Havada uçan kuşa…

Varmak istediğimiz yerde olduğumuzun, farkında mıyız? Bu dörtnala koşuş, bu yetişme çabasına bakılırsa hayır! Her şeyin tam orta yerinde, kendi hakikatimiz gelsin çarpsın istiyoruz, nafile! Çünkü hakikat aklımızdan çok daha hızlı bir koşucu, neredeyse kanatlı, ama kaçtığı yok, bekliyor, sükûnetle ve suhuletle bekliyor. Bekliyor gelsin birileri ve yol arkadaşlığı yapsın diye.

Oysa hakikati bulduğunu sanan delikanlı, hoyratça, hızlı bir yürek çarpıntısını fon müziği yapa yapa, avurtlarını şişire şişire kalabalığın önünde devrimci sloganlar atıyor. Çünkü kendini saygın ve önemli hissetmek için bildiği tek yol bu. Yeterince cesareti, yo hayır bu bir yanılsama, daha fazla kendini bulmaya ihtiyacı olsaydı, hendek kazardı şüphesiz.

Kürsüden konuşma yapan saygın sivil toplum önderi, geniş kitlelere hakikati ulaştırmaya çalışıyor. Aydınlanacak, birazdan tüm mümin yürekler. Oysa bir tek kişi, hesapsız, kitapsız, içten, samimi olarak sadece bir kişi, kendisini dinleseydi, konuşmasına gerek kalmazdı. Yalnızlık hissini bastırmak için içine daldığı kalabalık, bir süre sonra kendini daha fazla yalnız hissettiriyor, o zaman daha büyük kalabalıklara hitap etme isteği duyuyor.

İstihdam ve üretim sayesinde ülkesine hizmet etmiş ve elbette yeterince para kazanmış biri olarak iş adamı, esnaf, tüccar kişisi, hafta sonu kahvaltı masasında mutlu yüzler oyunu oynuyor. Mutluluk satın almak için yeterince parası var, ama işte mutluluk parayla alınmıyor. Parayla satın alınabilen sadece bir mutlu an karesi, gerekli malzemeler; mekân, aile, bir deklanşör süresi boyunca kullan ılan gülme kasları.

Klavyenin başında yeni bir dünya inşa eden meşhur yazarımız sayesinde dava bir adım daha ilerleyecek. Bekliyor okurlar, Güneş’te kurutulmuş süngerler gibi bekliyor, hakikat damlalarını. Bu bir adanmışlık, bu bir feda öyküsü. Davayı bir adım daha ileriye götürmek için, canla başla, sütunlardan sayfalara, sayfalardan ekranlara seğirtiyor yazarımız. Bilinmek istemek, çok eski bir damar. Canlı bomba, üzerine kilolarca bombayı sararak adım, adım ilerliyor mumya adımlarıyla. Birazdan bir halk için, bir dava için paramparça olacak. Bedeni parçalanacak ama adı yekpare olarak tarihe kazınacak. Yoldaşlar, adı için bir araya gelip yumruklar ını sıkacaklar.

Biz hep kendisi için yaşayan insanları küçümseyip durduk. Önemli olan başkaları için yaşayan insanlardı. Başkaları için yaşayan insanlar imar ediyordu, başkaları için yaşaya insanlar inşa ediyordu, başkaları için yaşayan insanlar dünyayı güzelleştiriyordu. Ancak bir uyuşmazlık, bir hesap hatası var sanki, bir şeyler oturmuyor işte. O zaman dedem geliyor aklıma. Sık sık tekrar ettiği o veciz ifadeler: “Havada uçan kuşa, yolun ne hayrı var. Kendine hayrı olmayanın, ele ne hayrı var.”
Havada uçan kuşa… Havada uçan kuşa… Reviewed by Habersizim on 20:22:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: