yıkılana kadar da bu görevini yerine getirdi.
İnsanlığın son adası olma görevi bu kez Türkiye’nin ellerinde yükseliyor. Osmanlı’dan devraldığı bu kutlu görevi, her türlü olumsuzluğa rağmen yaşatmaya gayret eden Türkiye,insanlığın son adası olarak anılmayı fazlasıyla hak ediyor. Çevremizde, komşularımızda, uzak diyarlarda başı dara düşen mazlumların ilk baktığı yer,hep burası oluyor. Yollara düşüp ulaştıkları, kendilerini güvende hissettikleri toprak parçası burası oluyor. Eğer öyle olmasaydı iki milyondan fazla Suriyeli ve Iraklı muhacir bu topraklarda yaşamazdı. Ülkemizin imkânları daha müsait olsa da bize sığınan herkesi daha iyi koşullarda ağırlayabilsek. Bu konuda devleti yönetenlerin de benim gibi düşündüklerine eminim.
Türkiye’den daha iyi şartlarda yaşayacaklarını düşünerek Avrupa’ya doğru yola çıkan mültecilerin neler yaşadıkları hepimizin malumu. Sınırlarını kapatanlar bir yana… Göstermelik bir şekilde az sayıda mülteciye kapılarını açan ülkelerin de mültecilerin elinde avucunda ne varsa almak için yeni yasalar çıkardıklarını görüyoruz. Canını kurtarmanın derdindeki insanların cebine göz diken bu devletlerin hangisi insanlık namına bir iş yapmanın garantisini, güvenini, huzurunu veriyor? Hiç biri… Farkında mısınız, Avrupa’nın farklı ülkelerindeki mülteci kamplarındaki muameleye katlanamayan mülteciler, birer birer intihar ediyor. Bu vebal hepimize yeter…
“İnsanlığın son adası: Türkiye” tezimi, Sultanahmet Meydanı’nda 10 Alman turistin hayatını kaybettiği canlı bomba saldırısından sonra Filistinli karikatür sanatçısı Ala El Lakata’nın çizdiği karikatür ile birlikte düşünmenizi istiyorum. Mazlumlara el açan Türkiye… Ve o eli, sırtında silahıyla canhıraş bir şekilde ısırmaya çalışan bir IŞİD militanı. Sayfalar dolusu edilecek söze gerek bırakmadan meramımızı çok net bir şekilde anlatmış El Lakata. Tüm mazlumlara elini, kapısını, yüreğini açan Türkiye, taşeron terör örgütlerince kıskaca alınmak isteniyor. IŞİD, sansasyonel canlı bomba eylemleri ile PKK ise şehir merkezlerini, mahalleleri terörize ederek amacına ulaşacağını düşünüyor. İkisinin de hedefi, Türkiye’yi güçsüz düşürmek ve kendi derdi ile meşgul olmasını sağlayarak mazlumlara olan ilgisini/ alakasını kaybettirmek. Ancak, onlar ne yaparsa yapsın; Türkiye, halkıyla ve devletiyle insanlığın son adası olmayı sürdürecek...
İnsanlığın son adası: Türkiye
Reviewed by Habersizim
on
01:37:00
Rating:

Hiç yorum yok: