Türkçemizin yaşayan en büyük canlı, deyim hazinelerinden annem Mualla Hanım’ın dilimize kazandırdığı bir darbı meseldir: Misafir on tane kısmetiyle gelir. Birini yer, dokuzunu bırakır.
Mülteci sayısı henüz yüz binlerde dolaşırken, uluslararası bir kuruluşun temsilcisi 500 bin mültecide ekonomimizin çökeceğini öngörmüştü. Tahminini yüce rabbim boşa çıkardı. Bizde buna misafirin bereketi derler.
Bu coğrafya Büyük Kafkas Göçü ile gürledi. Selanik’ten gelenittihatçı güruhunun başımıza açtığı Balkan Savaşlarının yükünü sırtladı. Şehri İstanbul - ki bir sengi, kamu Acem mülküne fedadır -Anadolu’dan gelen milyonları soğurdu. 1914’de ekonomimiz Almanya’nın yüzde biri bile etmiyordu. 80 yıllık parantezde nüfusumuz (en az beş kat attı) ve alım gücümüzle ancak yüzde ona ulaşabildik. 2023 yolunda yüzde 50’ye doğru emin adımlarla ilerliyoruz.
Camilerde çok anlatılır. Padişah ülkeyi teftişe çıkmış. Torunları için fidan diken piri faniyeödül olarak bir kese altın vermiş. Köylü altına alınca “Gördün mü demiş, fidan daha dikilirken, meyvesini verdi” diyerek ikinci keseyi hakketmiş. “Her ağaç yılda bir kez meyve verir, benimkisi şimdiden bir yılda iki kez meyve verdi” deyince de padişah oradan uzaklaşmayı tercih etmiş.
Suriyeli kardeşlerimiz için 7,5 milyar dolar harcadık. Avrupa Birliği, mültecileri kendi topraklarından uzak tutmamız için şimdiden nerede ise bunun yarısını bize ödüyor. Tabii yıllardır kangrene dönüşen vize sorunu da kendiliğinden ortadan kalkıyor.
Gelen göçmenlerin bir kısmı yüklü paralar ile geldiler ve ülkemizde mülk edindiler. Bir kısmı işgücü olarak ülkemize destek çıktı. Diğer bir kısmı da burada işyerleri kurup bize de istihdam sağladılar.
Savaş bittikten sonra da yıkılan bir ülkeyi yeniden inşa edeceğiz. İnşaat sektörü bir motordur ve onlarca alt sektörü harekete geçirir. Bunun ekonomik yaşantımıza katkı sağlayacağı ortada.
Rahmetli Turgut Bey, her zaman 100 milyonluk bir Türkiye’nin hayalini görürdü. Kim bilir, belki de bu hayalini gerçekleştirmemizin anahtarı burada yatmaktadır. Yani Yüce Yaradan ülkemize nüfus ve bereket katmak için bunu murat etmiş olabilir.
Bu kahraman coğrafya Büyük Bosna’dır, çünkü topraklarında Bosna’dakinden daha fazla Boşnak barındırır. Büyük Arnavutluk’tur. Büyük Makedonya’dır. Büyük Kosova’dır. Tabii bu arada Büyük Kafkasya’dır. Büyük olmasa bile ileride Küçük Suriye de olacaktır.
3 yaşında idim. Çok sevdiğim (!) yengemler bize misafirliğe gelmişlerdi ve bir türlü evlerine gitmiyorlardı. Ne zaman gideceklerini sormak gafletinde bulundum Bu talihsiz olayın aziz hatırasını hala elimde taşıyorum. Misafire ne zaman evine döneceği sorulmazmış. Kemal Amcaherhalde Türk terbiyesinin en temel kuralınınöğrenememiş anlaşılan.
Mükemmel dost, dost kavramının müsemması Fisun Dileme hanımdan aynen nakildir. Prizrenli Ramiz Ağa İstanbul’a akrabalarının yanına gelmiş. Sirkeci’de vapur iskelesinden Harem’ebilet alacak. Gişe memuru tek gidiş mi, yoksa gidiş dönüş mü diye soranda (!) Ramiz Ağa şaşalamış. “Ne bileym more, tutarlarsa kalacam!.”
Biladı Şam’dan gelmişsiniz, bereket getirmişsiniz yurdumuza: “Tutayz be sizi kızanlar, daha çok prasa büregi yiyecesık.”
Mülteci sayısı henüz yüz binlerde dolaşırken, uluslararası bir kuruluşun temsilcisi 500 bin mültecide ekonomimizin çökeceğini öngörmüştü. Tahminini yüce rabbim boşa çıkardı. Bizde buna misafirin bereketi derler.
Bu coğrafya Büyük Kafkas Göçü ile gürledi. Selanik’ten gelenittihatçı güruhunun başımıza açtığı Balkan Savaşlarının yükünü sırtladı. Şehri İstanbul - ki bir sengi, kamu Acem mülküne fedadır -Anadolu’dan gelen milyonları soğurdu. 1914’de ekonomimiz Almanya’nın yüzde biri bile etmiyordu. 80 yıllık parantezde nüfusumuz (en az beş kat attı) ve alım gücümüzle ancak yüzde ona ulaşabildik. 2023 yolunda yüzde 50’ye doğru emin adımlarla ilerliyoruz.
Camilerde çok anlatılır. Padişah ülkeyi teftişe çıkmış. Torunları için fidan diken piri faniyeödül olarak bir kese altın vermiş. Köylü altına alınca “Gördün mü demiş, fidan daha dikilirken, meyvesini verdi” diyerek ikinci keseyi hakketmiş. “Her ağaç yılda bir kez meyve verir, benimkisi şimdiden bir yılda iki kez meyve verdi” deyince de padişah oradan uzaklaşmayı tercih etmiş.
Suriyeli kardeşlerimiz için 7,5 milyar dolar harcadık. Avrupa Birliği, mültecileri kendi topraklarından uzak tutmamız için şimdiden nerede ise bunun yarısını bize ödüyor. Tabii yıllardır kangrene dönüşen vize sorunu da kendiliğinden ortadan kalkıyor.
Gelen göçmenlerin bir kısmı yüklü paralar ile geldiler ve ülkemizde mülk edindiler. Bir kısmı işgücü olarak ülkemize destek çıktı. Diğer bir kısmı da burada işyerleri kurup bize de istihdam sağladılar.
Savaş bittikten sonra da yıkılan bir ülkeyi yeniden inşa edeceğiz. İnşaat sektörü bir motordur ve onlarca alt sektörü harekete geçirir. Bunun ekonomik yaşantımıza katkı sağlayacağı ortada.
Rahmetli Turgut Bey, her zaman 100 milyonluk bir Türkiye’nin hayalini görürdü. Kim bilir, belki de bu hayalini gerçekleştirmemizin anahtarı burada yatmaktadır. Yani Yüce Yaradan ülkemize nüfus ve bereket katmak için bunu murat etmiş olabilir.
Bu kahraman coğrafya Büyük Bosna’dır, çünkü topraklarında Bosna’dakinden daha fazla Boşnak barındırır. Büyük Arnavutluk’tur. Büyük Makedonya’dır. Büyük Kosova’dır. Tabii bu arada Büyük Kafkasya’dır. Büyük olmasa bile ileride Küçük Suriye de olacaktır.
3 yaşında idim. Çok sevdiğim (!) yengemler bize misafirliğe gelmişlerdi ve bir türlü evlerine gitmiyorlardı. Ne zaman gideceklerini sormak gafletinde bulundum Bu talihsiz olayın aziz hatırasını hala elimde taşıyorum. Misafire ne zaman evine döneceği sorulmazmış. Kemal Amcaherhalde Türk terbiyesinin en temel kuralınınöğrenememiş anlaşılan.
Mükemmel dost, dost kavramının müsemması Fisun Dileme hanımdan aynen nakildir. Prizrenli Ramiz Ağa İstanbul’a akrabalarının yanına gelmiş. Sirkeci’de vapur iskelesinden Harem’ebilet alacak. Gişe memuru tek gidiş mi, yoksa gidiş dönüş mü diye soranda (!) Ramiz Ağa şaşalamış. “Ne bileym more, tutarlarsa kalacam!.”
Biladı Şam’dan gelmişsiniz, bereket getirmişsiniz yurdumuza: “Tutayz be sizi kızanlar, daha çok prasa büregi yiyecesık.”
Biz sizi tutayz
Reviewed by Habersizim
on
12:12:00
Rating:

Hiç yorum yok: