Cengiz Han zina, mal ve gıdanın yanı sıra, farklı dinlerin de potansiyel bir anlaşmazlık konusu olduğunun farkındaydı. Bozkırlarda yaygın olan Şamanizm, Hıristiyanlık, Budizm ve İslam taraftarları arasında din değiştirenler her zaman oluyor ve taraftarların hemen hepsi kendi dinlerinin tek doğru din olduğunu iddia ediyordu. Dünyada bu konudaki ilk düzenlemeyi yapan kişi olan Cengiz Han, herkese tam bir dini özgürlük tanıdı. Kendisi anayurdundaki ruhlara taptığı halde, bunların milli bir ibadet haline dönüşmesine izin vermedi.
Cengiz Han tüm dinleri geliştirmek amacıyla dini liderlerden vergi alınmasını yasakladı ve onları her türlü kamu görevinden muaf tuttu. Daha sonra belli mesleklerin gelişimine katkıda bulunmak için aynı uygulamayı tüccar, müteahhit, doktor, avukat, öğretmen ve alimlere de getirdi. Cengiz Han, hanlık unvanı için savaşılmasını önlemek amacıyla bir dizi kanun getirdi. Masaya göre han, her zaman kurultay tarafından seçilmeliydi. Ailesinin herhangi bir üyesinin seçim yapmadan hanlığa gelmesini önemli bir suç saydı. Düşmanların birbirini öldürmesini engellemek için, ölüm cezasının tek bir kişi tarafından değil, tüm ailelerin temsilcilerinin bulunacağı bir kurultayca verilmesi şartını getirdi. Böylece hanlık yarışında kardeş katlini meşru görensistemi yasaklamış oldu.
Cengiz Han tarafından sistemleştirilen Moğol yasaları, grup, sorumluluğunu ve grup cürmünü kabul ediyordu. Tek bir bireyin aile bağlamı ve bağlı bulunduğu daha büyük gruplar dışında hukuki bir varlığı yoktu; bu nedenle aileler bireylerinin suçlarından sorumluydu. Bir kişinin işlediği suç, herkesin cezalandırılmasını gerektiriyordu. Aynı şekilde, bir kavim veya manga kendi içindeki bireylerin hareketlerinden sorumluydu. Bu nedenle sadece ordu veya sivil idare değil bütün ulus, yasalara uygun yaşanmasından sorumluydu. Yasanın yürütülmesi ve yasaya bağlı yaşam en üst kademede, yani kağanda başlıyordu. Bu şekilde Cengiz Han, yasanın her bir bireye ve hatta egemen kişiye üstünlüğünü ilan etmiş oluyordu. Hükümran konumundaki kişiyi de yasaya tabi kılarak, o zamana kadar hiçbir medeniyetin yapmadığı bir şeyi yapmıştı.Cengiz Han, birçok mede¬niyetin tersine özellikle de monarşinin yasadan üstün tutulduğu Batı Avrupa’nın anayasaya uymaktan ve onu korumaktan herhangi bir bireykadar, baştaki yöneticinin de sorumlu olduğunu göstermişti. Kendinden sonra gelenler bu yasayı sadece elli yıl daha koruyabildi ve sonra yürürlükten kaldırıldı.
Bu bozkırlar, Müslüman tüccarlar ve Hıristiyan rahipler vasıtasıyla yüzyıllar önce yazı ile tanışmış olmasına rağmen, yerel halktan pek azı okuma yazma biliyordu. Hatta Tatar, Nayman ve Kereyit kavimlerinin âlimleri bile okuma yazma öğrenmemişti. Bilindiği kadarıyla Moğollardan hiçbiri okuma yazma bilmiyordu. Cengiz Han 1204 yılında Nayman’ı fethettiğinde, Tayang Han’ın yanında duyurularını yazan ve sonra da resmi devlet mührüyle bu duyuruları mühürleyen bir kâtip bulundurduğunu görmüştü. Bu yüzden Cengiz Han imparatorluğu yönetebilmek ve özellikle birçok yeni yasa ve düzenlemeyi hâkimiyeti altındaki bu büyük ülkenin her tarafına bildirebilmek için bir yazı sistemi benimsenmesini emretti.
Cengiz Han çıkardığı yasaları takip edebilmek için, bozkırlarda bulduğu altın küpeli ve hızmalı manevi kardeşi Şigi-Kütagü’yü kritik bir pozisyona getirdi ve onu hâkim yaptı. Kütagü’nün görevi, “hırsızları cezalandırmak ve yalanları ortaya çıkarmak” olduğu kadar, Cengiz Han’ın verdiği kararları kutsal gökyüzünün rengi olan mavi renkle ciltlenmiş beyaz kâğıt üzerine kaydetmekti. Cengiz Han bu devasa ülkedeki örgütlenme içerisinde bağlılığı sağlamak için eski bir siyasi geleneği tekrar canlandırdı. Buna göre, bin kişilik ve on bin kişilik her bir birimin komutanından, kendi oğullarını ve oğullarının en iyi arkadaşlarını kendisine yollamalarını istedi. Bu kişiler de kendi onar bin kişilik ordularını kuracaklardı. Böylece Cengiz Han bir suç işlediklerinde akrabalarını öldürmekle tehdit etmek yerine, çok daha etkili bir strateji geliştirmiş oldu; rehin olabilecek kişileri yöneticiler yaptı ve bunları devlet içinde etkin olmayan veya sadakatsiz kişilerin yerini hemen alabilecek kişiler olarak tuttu. Böylesine potansiyel bir değiştirme sistemi, savaşta sadakatin korunması için akrabanın öldürülmesi tehdidinden çok daha etkili bir sistemdi. Cengiz Han böylece rehin sistemini değiştirdi ve rehin olabilecek kişileri devletin parçası haline getirdi. Böylece her bir ailenin hükümetle doğrudan ve kişisel bir ilişkisi olmuş oluyordu. Özetle Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethedene kadar, bütün İslam dünyası, Türk dünyası, bugünkü Rusya, Çin ve Hindistan’da geçerli olan Cengiz Han Yasaları şunlardır:
1. Kâinatın yaratıcısı tek Tanrı’dır bu Tanrı’ya tapılacaktır.
2. Cengiz Han’ın erkek soyundan olmayan hiç kimse kendini “Han” ilân edemez. Erkek soyundan gelenleri ise ancak Kurultay kararıyla “Han” olabilirler.
3. Düşman teslim olmadıktan sonra onlarla barış antlaşması imzalanamaz.
4. Ordu yüz, bin, on bin kişilik kıtalar halinde olacaktır. Silahları muhafazaya görevli subay; askerlere silahlarını kendi eliyle teslim eder, bir de askerler silahlarını kışın ava gitmek için alabilirler.
5. Saray ve orduya, kışın yiyecek bulabilmek için halk, Mart ayından Mayıs öncesine kadar ceylan ve benzeri av hayvanları avlarlar.
6. Hayvanların kanı ve bağırsakları yenilebilir.
7. Savaşa gitmeyenler bayındırlık işlerinin bütününe katılmak zorundadır. Ayrıca haftada bir gün Han’ın hizmetinde çalışırlar.
8. Çaldıkları eşya kıymetli ise hırsızlar idam edilirler, fakat eşya önemli değilse, yedi veya yedi yüz değnek vurulur. Çalınan malın dokuz katı kadar mal verenler değnek cezasından kurtulur.
9. Moğollar ve Tatarlar kendi milletlerinden köle edinemezler. Başkasının kölesini -velisinin izni olmaksızın- kendi hizmetinde kullananlar idam olunurlar. Kaçak bir köleye rastlayan onu velisine getirmeye memurdur. Getirmeyen idam cezasına çarptırılır.
10. Erkek birinci ve ikinci derecede akrabasından olmamak şartıyla zevcesini satın alacaktır. Herkes idare edebileceği kadar kadın ve cariye alabilir.
11. Zina yapanlar idam olunur. Zina yapanı suçüstü yakalayan şahit onları öldürebilir.
12. İki aile ölen çocukları için düğün yaparak onları evlendirebilir.
13. Casuslar, yalancı şahitler, homoseksüeller, sihirbaz ve büyücüler idam olunur.
14. Zimmetine para geçiren mal memurları idam olunur. Eğer ihtilas küçük ise Han’ın huzuruna çıkarılacaktır.
15. Tarkanların(asilzade) aynı kusurları dokuz defaya kadar bağışlanır.
16. Gök gürlerken suya girmek yasaktır. (Moğollar gök gürlemesinden çok korkarlardı ve gök gürlediği zaman suya girmek âdetleri vardı. Cengiz Han bu âdetin önünü almak için bu yasağı koymuştur).
Cengiz Han tüm dinleri geliştirmek amacıyla dini liderlerden vergi alınmasını yasakladı ve onları her türlü kamu görevinden muaf tuttu. Daha sonra belli mesleklerin gelişimine katkıda bulunmak için aynı uygulamayı tüccar, müteahhit, doktor, avukat, öğretmen ve alimlere de getirdi. Cengiz Han, hanlık unvanı için savaşılmasını önlemek amacıyla bir dizi kanun getirdi. Masaya göre han, her zaman kurultay tarafından seçilmeliydi. Ailesinin herhangi bir üyesinin seçim yapmadan hanlığa gelmesini önemli bir suç saydı. Düşmanların birbirini öldürmesini engellemek için, ölüm cezasının tek bir kişi tarafından değil, tüm ailelerin temsilcilerinin bulunacağı bir kurultayca verilmesi şartını getirdi. Böylece hanlık yarışında kardeş katlini meşru görensistemi yasaklamış oldu.
Cengiz Han tarafından sistemleştirilen Moğol yasaları, grup, sorumluluğunu ve grup cürmünü kabul ediyordu. Tek bir bireyin aile bağlamı ve bağlı bulunduğu daha büyük gruplar dışında hukuki bir varlığı yoktu; bu nedenle aileler bireylerinin suçlarından sorumluydu. Bir kişinin işlediği suç, herkesin cezalandırılmasını gerektiriyordu. Aynı şekilde, bir kavim veya manga kendi içindeki bireylerin hareketlerinden sorumluydu. Bu nedenle sadece ordu veya sivil idare değil bütün ulus, yasalara uygun yaşanmasından sorumluydu. Yasanın yürütülmesi ve yasaya bağlı yaşam en üst kademede, yani kağanda başlıyordu. Bu şekilde Cengiz Han, yasanın her bir bireye ve hatta egemen kişiye üstünlüğünü ilan etmiş oluyordu. Hükümran konumundaki kişiyi de yasaya tabi kılarak, o zamana kadar hiçbir medeniyetin yapmadığı bir şeyi yapmıştı.Cengiz Han, birçok mede¬niyetin tersine özellikle de monarşinin yasadan üstün tutulduğu Batı Avrupa’nın anayasaya uymaktan ve onu korumaktan herhangi bir bireykadar, baştaki yöneticinin de sorumlu olduğunu göstermişti. Kendinden sonra gelenler bu yasayı sadece elli yıl daha koruyabildi ve sonra yürürlükten kaldırıldı.
Bu bozkırlar, Müslüman tüccarlar ve Hıristiyan rahipler vasıtasıyla yüzyıllar önce yazı ile tanışmış olmasına rağmen, yerel halktan pek azı okuma yazma biliyordu. Hatta Tatar, Nayman ve Kereyit kavimlerinin âlimleri bile okuma yazma öğrenmemişti. Bilindiği kadarıyla Moğollardan hiçbiri okuma yazma bilmiyordu. Cengiz Han 1204 yılında Nayman’ı fethettiğinde, Tayang Han’ın yanında duyurularını yazan ve sonra da resmi devlet mührüyle bu duyuruları mühürleyen bir kâtip bulundurduğunu görmüştü. Bu yüzden Cengiz Han imparatorluğu yönetebilmek ve özellikle birçok yeni yasa ve düzenlemeyi hâkimiyeti altındaki bu büyük ülkenin her tarafına bildirebilmek için bir yazı sistemi benimsenmesini emretti.
Cengiz Han çıkardığı yasaları takip edebilmek için, bozkırlarda bulduğu altın küpeli ve hızmalı manevi kardeşi Şigi-Kütagü’yü kritik bir pozisyona getirdi ve onu hâkim yaptı. Kütagü’nün görevi, “hırsızları cezalandırmak ve yalanları ortaya çıkarmak” olduğu kadar, Cengiz Han’ın verdiği kararları kutsal gökyüzünün rengi olan mavi renkle ciltlenmiş beyaz kâğıt üzerine kaydetmekti. Cengiz Han bu devasa ülkedeki örgütlenme içerisinde bağlılığı sağlamak için eski bir siyasi geleneği tekrar canlandırdı. Buna göre, bin kişilik ve on bin kişilik her bir birimin komutanından, kendi oğullarını ve oğullarının en iyi arkadaşlarını kendisine yollamalarını istedi. Bu kişiler de kendi onar bin kişilik ordularını kuracaklardı. Böylece Cengiz Han bir suç işlediklerinde akrabalarını öldürmekle tehdit etmek yerine, çok daha etkili bir strateji geliştirmiş oldu; rehin olabilecek kişileri yöneticiler yaptı ve bunları devlet içinde etkin olmayan veya sadakatsiz kişilerin yerini hemen alabilecek kişiler olarak tuttu. Böylesine potansiyel bir değiştirme sistemi, savaşta sadakatin korunması için akrabanın öldürülmesi tehdidinden çok daha etkili bir sistemdi. Cengiz Han böylece rehin sistemini değiştirdi ve rehin olabilecek kişileri devletin parçası haline getirdi. Böylece her bir ailenin hükümetle doğrudan ve kişisel bir ilişkisi olmuş oluyordu. Özetle Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethedene kadar, bütün İslam dünyası, Türk dünyası, bugünkü Rusya, Çin ve Hindistan’da geçerli olan Cengiz Han Yasaları şunlardır:
1. Kâinatın yaratıcısı tek Tanrı’dır bu Tanrı’ya tapılacaktır.
2. Cengiz Han’ın erkek soyundan olmayan hiç kimse kendini “Han” ilân edemez. Erkek soyundan gelenleri ise ancak Kurultay kararıyla “Han” olabilirler.
3. Düşman teslim olmadıktan sonra onlarla barış antlaşması imzalanamaz.
4. Ordu yüz, bin, on bin kişilik kıtalar halinde olacaktır. Silahları muhafazaya görevli subay; askerlere silahlarını kendi eliyle teslim eder, bir de askerler silahlarını kışın ava gitmek için alabilirler.
5. Saray ve orduya, kışın yiyecek bulabilmek için halk, Mart ayından Mayıs öncesine kadar ceylan ve benzeri av hayvanları avlarlar.
6. Hayvanların kanı ve bağırsakları yenilebilir.
7. Savaşa gitmeyenler bayındırlık işlerinin bütününe katılmak zorundadır. Ayrıca haftada bir gün Han’ın hizmetinde çalışırlar.
8. Çaldıkları eşya kıymetli ise hırsızlar idam edilirler, fakat eşya önemli değilse, yedi veya yedi yüz değnek vurulur. Çalınan malın dokuz katı kadar mal verenler değnek cezasından kurtulur.
9. Moğollar ve Tatarlar kendi milletlerinden köle edinemezler. Başkasının kölesini -velisinin izni olmaksızın- kendi hizmetinde kullananlar idam olunurlar. Kaçak bir köleye rastlayan onu velisine getirmeye memurdur. Getirmeyen idam cezasına çarptırılır.
10. Erkek birinci ve ikinci derecede akrabasından olmamak şartıyla zevcesini satın alacaktır. Herkes idare edebileceği kadar kadın ve cariye alabilir.
11. Zina yapanlar idam olunur. Zina yapanı suçüstü yakalayan şahit onları öldürebilir.
12. İki aile ölen çocukları için düğün yaparak onları evlendirebilir.
13. Casuslar, yalancı şahitler, homoseksüeller, sihirbaz ve büyücüler idam olunur.
14. Zimmetine para geçiren mal memurları idam olunur. Eğer ihtilas küçük ise Han’ın huzuruna çıkarılacaktır.
15. Tarkanların(asilzade) aynı kusurları dokuz defaya kadar bağışlanır.
16. Gök gürlerken suya girmek yasaktır. (Moğollar gök gürlemesinden çok korkarlardı ve gök gürlediği zaman suya girmek âdetleri vardı. Cengiz Han bu âdetin önünü almak için bu yasağı koymuştur).
Cengiz Han yasaları ve ulus devlet - II
Reviewed by Habersizim
on
10:39:00
Rating:

Hiç yorum yok: